| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 109. Ayet (2:109:27) | بِاَمْرِه۪ۜ | بامره | bi-emrih(i) | emrini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir. | |||||
| 2 | Bakara 275. Ayet (2:275:35) | وَاَمْرُهُٓ | وامره | ve emruhu | ve işi de | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 3 | Mâide 95. Ayet (5:95:38) | اَمْرِه۪ۜ | امره | emrih(i) | yaptığı işin | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 4 | En'am 159. Ayet (6:159:12) | اَمْرُهُمْ | امرهم | emruhum | onların işi | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. | |||||
| 5 | A'raf 54. Ayet (7:54:24) | بِاَمْرِه۪ۜ | بامره | bi-emrih(i) | buyruğuna | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a[219] kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. | |||||
| 6 | Tevbe 24. Ayet (9:24:0) | بِاَمْرِه۪ۜ | بامره | bi-emrih(i) | emrini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” | |||||
| 7 | Yusuf 15. Ayet (12:15:13) | بِاَمْرِهِمْ | بامرهم | bi-emrihim | onların işlerini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. | |||||
| 8 | Yusuf 21. Ayet (12:21:27) | اَمْرِه۪ | امره | emrihi | işinde | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler. | |||||
| 9 | Yusuf 32. Ayet (12:32:15) | اٰمُرُهُ | امره | âmuruhu | emrettiğim | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.” | |||||
| 10 | Yusuf 68. Ayet (12:68:5) | اَمَرَهُمْ | امرهم | emerahum | emrettiği | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 11 | Yusuf 102. Ayet (12:102:12) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | yapacakları işleri için | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (kıssa), gayb haberlerindendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin. | |||||
| 12 | İbrahim 32. Ayet (14:32:22) | بِاَمْرِه۪ۚ | بامره | bi-emrih(i) | buyruğuyla | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. | |||||
| 13 | Nahl 2. Ayet (16:2:5) | اَمْرِه۪ | امره | emrihi | emri- | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Benden başka ilâh yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. | |||||
| 14 | Nahl 12. Ayet (16:12:9) | بِاَمْرِه۪ۜ | بامره | bi-emrih(i) | O'nun emriyle | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. | |||||
| 15 | Kehf 21. Ayet (18:21:17) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | onların durumlarını | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz, (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), “Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Duruma hâkim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. | |||||
| 16 | Kehf 21. Ayet (18:21:29) | اَمْرِهِمْ | امرهم | emrihim | onların işine | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz, (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), “Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Duruma hâkim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. | |||||
| 17 | Kehf 28. Ayet (18:28:29) | اَمْرُهُ | امره | emruhu | işi | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. | |||||
| 18 | Tâhâ 62. Ayet (20:62:2) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | işlerini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. | |||||
| 19 | Enbiyâ 27. Ayet (21:27:5) | بِاَمْرِه۪ | بامره | bi-emrihi | O'nun buyruğunu | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler. | |||||
| 20 | Enbiyâ 81. Ayet (21:81:5) | بِاَمْرِه۪ٓ | بامره | bi-emrihi | onun emriyle | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz. | |||||
| 21 | Enbiyâ 93. Ayet (21:93:2) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | işlerini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Hepsi de ancak bize dönecekler. | |||||
| 22 | Hacc 65. Ayet (22:65:14) | بِاَمْرِه۪ۜ | بامره | bi-emrihi | emriyle | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||
| 23 | Mü'minûn 53. Ayet (23:53:2) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | işlerini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir. | |||||
| 24 | Nûr 63. Ayet (24:63:20) | اَمْرِه۪ٓ | امره | emrihi | onun emrine | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. | |||||
| 25 | Rum 25. Ayet (30:25:7) | بِاَمْرِه۪ۜ | بامره | bi-emrih(i) | O'nun buyruğuyla | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz. | |||||
| 26 | Rum 46. Ayet (30:46:12) | بِاَمْرِه۪ | بامره | bi-emrihi | buyruğuyla | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüzgârları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, O’nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. | |||||
| 27 | Ahzab 36. Ayet (33:36:16) | اَمْرِهِمْۜ | امرهم | emrihim | o işi | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. | |||||
| 28 | Yâsîn 82. Ayet (36:82:2) | اَمْرُهُٓ | امره | emruhu | O'nun işi | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir. | |||||
| 29 | Sâd 36. Ayet (38:36:5) | بِاَمْرِه۪ | بامره | bi-emrihi | onun buyruğuyla | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Rüzgâr, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. | |||||
| 30 | Mü'min 15. Ayet (40:15:8) | اَمْرِه۪ | امره | emrihi | emrinden olan | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş’ın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir. | |||||
| 31 | Fussilet 12. Ayet (41:12:10) | اَمْرَهَاۜ | امرها | emrahâ | emrini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. | |||||
| 32 | Şûrâ 38. Ayet (42:38:6) | وَاَمْرُهُمْ | وامرهم | ve emruhum | ve işleri | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. | |||||
| 33 | Câsiye 12. Ayet (45:12:9) | بِاَمْرِه۪ | بامره | bi-emrihi | buyruğuyla | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, O’nun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. | |||||
| 34 | Haşr 15. Ayet (59:15:8) | اَمْرِهِمْۚ | امرهم | emrihim | yaptıklarının | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir’de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 35 | Teğabun 5. Ayet (64:5:10) | اَمْرِهِمْ | امرهم | emrihim | işlerinin | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce inkâr edip de inkârlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır. | |||||
| 36 | Talak 3. Ayet (65:3:15) | اَمْرِه۪ۜ | امره | emrih(i) | buyruğunu | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 37 | Talak 4. Ayet (65:4:27) | اَمْرِه۪ | امره | emrihi | işinde | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir. | |||||
| 38 | Talak 9. Ayet (65:9:3) | اَمْرِهَا | امرها | emrihâ | işinin | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu. | |||||
| 39 | Talak 9. Ayet (65:9:6) | اَمْرِهَا | امرها | emrihâ | işinin | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu. | |||||
| 40 | Tahrim 6. Ayet (66:6:20) | اَمَرَهُمْ | امرهم | emerahum | kendilerine buyurduğu | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır. | |||||
| 41 | Abese 23. Ayet (80:23:5) | اَمَرَهُۙ | امره | emerah(u) | O'nun kendisine emrettiği | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, hayır o, Allah’ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.) | |||||