| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1250 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:17) | اُمَّةٍ | امة | ummetin | bir din | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 1251 | Zuhruf 33. Ayet (43:33:5) | اُمَّةً | امة | ummeten | ümmet | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. | |||||
| 1252 | Zuhruf 41. Ayet (43:41:1) | فَاِمَّا | فاما | fe-immâ | bile | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız. | |||||
| 1253 | Zuhruf 52. Ayet (43:52:1) | اَمْ | ام | em | yahut (değil miyim?) | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” | |||||
| 1254 | Zuhruf 58. Ayet (43:58:4) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. | |||||
| 1255 | Zuhruf 69. Ayet (43:69:2) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | iman eden(ler) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.” | |||||
| 1256 | Zuhruf 79. Ayet (43:79:1) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. | |||||
| 1257 | Zuhruf 79. Ayet (43:79:3) | اَمْرًا | امرا | emran | bir iş | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. | |||||
| 1258 | Zuhruf 80. Ayet (43:80:1) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar. | |||||
| 1259 | Zuhruf 89. Ayet (43:89:4) | سَلَامٌۜ | سلام | selâm(un) | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler. | |||||
| 1260 | Duhân 4. Ayet (44:4:4) | اَمْرٍ | امر | emrin | emir | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 1261 | Duhân 5. Ayet (44:5:1) | اَمْرًا | امرا | emran | emir | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 1262 | Duhân 18. Ayet (44:18:9) | اَم۪ينٌۙ | امين | emîn(un) | güvenilir | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim.” | |||||
| 1263 | Duhân 26. Ayet (44:26:2) | وَمَقَامٍ | ومقام | ve mekâmin | ve makamlar(dan) | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nice ekinler, nice güzel konaklar! | |||||
| 1264 | Duhân 37. Ayet (44:37:3) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba’[488] kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi. | |||||
| 1265 | Duhân 44. Ayet (44:44:1) | طَعَامُ | طعام | ta’âmu | yemeğidir | ط ع م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 43,44. Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir. | |||||
| 1266 | Duhân 51. Ayet (44:51:4) | مَقَامٍ | مقام | makâmin | bir makamdadır | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. | |||||
| 1267 | Duhân 51. Ayet (44:51:5) | اَم۪ينٍۙ | امين | emîn(in) | güvenli | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. | |||||
| 1268 | Duhân 55. Ayet (44:55:5) | اٰمِن۪ينَۙ | امنين | âminîn(e) | güven içinde | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler. | |||||
| 1269 | Câsiye 12. Ayet (45:12:9) | بِاَمْرِه۪ | بامره | bi-emrihi | buyruğuyla | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, O’nun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. | |||||
| 1270 | Câsiye 14. Ayet (45:14:3) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanan(lara) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. | |||||
| 1271 | Câsiye 14. Ayet (45:14:8) | اَيَّامَ | ايام | eyyâma | günlerini | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. | |||||
| 1272 | Câsiye 17. Ayet (45:17:4) | الْاَمْرِۚ | الامر | l-emr(i) | bu işde | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 1273 | Câsiye 18. Ayet (45:18:6) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | emrimiz- | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. | |||||
| 1274 | Câsiye 21. Ayet (45:21:1) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! | |||||
| 1275 | Câsiye 21. Ayet (45:21:9) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanan | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! | |||||
| 1276 | Câsiye 28. Ayet (45:28:3) | اُمَّةٍ | امة | ummetin | ümmeti | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.” | |||||
| 1277 | Câsiye 28. Ayet (45:28:6) | اُمَّةٍ | امة | ummetin | ümmet | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.” | |||||
| 1278 | Câsiye 30. Ayet (45:30:1) | فَاَمَّا | فاما | fe-emmâ | gelince | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. | |||||
| 1279 | Câsiye 30. Ayet (45:30:3) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanan(lara) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. | |||||
| 1280 | Câsiye 31. Ayet (45:31:1) | وَاَمَّا | واما | ve emmâ | ama gelince | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” | |||||
| 1281 | Ahkaf 4. Ayet (46:4:13) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” | |||||
| 1282 | Ahkaf 8. Ayet (46:8:1) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 1283 | Ahkaf 10. Ayet (46:10:17) | فَاٰمَنَ | فامن | fe-âmene | ve inandığı halde | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.” | |||||
| 1284 | Ahkaf 11. Ayet (46:11:5) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanan(lar) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. | |||||
| 1285 | Ahkaf 12. Ayet (46:12:5) | اِمَامًا | اماما | imâmen | önder | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. | |||||
| 1286 | Ahkaf 13. Ayet (46:13:7) | اسْتَقَامُوا | استقاموا | -stekâmû | doğru olanlar | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de. | |||||
| 1287 | Ahkaf 15. Ayet (46:15:6) | اُمُّهُ | امه | ummuhu | anası | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” | |||||
| 1288 | Ahkaf 17. Ayet (46:17:18) | اٰمِنْۗ | امن | âmin | iman et! | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. | |||||
| 1289 | Ahkaf 18. Ayet (46:18:7) | اُمَمٍ | امم | umemin | toplulukları | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. | |||||
| 1290 | Ahkaf 25. Ayet (46:25:4) | بِاَمْرِ | بامر | bi-emri | emriyle | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 1291 | Ahkaf 31. Ayet (46:31:6) | وَاٰمِنُوا | وامنوا | ve âminû | ve inanın | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.” | |||||
| 1292 | Muhammed 2. Ayet (47:2:2) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inanan(ların) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. | |||||
| 1293 | Muhammed 2. Ayet (47:2:5) | وَاٰمَنُوا | وامنوا | ve âmenû | ve inananların | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. | |||||
| 1294 | Muhammed 3. Ayet (47:3:9) | اٰمَنُوا | امنوا | âmenû | inananlar ise | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. | |||||
| 1295 | Muhammed 3. Ayet (47:3:18) | اَمْثَالَهُمْ | امثالهم | emśâlehum | onların durumlarını | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. | |||||
| 1296 | Muhammed 4. Ayet (47:4:12) | فَاِمَّا | فاما | fe-immâ | ister | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 1297 | Muhammed 4. Ayet (47:4:15) | وَاِمَّا | واما | ve immâ | veya | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 1298 | Muhammed 7. Ayet (47:7:4) | اٰمَنُٓوا | امنوا | âmenû | inanan(lar) | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. | |||||
| 1299 | Muhammed 7. Ayet (47:7:10) | اَقْدَامَكُمْ | اقدامكم | akdâmekum | ayaklarınızı | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. | |||||