"ام" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 1583 sonuç bulundu.
1250 - 1300 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1250 Zuhruf 23. Ayet (43:23:17) اُمَّةٍ امة ummetin bir din أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar.
1251 Zuhruf 33. Ayet (43:33:5) اُمَّةً امة ummeten ümmet أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
1252 Zuhruf 41. Ayet (43:41:1) فَاِمَّا فاما fe-immâ bile إِمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
1253 Zuhruf 52. Ayet (43:52:1) اَمْ ام em yahut (değil miyim?) أَم
Diyanet İşleri (Yeni) “Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?”
1254 Zuhruf 58. Ayet (43:58:4) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur.
1255 Zuhruf 69. Ayet (43:69:2) اٰمَنُوا امنوا âmenû iman eden(ler) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.”
1256 Zuhruf 79. Ayet (43:79:1) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.
1257 Zuhruf 79. Ayet (43:79:3) اَمْرًا امرا emran bir iş أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.
1258 Zuhruf 80. Ayet (43:80:1) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.
1259 Zuhruf 89. Ayet (43:89:4) سَلَامٌۜ سلام selâm(un) selam olsun س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler.
1260 Duhân 4. Ayet (44:4:4) اَمْرٍ امر emrin emir أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
1261 Duhân 5. Ayet (44:5:1) اَمْرًا امرا emran emir أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
1262 Duhân 18. Ayet (44:18:9) اَم۪ينٌۙ امين emîn(un) güvenilir أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) O, şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim.”
1263 Duhân 26. Ayet (44:26:2) وَمَقَامٍ ومقام ve mekâmin ve makamlar(dan) ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Nice ekinler, nice güzel konaklar!
1264 Duhân 37. Ayet (44:37:3) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba’[488] kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.
1265 Duhân 44. Ayet (44:44:1) طَعَامُ طعام ta’âmu yemeğidir ط ع م
Diyanet İşleri (Yeni) 43,44. Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.
1266 Duhân 51. Ayet (44:51:4) مَقَامٍ مقام makâmin bir makamdadır ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
1267 Duhân 51. Ayet (44:51:5) اَم۪ينٍۙ امين emîn(in) güvenli أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
1268 Duhân 55. Ayet (44:55:5) اٰمِن۪ينَۙ امنين âminîn(e) güven içinde أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.
1269 Câsiye 12. Ayet (45:12:9) بِاَمْرِه۪ بامره bi-emrihi buyruğuyla أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, O’nun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir.
1270 Câsiye 14. Ayet (45:14:3) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lara) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.
1271 Câsiye 14. Ayet (45:14:8) اَيَّامَ ايام eyyâma günlerini ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.
1272 Câsiye 17. Ayet (45:17:4) الْاَمْرِۚ الامر l-emr(i) bu işde أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.
1273 Câsiye 18. Ayet (45:18:6) الْاَمْرِ الامر l-emri emrimiz- أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
1274 Câsiye 21. Ayet (45:21:1) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
1275 Câsiye 21. Ayet (45:21:9) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
1276 Câsiye 28. Ayet (45:28:3) اُمَّةٍ امة ummetin ümmeti أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.”
1277 Câsiye 28. Ayet (45:28:6) اُمَّةٍ امة ummetin ümmet أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.”
1278 Câsiye 30. Ayet (45:30:1) فَاَمَّا فاما fe-emmâ gelince أَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır.
1279 Câsiye 30. Ayet (45:30:3) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lara) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır.
1280 Câsiye 31. Ayet (45:31:1) وَاَمَّا واما ve emmâ ama gelince أَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?”
1281 Ahkaf 4. Ayet (46:4:13) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
1282 Ahkaf 8. Ayet (46:8:1) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
1283 Ahkaf 10. Ayet (46:10:17) فَاٰمَنَ فامن fe-âmene ve inandığı halde أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
1284 Ahkaf 11. Ayet (46:11:5) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
1285 Ahkaf 12. Ayet (46:12:5) اِمَامًا اماما imâmen önder أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
1286 Ahkaf 13. Ayet (46:13:7) اسْتَقَامُوا استقاموا -stekâmû doğru olanlar ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
1287 Ahkaf 15. Ayet (46:15:6) اُمُّهُ امه ummuhu anası أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”
1288 Ahkaf 17. Ayet (46:17:18) اٰمِنْۗ امن âmin iman et! أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
1289 Ahkaf 18. Ayet (46:18:7) اُمَمٍ امم umemin toplulukları أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
1290 Ahkaf 25. Ayet (46:25:4) بِاَمْرِ بامر bi-emri emriyle أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) “O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.
1291 Ahkaf 31. Ayet (46:31:6) وَاٰمِنُوا وامنوا ve âminû ve inanın أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.”
1292 Muhammed 2. Ayet (47:2:2) اٰمَنُوا امنوا âmenû inanan(ların) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir.
1293 Muhammed 2. Ayet (47:2:5) وَاٰمَنُوا وامنوا ve âmenû ve inananların أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir.
1294 Muhammed 3. Ayet (47:3:9) اٰمَنُوا امنوا âmenû inananlar ise أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.
1295 Muhammed 3. Ayet (47:3:18) اَمْثَالَهُمْ امثالهم emśâlehum onların durumlarını م ث ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.
1296 Muhammed 4. Ayet (47:4:12) فَاِمَّا فاما fe-immâ ister إِمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.
1297 Muhammed 4. Ayet (47:4:15) وَاِمَّا واما ve immâ veya إِمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.
1298 Muhammed 7. Ayet (47:7:4) اٰمَنُٓوا امنوا âmenû inanan(lar) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.
1299 Muhammed 7. Ayet (47:7:10) اَقْدَامَكُمْ اقدامكم akdâmekum ayaklarınızı ق د م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.