| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 16. Ayet (3:16:4) | اِنَّنَٓا | اننا | innenâ | gerçekten biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 16,17. (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 193. Ayet (3:193:2) | اِنَّنَا | اننا | innenâ | şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” | |||||
| 3 | Mâide 111. Ayet (5:111:12) | بِاَنَّنَا | باننا | bi-ennenâ | bizim | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani bir de, “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere[167] ilham etmiştim. Onlar da “İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. | |||||
| 4 | En'am 111. Ayet (6:111:2) | اَنَّنَا | اننا | ennenâ | biz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 5 | Hûd 62. Ayet (11:62:16) | وَاِنَّنَا | واننا | ve innenâ | doğrusu biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.” | |||||
| 6 | Tâhâ 45. Ayet (20:45:3) | اِنَّنَا | اننا | innenâ | şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ ve Hârûn, şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz.” | |||||
| 7 | Fussilet 5. Ayet (41:5:9) | اٰذَانِنَا | اذاننا | âżâninâ | kulaklarımızda | أ ذ ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”[476] | |||||
| 8 | Fussilet 5. Ayet (41:5:16) | اِنَّنَا | اننا | innenâ | elbette biz de | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”[476] | |||||
| 9 | Zuhruf 49. Ayet (43:49:11) | اِنَّنَا | اننا | innenâ | artık biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. | |||||
| 10 | Haşr 10. Ayet (59:10:9) | وَلِاِخْوَانِنَا | ولاخواننا | ve li-iḣvâninâ | ve kardeşlerimizi | أ خ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”[534] | |||||