| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:31) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | iş | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 2 | A'raf 150. Ayet (7:150:0) | اَمْرَ | امر | emra | emrini (beklemeyip) | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) “Ey anam oğlu” dedi, “Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.” | |||||
| 3 | Tevbe 50. Ayet (9:50:0) | اَمْرَنَا | امرنا | emranâ | tedbirimizi | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musîbet gelirse, “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler. | |||||
| 4 | Yunus 3. Ayet (10:3:0) | الْاَمْرَۜ | الامر | l-emr(a) | işleri | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a[267] kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz? | |||||
| 5 | Yunus 31. Ayet (10:31:0) | الْاَمْرَۜ | الامر | l-emr(a) | işleri | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O hâlde, Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” | |||||
| 6 | Yunus 71. Ayet (10:71:0) | اَمْرَكُمْ | امركم | emrakum | işiniz hakkında | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin! | |||||
| 7 | Hûd 59. Ayet (11:59:9) | اَمْرَ | امر | emra | emrine | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. O’nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! | |||||
| 8 | Hûd 97. Ayet (11:97:5) | اَمْرَ | امر | emra | buyruğuna | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi. | |||||
| 9 | Yusuf 102. Ayet (12:102:12) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | yapacakları işleri için | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (kıssa), gayb haberlerindendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin. | |||||
| 10 | Ra'd 2. Ayet (13:2:20) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | işi(ni) | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. | |||||
| 11 | Hicr 66. Ayet (15:66:4) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | buyruğu | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” | |||||
| 12 | Kehf 21. Ayet (18:21:17) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | onların durumlarını | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz, (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), “Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Duruma hâkim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. | |||||
| 13 | Tâhâ 62. Ayet (20:62:2) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | işlerini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. | |||||
| 14 | Enbiyâ 93. Ayet (21:93:2) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | işlerini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Hepsi de ancak bize dönecekler. | |||||
| 15 | Mü'minûn 53. Ayet (23:53:2) | اَمْرَهُمْ | امرهم | emrahum | işlerini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir. | |||||
| 16 | Şu'arâ 151. Ayet (26:151:3) | اَمْرَ | امر | emra | emrine | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 151,152. “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.” | |||||
| 17 | Kasas 44. Ayet (28:44:9) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | o işi | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.[415] | |||||
| 18 | Secde 5. Ayet (32:5:2) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | emri | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O’na yükselir. | |||||
| 19 | Fussilet 12. Ayet (41:12:10) | اَمْرَهَاۜ | امرها | emrahâ | emrini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. | |||||