| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 258. Ayet (2:258:21) | اَنَا۬ | انا | ene | ben de | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 81. Ayet (3:81:30) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ben de | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Allah peygamberlerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. | |||||
| 3 | Mâide 28. Ayet (5:28:7) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” | |||||
| 4 | En'am 56. Ayet (6:56:19) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.” | |||||
| 5 | En'am 79. Ayet (6:79:10) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” | |||||
| 6 | En'am 104. Ayet (6:104:13) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller[188] geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim. | |||||
| 7 | En'am 163. Ayet (6:163:6) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ve ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.” | |||||
| 8 | A'raf 12. Ayet (7:12:9) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. | |||||
| 9 | A'raf 68. Ayet (7:68:4) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ve ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım.” | |||||
| 10 | A'raf 143. Ayet (7:143:39) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ve ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince[228] onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi. | |||||
| 11 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 12 | Yunus 41. Ayet (10:41:0) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ve ben de | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar seni yalanlarlarsa, de ki: “Benim işim bana aittir; sizin işiniz de size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız; ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim).” | |||||
| 13 | Yunus 90. Ayet (10:90:0) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ve ben de | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. | |||||
| 14 | Yunus 108. Ayet (10:108:0) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.” | |||||
| 15 | Hûd 29. Ayet (11:29:13) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.” | |||||
| 16 | Hûd 35. Ayet (11:35:9) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ancak ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.” | |||||
| 17 | Hûd 72. Ayet (11:72:5) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ben böyle | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Karısı, “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!” dedi. | |||||
| 18 | Hûd 86. Ayet (11:86:9) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim.” | |||||
| 19 | Yusuf 45. Ayet (12:45:8) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve, “Ben size onun yorumunu haber veririm, hemen beni (zindana) gönderin” dedi. | |||||
| 20 | Yusuf 51. Ayet (12:51:23) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 21 | Yusuf 59. Ayet (12:59:15) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ve ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 22 | Yusuf 69. Ayet (12:69:10) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde; o, kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim, artık onların yaptıklarına üzülme” dedi. | |||||
| 23 | Yusuf 72. Ayet (12:72:10) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ve ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler. | |||||
| 24 | Yusuf 90. Ayet (12:90:6) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi. | |||||
| 25 | Yusuf 108. Ayet (12:108:9) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ın şanı yücedir. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” | |||||
| 26 | Yusuf 108. Ayet (12:108:15) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ın şanı yücedir. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” | |||||
| 27 | İbrahim 22. Ayet (14:22:29) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” | |||||
| 28 | Hicr 49. Ayet (15:49:4) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 49,50. Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver. | |||||
| 29 | Nahl 2. Ayet (16:2:17) | اَنَا۬ | انا | ene | benden | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Benden başka ilâh yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. | |||||
| 30 | Kehf 34. Ayet (18:34:8) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm.” | |||||
| 31 | Kehf 39. Ayet (18:39:15) | اَنَا۬ | انا | ene | beni | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 39,40. “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak hâline geliverir.” | |||||
| 32 | Kehf 110. Ayet (18:110:3) | اَنَا۬ | انا | ene | ben de | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.” | |||||
| 33 | Meryem 19. Ayet (19:19:3) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. | |||||
| 34 | Tâhâ 12. Ayet (20:12:2) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın.” | |||||
| 35 | Tâhâ 14. Ayet (20:14:7) | اَنَا۬ | انا | ene | benden | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” | |||||
| 36 | Enbiyâ 25. Ayet (21:25:14) | اَنَا۬ | انا | ene | benden | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. | |||||
| 37 | Enbiyâ 56. Ayet (21:56:9) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ve ben de | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.” | |||||
| 38 | Enbiyâ 92. Ayet (21:92:6) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | şüphesiz benim | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu (İslâm), tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin. | |||||
| 39 | Hacc 49. Ayet (22:49:6) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.” | |||||
| 40 | Mü'minûn 52. Ayet (23:52:6) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ve ben de | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu (İslâm), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 41 | Şu'arâ 20. Ayet (26:20:4) | وَاَنَا۬ | وانا | ve ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir hâlde iken (istemeyerek) yaptım.” | |||||
| 42 | Şu'arâ 114. Ayet (26:114:2) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben inananları kovacak değilim.” | |||||
| 43 | Şu'arâ 115. Ayet (26:115:2) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” | |||||
| 44 | Neml 9. Ayet (27:9:4) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım.” | |||||
| 45 | Neml 39. Ayet (27:39:5) | اَنَا۬ | انا | enâ | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cinlerden bir ifrit[407], ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. | |||||
| 46 | Neml 40. Ayet (27:40:7) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.” | |||||
| 47 | Neml 92. Ayet (27:92:13) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.” | |||||
| 48 | Kasas 30. Ayet (28:30:17) | اَنَا۬ | انا | ene | benim | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.” | |||||
| 49 | Ankebut 50. Ayet (29:50:14) | اَنَا۬ | انا | ene | ben ancak | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” | |||||
| 50 | Sâd 65. Ayet (38:65:3) | اَنَا۬ | انا | ene | ben | اَنَا۬ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur.” | |||||