| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 11. Ayet (2:11:9) | اِنَّمَا | انما | innemâ | sadece | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. | |||||
| 2 | Bakara 14. Ayet (2:14:14) | اِنَّمَا | انما | innemâ | elbette sadece | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. | |||||
| 3 | Bakara 102. Ayet (2:102:30) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi! | |||||
| 4 | Bakara 117. Ayet (2:117:7) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | şüphesiz sadece | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir. | |||||
| 5 | Bakara 137. Ayet (2:137:11) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | mutlaka | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Bakara 169. Ayet (2:169:1) | اِنَّمَا | انما | innemâ | daima | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. | |||||
| 7 | Bakara 173. Ayet (2:173:1) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[46] | |||||
| 8 | Bakara 275. Ayet (2:275:17) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:21) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | artık | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:19) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | sadece | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 155. Ayet (3:155:8) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). | |||||
| 12 | Âl-i İmran 175. Ayet (3:175:1) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O şeytan[102] sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz, benden korkun. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 178. Ayet (3:178:10) | اِنَّمَا | انما | innemâ | إِنَّ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 14 | Âl-i İmran 185. Ayet (3:185:5) | وَاِنَّمَا | وانما | ve-innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. | |||||
| 15 | Nisâ 10. Ayet (4:10:7) | اِنَّمَا | انما | innemâ | doğrusu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. | |||||
| 16 | Nisâ 17. Ayet (4:17:1) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 17 | Nisâ 111. Ayet (4:111:4) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | muhakkak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 18 | Nisâ 171. Ayet (4:171:14) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin.[136] Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. | |||||
| 19 | Nisâ 171. Ayet (4:171:36) | اِنَّمَا | انما | innema | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin.[136] Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. | |||||
| 20 | Mâide 27. Ayet (5:27:20) | اِنَّمَا | انما | innemâ | sadece | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. | |||||
| 21 | Mâide 33. Ayet (5:33:1) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.[149] | |||||
| 22 | Mâide 55. Ayet (5:55:1) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir. | |||||
| 23 | Mâide 90. Ayet (5:90:5) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.[158] | |||||
| 24 | Mâide 91. Ayet (5:91:1) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? | |||||
| 25 | En'am 19. Ayet (6:19:30) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir.[171] İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “O, ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” | |||||
| 26 | En'am 36. Ayet (6:36:1) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Sonra da hepsi O’na döndürülürler. | |||||
| 27 | En'am 109. Ayet (6:109:11) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 28 | A'raf 33. Ayet (7:33:2) | اِنَّمَا | انما | innemâ | kesinlikle | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” | |||||
| 29 | A'raf 131. Ayet (7:131:15) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlara iyilik geldiği zaman, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler. | |||||
| 30 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 31 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | muhakkak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 32 | Enfal 2. Ayet (8:2:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | gerçekten | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.[241] | |||||
| 33 | Tevbe 18. Ayet (9:18:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. | |||||
| 34 | Tevbe 28. Ayet (9:28:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 35 | Tevbe 37. Ayet (9:37:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ayları ertelemek[257], ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.[258] | |||||
| 36 | Tevbe 45. Ayet (9:45:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. | |||||
| 37 | Tevbe 55. Ayet (9:55:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. | |||||
| 38 | Tevbe 60. Ayet (9:60:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 39 | Tevbe 65. Ayet (9:65:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | sadece | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” | |||||
| 40 | Tevbe 85. Ayet (9:85:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. | |||||
| 41 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 42 | Yunus 20. Ayet (10:20:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” | |||||
| 43 | Yunus 23. Ayet (10:23:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | gerçekte | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. | |||||
| 44 | Yunus 24. Ayet (10:24:0) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 45 | Yunus 108. Ayet (10:108:0) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.” | |||||
| 46 | Yunus 108. Ayet (10:108:0) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.” | |||||
| 47 | Hûd 33. Ayet (11:33:2) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız.” | |||||
| 48 | Ra'd 19. Ayet (13:19:12) | اِنَّمَا | انما | innemâ | ancak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. | |||||
| 49 | Ra'd 40. Ayet (13:40:9) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara va’dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.[292] | |||||
| 50 | İbrahim 42. Ayet (14:42:8) | اِنَّمَا | انما | innemâ | muhakkak O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. | |||||