"بالمعروف" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 20 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 178. Ayet (2:178:23) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi örfe ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.[48]
2 Bakara 180. Ayet (2:180:13) بِالْمَعْرُوفِۚ بالمعروف bil-ma’rûf(i) uygun bir biçimde ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.[49]
3 Bakara 228. Ayet (2:228:34) بِالْمَعْرُوفِۖ بالمعروف bil-ma’rûf(i) (örfe uygun) hakları ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4 Bakara 232. Ayet (2:232:14) بِالْمَعْرُوفِۜ بالمعروف bil-ma’rûf(i) güzelce ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
5 Bakara 233. Ayet (2:233:16) بِالْمَعْرُوفِۜ بالمعروف bil-ma’rûf(i) uygun biçimde ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını i-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.
6 Bakara 233. Ayet (2:233:56) بِالْمَعْرُوفِۜ بالمعروف bil-ma’rûf(i) güzelce ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını i-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.
7 Bakara 234. Ayet (2:234:21) بِالْمَعْرُوفِۜ بالمعروف bil-ma’rûf(i) uygun olanı ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
8 Bakara 236. Ayet (2:236:22) بِالْمَعْرُوفِۚ بالمعروف bil-ma’rûf(i) güzel ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a[66] verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.
9 Bakara 241. Ayet (2:241:3) بِالْمَعْرُوفِۜ بالمعروف bil-ma’rûf(i) uygun olan şekilde ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur.
10 Âl-i İmran 104. Ayet (3:104:8) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
11 Âl-i İmran 110. Ayet (3:110:7) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.
12 Âl-i İmran 114. Ayet (3:114:6) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.
13 Nisâ 6. Ayet (4:6:28) بِالْمَعْرُوفِۜ بالمعروف bil-ma’rûf(i) uygun şekilde ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
14 Nisâ 19. Ayet (4:19:24) بِالْمَعْرُوفِۚ بالمعروف bil-ma’rûf(i) iyi ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.[111]
15 Nisâ 25. Ayet (4:25:28) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi güzelce ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
16 A'raf 157. Ayet (7:157:0) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
17 Tevbe 71. Ayet (9:71:0) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
18 Tevbe 112. Ayet (9:112:0) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar[262], rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.
19 Hacc 41. Ayet (22:41:11) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir.
20 Lokman 17. Ayet (31:17:6) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.”