| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 211. Ayet (2:211:8) | بَيِّنَةٍۜ | بينة | beyyine(tin) | açık | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır. | |||||
| 2 | Nisâ 19. Ayet (4:19:22) | مُبَيِّنَةٍۚ | مبينة | mubeyyine(tin) | açık bir | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.[111] | |||||
| 3 | En'am 57. Ayet (6:57:4) | بَيِّنَةٍ | بينة | beyyinetin | açık bir delil | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 4 | A'raf 105. Ayet (7:105:12) | بِبَيِّنَةٍ | ببينة | bi-beyyinetin | açık bir delil | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.[223] | |||||
| 5 | Enfal 42. Ayet (8:42:0) | بَيِّنَةٍ | بينة | beyyinetin | açık delille | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Enfal 42. Ayet (8:42:0) | بَيِّنَةٍۜ | بينة | beyyine(tin) | açık delille | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Hûd 17. Ayet (11:17:4) | بَيِّنَةٍ | بينة | beyyinetin | açık bir delil | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.[273] İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar. | |||||
| 8 | Hûd 28. Ayet (11:28:8) | بَيِّنَةٍ | بينة | beyyinetin | bir delil | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?” | |||||
| 9 | Hûd 53. Ayet (11:53:6) | بِبَيِّنَةٍ | ببينة | bi-beyyinetin | bir belge | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilâhlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana iman edecek de değiliz.” | |||||
| 10 | Hûd 63. Ayet (11:63:8) | بَيِّنَةٍ | بينة | beyyinetin | apaçık bir belge | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.” | |||||
| 11 | Hûd 88. Ayet (11:88:8) | بَيِّنَةٍ | بينة | beyyinetin | açık bir belge | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.” | |||||
| 12 | Ahzab 30. Ayet (33:30:8) | مُبَيِّنَةٍ | مبينة | mubeyyinetin | açık | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa, onun cezası iki kat verilir. Bu, Allah’a göre kolaydır. | |||||
| 13 | Muhammed 14. Ayet (47:14:4) | بَيِّنَةٍ | بينة | beyyinetin | bir delil | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? | |||||
| 14 | Talak 1. Ayet (65:1:24) | مُبَيِّنَةٍۜ | مبينة | mubeyyine(tin) | apaçık | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. | |||||