| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 11. Ayet (3:11:8) | بِاٰيَاتِنَاۚ | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır. | |||||
| 2 | Nisâ 56. Ayet (4:56:4) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 3 | En'am 39. Ayet (6:39:3) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır.[175] Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. | |||||
| 4 | En'am 49. Ayet (6:49:3) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. | |||||
| 5 | En'am 54. Ayet (6:54:5) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 6 | En'am 150. Ayet (6:150:20) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Haydi, Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar. | |||||
| 7 | A'raf 9. Ayet (7:9:10) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. | |||||
| 8 | A'raf 36. Ayet (7:36:3) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 9 | A'raf 40. Ayet (7:40:4) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. | |||||
| 10 | A'raf 51. Ayet (7:51:18) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.[218] | |||||
| 11 | A'raf 64. Ayet (7:64:10) | بِاٰيَاتِنَاۜ | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler. | |||||
| 12 | A'raf 72. Ayet (7:72:10) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik. | |||||
| 13 | A'raf 136. Ayet (7:136:8) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu yüzden onlardan intikam aldık. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. | |||||
| 14 | A'raf 146. Ayet (7:146:33) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. | |||||
| 15 | A'raf 147. Ayet (7:147:3) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. | |||||
| 16 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 17 | A'raf 176. Ayet (7:176:0) | بِاٰيَاتِنَاۚ | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. | |||||
| 18 | A'raf 177. Ayet (7:177:0) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! | |||||
| 19 | A'raf 182. Ayet (7:182:0) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. | |||||
| 20 | Yunus 73. Ayet (10:73:0) | بِاٰيَاتِنَاۚ | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! | |||||
| 21 | Yunus 75. Ayet (10:75:0) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizle | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. | |||||
| 22 | Hûd 96. Ayet (11:96:4) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizle | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi. | |||||
| 23 | İsrâ 98. Ayet (17:98:5) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler ve, “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” dediler. | |||||
| 24 | Meryem 77. Ayet (19:77:4) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi inkâr edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?[350] | |||||
| 25 | Enbiyâ 77. Ayet (21:77:6) | بِاٰيَاتِنَاۜ | باياتنا | bi âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk. | |||||
| 26 | Hacc 57. Ayet (22:57:4) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince, onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 27 | Mü'minûn 45. Ayet (23:45:6) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizle | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 45,46. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. | |||||
| 28 | Furkan 36. Ayet (25:36:7) | بِاٰيَاتِنَاۜ | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. | |||||
| 29 | Neml 81. Ayet (27:81:12) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin. | |||||
| 30 | Neml 82. Ayet (27:82:14) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. | |||||
| 31 | Neml 83. Ayet (27:83:9) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.[411] | |||||
| 32 | Kasas 35. Ayet (28:35:11) | بِاٰيَاتِنَاۚ | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimiz sayesinde | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar, galip gelecek olanlardır” dedi. | |||||
| 33 | Kasas 36. Ayet (28:36:4) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizle | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, “Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. | |||||
| 34 | Rum 16. Ayet (30:16:5) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır. | |||||
| 35 | Rum 53. Ayet (30:53:12) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. | |||||
| 36 | Secde 15. Ayet (32:15:3) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. | |||||
| 37 | Secde 24. Ayet (32:24:9) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. | |||||
| 38 | Mü'min 23. Ayet (40:23:4) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizle | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a[473] gönderdik. Onlar ise; “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. | |||||
| 39 | Fussilet 15. Ayet (41:15:24) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. | |||||
| 40 | Fussilet 28. Ayet (41:28:13) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, Allah düşmanlarının cezası ateştir. Âyetlerimizi inkâr etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedîlik yurdu vardır. | |||||
| 41 | Zuhruf 69. Ayet (43:69:3) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.” | |||||
| 42 | Kamer 42. Ayet (54:42:2) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. | |||||
| 43 | Nebe' 28. Ayet (78:28:2) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı. | |||||
| 44 | Beled 19. Ayet (90:19:3) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi inkâr edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir.[582] | |||||