| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | İbrahim 17. Ayet (14:17:12) | بِمَيِّتٍۜ | بميت | bi meyyit(in) | ölemez | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. | |||||
| 2 | Yâsîn 11. Ayet (36:11:10) | بِمَغْفِرَةٍ | بمغفرة | bi-maġfiratin | bir mağfiretle | غ ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele. | |||||
| 3 | Tevbe 81. Ayet (9:81:0) | بِمَقْعَدِهِمْ | بمقعدهم | bi-mak’adihim | oturup kalmalarına | ق ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı. | |||||
| 4 | Neml 36. Ayet (27:36:6) | بِمَالٍۘ | بمال | bi-mâlin | mal ile | م و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.” | |||||
| 5 | Bakara 231. Ayet (2:231:10) | بِمَعْرُوفٍۖ | بمعروف | bi-ma’rûf(in) | iyilikle | ع ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Talak 6. Ayet (65:6:27) | بِمَعْرُوفٍۚ | بمعروف | bi-ma’rûf(in) | güzellikle | ع ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir. | |||||
| 7 | Bakara 229. Ayet (2:229:4) | بِمَعْرُوفٍ | بمعروف | bi-ma’rûfin | iyilikle | ع ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 8 | Bakara 231. Ayet (2:231:7) | بِمَعْرُوفٍ | بمعروف | bi-ma’rûfin | iyilikle | ع ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 9 | Furkan 33. Ayet (25:33:3) | بِمَثَلٍ | بمثل | bi-meśelin | hiçbir misal | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. | |||||
| 10 | En'am 29. Ayet (6:29:9) | بِمَبْعُوث۪ينَ | بمبعوثين | bi-meb’ûśîn(e) | diriltilecek | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz.” | |||||
| 11 | Mü'minûn 37. Ayet (23:37:10) | بِمَبْعُوث۪ينَۖ | بمبعوثين | bi-meb’ûśîn(e) | tekrar diriltilecek | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hayat, bu dünya hayatından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz.” | |||||
| 12 | Kalem 2. Ayet (68:2:5) | بِمَجْنُونٍۚ | بمجنون | bi-mecnûn(in) | cinlenmiş (deli) | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Nûn.[553] (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin. | |||||
| 13 | Tekvîr 22. Ayet (81:22:3) | بِمَجْنُونٍۚ | بمجنون | bi-mecnûn(in) | cinli | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Kureyşliler!) Sizin arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir. | |||||
| 14 | Zümer 61. Ayet (39:61:5) | بِمَفَازَتِهِمْۘ | بمفازتهم | bi-mefâzetihim | başarılarıyle | ف و ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz. Onlar üzülmezler de. | |||||
| 15 | Yusuf 31. Ayet (12:31:3) | بِمَكْرِهِنَّ | بمكرهن | bi-mekrihinne | onların hilelerini | م ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a, “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir” dediler. | |||||
| 16 | Tâhâ 87. Ayet (20:87:5) | بِمَلْكِنَا | بملكنا | bi-melkinâ | kendi malımızla | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.” | |||||
| 17 | Necm 30. Ayet (53:30:15) | بِمَنِ | بمن | bi-meni | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir. | |||||
| 18 | Necm 32. Ayet (53:32:30) | بِمَنِ | بمن | bi-meni | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. | |||||
| 19 | Fussilet 12. Ayet (41:12:14) | بِمَصَاب۪يحَۗ | بمصابيح | bi-mesâbîha | lambalarla | ص ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. | |||||
| 20 | Mülk 5. Ayet (67:5:5) | بِمَصَاب۪يحَ | بمصابيح | bi-mesâbîha | lambalarla | ص ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.[552] | |||||
| 21 | Vâkı'a 60. Ayet (56:60:7) | بِمَسْبُوق۪ينَۙ | بمسبوقين | bi-mesbûkîn(e) | önümüze geçilmiş | س ب ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. | |||||
| 22 | Meâric 41. Ayet (70:41:8) | بِمَسْبُوق۪ينَ | بمسبوقين | bi-mesbûkîn(e) | önüne geçilecek | س ب ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 40,41. Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez. | |||||
| 23 | Vâkı'a 75. Ayet (56:75:3) | بِمَوَاقِعِ | بمواقع | bi-mevâki’i | yerlerine | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 75,76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- | |||||
| 24 | Sâffât 58. Ayet (37:58:3) | بِمَيِّت۪ينَۙ | بميتين | bi-meyyitîn(e) | öleceklerden | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 58,59. “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?[455] Bize azap edilmeyecek miymiş?” | |||||
| 25 | Bakara 4. Ayet (2:4:3) | بِمَٓا | بما | bimâ | şeye | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 26 | Bakara 10. Ayet (2:10:10) | بِمَا | بما | bimâ | ötürü | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 27 | Bakara 41. Ayet (2:41:2) | بِمَٓا | بما | bimâ | şeye | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 28 | Bakara 59. Ayet (2:59:16) | بِمَا | بما | bimâ | dolayı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.[19] | |||||
| 29 | Bakara 61. Ayet (2:61:57) | بِمَا | بما | bimâ | sebebiyledir | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. | |||||
| 30 | Bakara 76. Ayet (2:76:14) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” | |||||
| 31 | Bakara 87. Ayet (2:87:20) | بِمَا | بما | bimâ | şey ile | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 32 | Bakara 90. Ayet (2:90:7) | بِمَٓا | بما | bimâ | şeyi | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 33 | Bakara 91. Ayet (2:91:5) | بِمَٓا | بما | bimâ | şeye | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” | |||||
| 34 | Bakara 91. Ayet (2:91:10) | بِمَٓا | بما | bimâ | şeye | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” | |||||
| 35 | Bakara 91. Ayet (2:91:14) | بِمَا | بما | bimâ | şeyi | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” | |||||
| 36 | Bakara 95. Ayet (2:95:4) | بِمَا | بما | bimâ | dolayı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 37 | Bakara 96. Ayet (2:96:24) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Hâlbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür. | |||||
| 38 | Bakara 110. Ayet (2:110:15) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. | |||||
| 39 | Bakara 164. Ayet (2:164:14) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. | |||||
| 40 | Bakara 171. Ayet (2:171:7) | بِمَا | بما | bimâ | şeylere(hayvanlara) | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkâr edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar. | |||||
| 41 | Bakara 225. Ayet (2:225:9) | بِمَا | بما | bimâ | dolayı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 42 | Bakara 233. Ayet (2:233:62) | بِمَا | بما | bimâ | her şeyi | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını i-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 43 | Bakara 234. Ayet (2:234:23) | بِمَا | بما | bimâ | -dan | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 44 | Bakara 237. Ayet (2:237:33) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikâh bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 45 | Bakara 255. Ayet (2:255:39) | بِمَا | بما | bimâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.[70] O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?[71] O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.[72] | |||||
| 46 | Bakara 265. Ayet (2:265:25) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 47 | Bakara 271. Ayet (2:271:18) | بِمَا | بما | bimâ | şeylerden | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 48 | Bakara 283. Ayet (2:283:30) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. | |||||
| 49 | Bakara 285. Ayet (2:285:3) | بِمَٓا | بما | bimâ | şeye | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 50 | Âl-i İmran 36. Ayet (3:36:10) | بِمَا | بما | bimâ | (onun) ne | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-[87] “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” | |||||