| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 164. Ayet (2:164:25) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. | |||||
| 2 | Bakara 284. Ayet (2:284:16) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 3 | Mâide 16. Ayet (5:16:2) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onunla rızası peşinde olanları selâmet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. | |||||
| 4 | En'am 46. Ayet (6:46:16) | بِهِۜ | به | bih(i) | bun(lar)ı | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilâh kimmiş?” Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? | |||||
| 5 | En'am 51. Ayet (6:51:2) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar. | |||||
| 6 | A'raf 57. Ayet (7:57:18) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz. | |||||
| 7 | Enfal 11. Ayet (8:11:0) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. | |||||
| 8 | Tevbe 37. Ayet (9:37:0) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ayları ertelemek[257], ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.[258] | |||||
| 9 | Yunus 81. Ayet (10:81:0) | بِهِ | به | bihi | (onunla) | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar atacaklarını atınca, Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez. | |||||
| 10 | Hûd 33. Ayet (11:33:4) | بِهِ | به | bihi | onu | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız.” | |||||
| 11 | Ra'd 31. Ayet (13:31:5) | بِهِ | به | bihi | kendisiyle | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 12 | Ra'd 31. Ayet (13:31:9) | بِهِ | به | bihi | kendisiyle | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 13 | Ra'd 31. Ayet (13:31:13) | بِهِ | به | bihi | kendisiyle | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 14 | İbrahim 18. Ayet (14:18:8) | بِهِ | به | bihi | onu | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır. | |||||
| 15 | Nahl 11. Ayet (16:11:3) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. | |||||
| 16 | Nahl 65. Ayet (16:65:7) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. | |||||
| 17 | Kehf 56. Ayet (18:56:12) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. | |||||
| 18 | Meryem 97. Ayet (19:97:5) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Biz, Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık. | |||||
| 19 | Hacc 31. Ayet (22:31:17) | بِهِ | به | bihi | onu | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a yönelen, O’na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah’a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir. | |||||
| 20 | Şu'arâ 193. Ayet (26:193:2) | بِهِ | به | bihi | onu | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 193,194,195. Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. | |||||
| 21 | Şu'arâ 210. Ayet (26:210:3) | بِهِ | به | bihi | O'nu (Kur'an'ı) | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. | |||||
| 22 | Ankebut 40. Ayet (29:40:16) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 23 | Ankebut 63. Ayet (29:63:9) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. | |||||
| 24 | Rum 24. Ayet (30:24:12) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır. | |||||
| 25 | Fâtır 9. Ayet (35:9:12) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. | |||||
| 26 | Mü'min 5. Ayet (40:5:16) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)! | |||||
| 27 | Şûrâ 21. Ayet (42:21:11) | بِهِ | به | bihi | onu | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zâlimler için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 28 | Câsiye 5. Ayet (45:5:12) | بِهِ | به | bihi | onunla | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgârları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. | |||||
| 29 | Mücadele 8. Ayet (58:8:24) | بِهِ | به | bihi | onu | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530] | |||||
| 30 | Bakara 158. Ayet (2:158:17) | بِهِمَاۜ | بهما | bihimâ | onları | بِهِمَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur.[42] Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir. | |||||
| 31 | Nisâ 135. Ayet (4:135:23) | بِهِمَا | بهما | bihimâ | ikisine de | بِهِمَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 32 | Nûr 2. Ayet (24:2:11) | بِهِمَا | بهما | bihimâ | onlara karşı | بِهِمَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. | |||||
| 33 | Bakara 15. Ayet (2:15:3) | بِهِمْ | بهم | bihim | kendileriyle | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. | |||||
| 34 | Bakara 166. Ayet (2:166:11) | بِهِمُ | بهم | bihimu | onların | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. | |||||
| 35 | Âl-i İmran 170. Ayet (3:170:11) | بِهِمْ | بهم | bihim | kendilerine | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. | |||||
| 36 | Nisâ 39. Ayet (4:39:14) | بِهِمْ | بهم | bihim | onları | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı, kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir. | |||||
| 37 | Nisâ 42. Ayet (4:42:9) | بِهِمُ | بهم | bihimu | بِهِمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. | |||||
| 38 | A'raf 171. Ayet (7:171:0) | بِهِمْۚ | بهم | bihim | onların | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. | |||||
| 39 | Enfal 57. Ayet (8:57:0) | بِهِمْ | بهم | bihim | onları | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. | |||||
| 40 | Tevbe 117. Ayet (9:117:0) | بِهِمْ | بهم | bihim | onlara karşı | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. | |||||
| 41 | Yunus 22. Ayet (10:22:0) | بِهِمْ | بهم | bihim | bununla | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. | |||||
| 42 | Yunus 22. Ayet (10:22:0) | بِهِمْۙ | بهم | bihim | kendilerinin | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. | |||||
| 43 | Hûd 8. Ayet (11:8:18) | بِهِمْ | بهم | bihim | onları | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. | |||||
| 44 | Hûd 42. Ayet (11:42:3) | بِهِمْ | بهم | bihim | onları | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. | |||||
| 45 | Hûd 77. Ayet (11:77:6) | بِهِمْ | بهم | bihim | onlardan | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. | |||||
| 46 | Hûd 77. Ayet (11:77:8) | بِهِمْ | بهم | bihim | onlardan | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. | |||||
| 47 | Yusuf 83. Ayet (12:83:13) | بِهِمْ | بهم | bihim | onların | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yakub, “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. | |||||
| 48 | İbrahim 45. Ayet (14:45:11) | بِهِمْ | بهم | bihim | onlara | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.” | |||||
| 49 | Nahl 34. Ayet (16:34:6) | بِهِمْ | بهم | bihim | onları | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı. | |||||
| 50 | Nahl 45. Ayet (16:45:8) | بِهِمُ | بهم | bihimu | kendilerini | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? | |||||