| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 59. Ayet (2:59:1) | فَبَدَّلَ | فبدل | fe-beddele | fakat değiştirdiler | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.[19] | |||||
| 2 | Bakara 61. Ayet (2:61:25) | اَتَسْتَبْدِلُونَ | اتستبدلون | e-testebdilûne | değiştirmek mi istiyorsunuz? | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. | |||||
| 3 | Bakara 108. Ayet (2:108:12) | يَتَبَدَّلِ | يتبدل | yetebeddeli | değiştirirse | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur. | |||||
| 4 | Bakara 181. Ayet (2:181:2) | بَدَّلَهُ | بدله | beddelehu | (vasiyyeti) değiştirirse | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 5 | Bakara 181. Ayet (2:181:10) | يُبَدِّلُونَهُۜ | يبدلونه | yubeddilûneh(u) | onu değiştiren | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Bakara 211. Ayet (2:211:10) | يُبَدِّلْ | يبدل | yubeddil | değiştirirse | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır. | |||||
| 7 | Nisâ 2. Ayet (4:2:5) | تَتَبَدَّلُوا | تتبدلوا | tetebeddelû | değiştirmeyin | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır. | |||||
| 8 | Nisâ 20. Ayet (4:20:3) | اسْتِبْدَالَ | استبدال | -stibdâle | başka | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?[112] | |||||
| 9 | Nisâ 56. Ayet (4:56:11) | بَدَّلْنَاهُمْ | بدلناهم | beddelnâhum | değiştireceğiz | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 10 | En'am 34. Ayet (6:34:15) | مُبَدِّلَ | مبدل | mubeddile | değiştirebilecek | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. | |||||
| 11 | En'am 115. Ayet (6:115:7) | مُبَدِّلَ | مبدل | mubeddile | değiştirebilecek | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 12 | A'raf 95. Ayet (7:95:2) | بَدَّلْنَا | بدلنا | beddelnâ | değiştirip getirdik | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık. | |||||
| 13 | A'raf 162. Ayet (7:162:0) | فَبَدَّلَ | فبدل | fe beddele | değiştirdiler | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.[232] | |||||
| 14 | Tevbe 39. Ayet (9:39:0) | وَيَسْتَبْدِلْ | ويستبدل | ve yestebdil | ve yerinize getirir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 15 | Yunus 15. Ayet (10:15:0) | بَدِّلْهُۜ | بدله | beddilh(u) | bunu değiştir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.” | |||||
| 16 | Yunus 15. Ayet (10:15:0) | اُبَدِّلَهُ | ابدله | ubeddilehu | onu değiştirmem | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.” | |||||
| 17 | Yunus 64. Ayet (10:64:0) | تَبْد۪يلَ | تبديل | tebdîle | değişme | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 18 | İbrahim 28. Ayet (14:28:5) | بَدَّلُوا | بدلوا | beddelû | çeviren(leri) | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 28,29. Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helâk yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır! | |||||
| 19 | İbrahim 48. Ayet (14:48:2) | تُبَدَّلُ | تبدل | tubeddelu | değiştirilir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. | |||||
| 20 | Nahl 101. Ayet (16:101:2) | بَدَّلْنَٓا | بدلنا | beddelnâ | değiştirdiğimiz | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler. | |||||
| 21 | Kehf 27. Ayet (18:27:9) | مُبَدِّلَ | مبدل | mubeddile | değiştirecek | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. | |||||
| 22 | Kehf 50. Ayet (18:50:26) | بَدَلًا | بدلا | bedelâ(n) | bir değiştirmedir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir! | |||||
| 23 | Kehf 81. Ayet (18:81:3) | يُبْدِلَهُمَا | يبدلهما | yubdilehumâ | onun yerine versin | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.” | |||||
| 24 | Nûr 55. Ayet (24:55:22) | وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ | وليبدلنهم | ve leyubeddilennehum | ve onları erdirecektir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir. | |||||
| 25 | Furkan 70. Ayet (25:70:9) | يُبَدِّلُ | يبدل | yubeddilu | değiştirecektir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 26 | Neml 11. Ayet (27:11:5) | بَدَّلَ | بدل | beddele | değiştirirse | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.” | |||||
| 27 | Rum 30. Ayet (30:30:12) | تَبْد۪يلَ | تبديل | tebdîle | değiştirilemez | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata[425] sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.[426] İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 28 | Ahzab 23. Ayet (33:23:17) | بَدَّلُوا | بدلوا | beddelû | (sözlerini) değiştirmemişlerdir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. | |||||
| 29 | Ahzab 23. Ayet (33:23:18) | تَبْد۪يلًاۙ | تبديلا | tebdîlâ(n) | değişiklikle | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. | |||||
| 30 | Ahzab 52. Ayet (33:52:9) | تَبَدَّلَ | تبدل | tebeddele | değiştirmen | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir. | |||||
| 31 | Ahzab 62. Ayet (33:62:12) | تَبْد۪يلًا | تبديلا | tebdîlâ(n) | değiştirmeğe | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. | |||||
| 32 | Sebe' 16. Ayet (34:16:6) | وَبَدَّلْنَاهُمْ | وبدلناهم | ve beddelnâhum | ve çevirdik | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim[444] selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. | |||||
| 33 | Fâtır 43. Ayet (35:43:21) | تَبْد۪يلًاۚ | تبديلا | tebdîlâ(en) | bir değişme | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. | |||||
| 34 | Mü'min 26. Ayet (40:26:11) | يُبَدِّلَ | يبدل | yubeddile | onun değiştirecek | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun dedi ki: “Bırakın beni, Mûsâ’yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum.” | |||||
| 35 | Muhammed 38. Ayet (47:38:24) | يَسْتَبْدِلْ | يستبدل | yestebdil | yerinize getirir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. | |||||
| 36 | Fetih 15. Ayet (48:15:12) | يُبَدِّلُوا | يبدلوا | yubeddilû | değiştirmek | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar. | |||||
| 37 | Fetih 23. Ayet (48:23:12) | تَبْد۪يلًا | تبديلا | tebdîlâ(n) | bir değişme | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. | |||||
| 38 | Kaf 29. Ayet (50:29:2) | يُبَدَّلُ | يبدل | yubeddelu | değiştirilmez | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim.” | |||||
| 39 | Vâkı'a 61. Ayet (56:61:3) | نُبَدِّلَ | نبدل | nubeddile | sizin yerinize getirelim | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. | |||||
| 40 | Tahrim 5. Ayet (66:5:6) | يُبْدِلَهُٓ | يبدله | yubdilehu | onu değiştirir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir. | |||||
| 41 | Kalem 32. Ayet (68:32:4) | يُبْدِلَنَا | يبدلنا | yubdilenâ | bize onun yerine verir | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız.” | |||||
| 42 | Meâric 41. Ayet (70:41:3) | نُبَدِّلَ | نبدل | nubeddile | onları değiştirmeğe | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 40,41. Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez. | |||||
| 43 | İnsân 28. Ayet (76:28:7) | بَدَّلْنَٓا | بدلنا | beddelnâ | değiştiririz | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz. | |||||
| 44 | İnsân 28. Ayet (76:28:9) | تَبْد۪يلًا | تبديلا | tebdîlâ(n) | tam bir değişiklikle | ب د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz. | |||||