"ب ع ث" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 69 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 56. Ayet (2:56:2) بَعَثْنَاكُمْ بعثناكم be’aśnâkum sizi tekrar diriltmiştik ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
2 Bakara 129. Ayet (2:129:2) وَابْعَثْ وابعث veb’aś gönder ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”
3 Bakara 213. Ayet (2:213:5) فَبَعَثَ فبعث febe’aśe sonra gönderdi ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
4 Bakara 246. Ayet (2:246:15) ابْعَثْ ابعث -b’aś gönder ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.
5 Bakara 247. Ayet (2:247:7) بَعَثَ بعث be’aśe gönderdi ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
6 Bakara 259. Ayet (2:259:22) بَعَثَهُۜ بعثه be’aśeh(u) diriltti ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”[74]
7 Âl-i İmran 164. Ayet (3:164:7) بَعَثَ بعث be’aśe göndermekle ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
8 Nisâ 35. Ayet (4:35:5) فَابْعَثُوا فابعثوا feb’aśû gönderin ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.
9 Mâide 12. Ayet (5:12:7) وَبَعَثْنَا وبعثنا ve be’aśnâ ve göndermiştik ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”
10 Mâide 31. Ayet (5:31:1) فَبَعَثَ فبعث fe-be’aśa derken gönderdi ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.
11 En'am 29. Ayet (6:29:9) بِمَبْعُوث۪ينَ بمبعوثين bi-meb’ûśîn(e) diriltilecek ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz.”
12 En'am 36. Ayet (6:36:6) يَبْعَثُهُمُ يبعثهم yeb’aśuhumu onları diriltir ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) (Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Sonra da hepsi O’na döndürülürler.
13 En'am 60. Ayet (6:60:10) يَبْعَثُكُمْ يبعثكم yeb’aśukum sizi diriltir ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.
14 En'am 65. Ayet (6:65:6) يَبْعَثَ يبعث yeb’aśe göndermeğe ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
15 A'raf 14. Ayet (7:14:5) يُبْعَثُونَ يبعثون yub’aśûn(e) tekrar dirilecekleri ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.”
16 A'raf 103. Ayet (7:103:2) بَعَثْنَا بعثنا be’aśnâ gönderdik ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onların ardından Mûsâ’yı, apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkâr ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu.
17 A'raf 167. Ayet (7:167:0) لَيَبْعَثَنَّ ليبعثن le-yeb’aśenne elbette göndereceğini ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
18 Tevbe 46. Ayet (9:46:0) انْبِعَاثَهُمْ انبعاثهم -nbi’âśehum davranışlarından ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, “Oturun, oturan âcizlerle beraber” denildi.
19 Yunus 74. Ayet (10:74:0) بَعَثْنَا بعثنا be’aśnâ gönderdik ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.
20 Yunus 75. Ayet (10:75:0) بَعَثْنَا بعثنا be’aśnâ gönderdik ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
21 Hûd 7. Ayet (11:7:20) مَبْعُوثُونَ مبعوثون meb’ûśûne diriltileceksiniz ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.
22 Hicr 36. Ayet (15:36:6) يُبْعَثُونَ يبعثون yub’aśûn(e) tekrar dirilecekleri ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi.
23 Nahl 21. Ayet (16:21:7) يُبْعَثُونَ۟ يبعثون yub’aśûn(e) dirileceklerini ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
24 Nahl 36. Ayet (16:36:2) بَعَثْنَا بعثنا be’aśnâ biz gönderdik ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan[303] kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.
25 Nahl 38. Ayet (16:38:6) يَبْعَثُ يبعث yeb’aśu diriltmez (diye) ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
26 Nahl 84. Ayet (16:84:2) نَبْعَثُ نبعث neb’aśu getirdiğimiz ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.
27 Nahl 89. Ayet (16:89:2) نَبْعَثُ نبعث neb’aśu getireceğimiz ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
28 İsrâ 5. Ayet (17:5:5) بَعَثْنَا بعثنا be’aśnâ gönderdik ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi.
29 İsrâ 15. Ayet (17:15:20) نَبْعَثَ نبعث neb’aśe göndermedikçe ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.[311]
30 İsrâ 49. Ayet (17:49:7) لَمَبْعُوثُونَ لمبعوثون le-meb’ûśûne diriltilecek ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?”
31 İsrâ 79. Ayet (17:79:9) يَبْعَثَكَ يبعثك yeb’aśeke seni ulaştırır ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.
32 İsrâ 94. Ayet (17:94:12) اَبَعَثَ ابعث ebe’aśa mı gönderdi? ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, “Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur.
33 İsrâ 98. Ayet (17:98:12) لَمَبْعُوثُونَ لمبعوثون le-meb’ûśûne diriltileceğiz ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler ve, “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” dediler.
34 Kehf 12. Ayet (18:12:2) بَعَثْنَاهُمْ بعثناهم be’aśnâhum onları uyandırdık ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
35 Kehf 19. Ayet (18:19:2) بَعَثْنَاهُمْ بعثناهم be’aśnâhum onları dirilttik ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”
36 Kehf 19. Ayet (18:19:21) فَابْعَثُٓوا فابعثوا feb’aśû gönderin ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”
37 Meryem 15. Ayet (19:15:8) يُبْعَثُ يبعث yub’aśu kaldırılacağı ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selâm olsun!
38 Meryem 33. Ayet (19:33:8) اُبْعَثُ ابعث ub’aśu kaldırılacağım ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”[343]
39 Hacc 5. Ayet (22:5:9) الْبَعْثِ البعث l-ba’śi yeniden dirilmek- ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
40 Hacc 7. Ayet (22:7:9) يَبْعَثُ يبعث yeb’aśu diriltecektir ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.
41 Mü'minûn 16. Ayet (23:16:5) تُبْعَثُونَ تبعثون tub’aśûn(e) diriltileceksiniz ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.
42 Mü'minûn 37. Ayet (23:37:10) بِمَبْعُوث۪ينَۖ بمبعوثين bi-meb’ûśîn(e) tekrar diriltilecek ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) “Hayat, bu dünya hayatından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz.”
43 Mü'minûn 82. Ayet (23:82:8) لَمَبْعُوثُونَ لمبعوثون le-meb’ûśûn(e) diriltileceğiz ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?”
44 Mü'minûn 100. Ayet (23:100:16) يُبْعَثُونَ يبعثون yub’aśûn(e) diriltilecekleri ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) 99,100. Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
45 Furkan 41. Ayet (25:41:9) بَعَثَ بعث be’aśa göndermiş ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) 41,42. Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
46 Furkan 51. Ayet (25:51:3) لَبَعَثْنَا لبعثنا le-be’aśnâ gönderirdik ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.
47 Şu'arâ 36. Ayet (26:36:4) وَابْعَثْ وابعث veb’aś ve gönder ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."
48 Şu'arâ 87. Ayet (26:87:4) يُبْعَثُونَۙ يبعثون yub’aśûn(e) diriltilecekleri ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!”
49 Neml 65. Ayet (27:65:14) يُبْعَثُونَ يبعثون yub’aśûn(e) dirileceklerini ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.”
50 Kasas 59. Ayet (28:59:7) يَبْعَثَ يبعث yeb’aśe gönderinceye ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helâk edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helâk etmeyiz.