| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | En'am 4. Ayet (6:4:2) | تَأْت۪يهِمْ | تأتيهم | te/tîhim | onlara gelmez | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. | |||||
| 2 | En'am 35. Ayet (6:35:17) | فَتَأْتِيَهُمْ | فتأتيهم | fe-te/tiyehum | onlara getiresin | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma. | |||||
| 3 | En'am 158. Ayet (6:158:5) | تَأْتِيَهُمُ | تأتيهم | te/tiyehumu | gelmesini | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 4 | A'raf 163. Ayet (7:163:0) | تَأْت۪يهِمْ | تأتيهم | te/tîhim | onlara gelirdi | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının[233] durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.[234] | |||||
| 5 | A'raf 163. Ayet (7:163:0) | تَأْت۪يهِمْۚ | تأتيهم | te/tîhim | gelmezlerdi | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının[233] durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.[234] | |||||
| 6 | Yusuf 107. Ayet (12:107:3) | تَأْتِيَهُمْ | تأتيهم | te/tiyehum | kendilerine gelmeyeceğinden | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? | |||||
| 7 | Yusuf 107. Ayet (12:107:9) | تَأْتِيَهُمُ | تأتيهم | te/tiyehumu | kendilerine gelmeyeceğinden | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? | |||||
| 8 | Nahl 33. Ayet (16:33:5) | تَأْتِيَهُمُ | تأتيهم | te/tiyehumu | kendilerine gelmesini | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 9 | Kehf 55. Ayet (18:55:13) | تَأْتِيَهُمْ | تأتيهم | te/tiyehum | kendilerine de gelmesidir | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. | |||||
| 10 | Enbiyâ 40. Ayet (21:40:2) | تَأْت۪يهِمْ | تأتيهم | te/tîhim | o onlara gelecek | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak. | |||||
| 11 | Hacc 55. Ayet (22:55:9) | تَأْتِيَهُمُ | تأتيهم | te/tiyehumu | kendilerine gelinceye | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün[378] azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar. | |||||
| 12 | Yâsîn 46. Ayet (36:46:2) | تَأْت۪يهِمْ | تأتيهم | te/tîhim | onlara gelmez | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. | |||||
| 13 | Mü'min 22. Ayet (40:22:4) | تَأْت۪يهِمْ | تأتيهم | te/tîhim | onlara getirirdi | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkâr ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, cezası da çok şiddetlidir. | |||||
| 14 | Zuhruf 66. Ayet (43:66:6) | تَأْتِيَهُمْ | تأتيهم | te/tiyehum | başlarına gelmesinden | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, hâlbuki bunun farkında değillerdir. | |||||
| 15 | Muhammed 18. Ayet (47:18:6) | تَأْتِيَهُمْ | تأتيهم | te/tiyehum | kendilerine gelmesini | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? | |||||
| 16 | Teğabun 6. Ayet (64:6:4) | تَأْت۪يهِمْ | تأتيهم | te/tîhim | getirirlerdi | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, “(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?” deyip de inkâr etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye lâyıktır. | |||||
| 17 | Beyyine 1. Ayet (98:1:11) | تَأْتِيَهُمُ | تأتيهم | te/tiyehumu | kendilerine gelinceye | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah’a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi. | |||||