| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 73. Ayet (3:73:2) | تُؤْمِنُٓوا | تؤمنوا | tu/minû | ve güvenmeyin | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). De ki: “Şüphesiz hidayet, Allah’ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 2 | Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:32) | تُؤْمِنُوا | تؤمنوا | tu/minû | inanır | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 3 | İsrâ 107. Ayet (17:107:6) | تُؤْمِنُواۜ | تؤمنوا | tu/minû | inanmayın | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” | |||||
| 4 | Mü'min 12. Ayet (40:12:11) | تُؤْمِنُواۜ | تؤمنوا | tu/minû | inanmanız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkâr etmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir.” | |||||
| 5 | Duhân 21. Ayet (44:21:3) | تُؤْمِنُوا | تؤمنوا | tu/minû | inanmadınızsa | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bana inanmadınızsa benden uzak durun.” | |||||
| 6 | Muhammed 36. Ayet (47:36:7) | تُؤْمِنُوا | تؤمنوا | tu/minû | inanırsanız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O size mükâfatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez. | |||||
| 7 | Fetih 9. Ayet (48:9:1) | لِتُؤْمِنُوا | لتؤمنوا | li-tu/minû | ki inanasınız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik.) | |||||
| 8 | Hucurât 14. Ayet (49:14:6) | تُؤْمِنُوا | تؤمنوا | tu/minû | inanmadınız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 9 | Hadîd 8. Ayet (57:8:8) | لِتُؤْمِنُوا | لتؤمنوا | li-tu/minû | inanmağa | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, sizi, Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Hâlbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun). | |||||
| 10 | Mücadele 4. Ayet (58:4:18) | لِتُؤْمِنُوا | لتؤمنوا | li-tu/minû | inanmanız içindir | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim (köle azat etme imkânı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar, Allah’a ve Resûlüne hakkıyla iman edesiniz, diyedir. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 11 | Mümtehine 1. Ayet (60:1:23) | تُؤْمِنُوا | تؤمنوا | tu/minû | inandığınızdan | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır. | |||||
| 12 | Mümtehine 4. Ayet (60:4:30) | تُؤْمِنُوا | تؤمنوا | tu/minû | siz inanıncaya | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538] | |||||