| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 31. Ayet (3:31:4) | تُحِبُّونَ | تحبون | tuhibbûna | seviyorsanız | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 2 | Âl-i İmran 92. Ayet (3:92:7) | تُحِبُّونَۜ | تحبون | tuhibbûn(e) | sevdiğiniz | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:4) | تُحِبُّونَهُمْ | تحبونهم | tuhibbûnehum | onları seversiniz | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:20) | تُحِبُّونَۜ | تحبون | tuhibbûn(e) | sevdiğiniz | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 5 | A'raf 79. Ayet (7:79:14) | تُحِبُّونَ | تحبون | tuhibbûne | siz sevmiyorsunuz | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi. | |||||
| 6 | İbrahim 3. Ayet (14:3:2) | يَسْتَحِبُّونَ | يستحبون | yestehibbûne | tercih ederler | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 7 | Nûr 22. Ayet (24:22:19) | تُحِبُّونَ | تحبون | tuhibbûne | sevmez misiniz? | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 8 | Saf 13. Ayet (61:13:2) | تُحِبُّونَهَاۜ | تحبونها | tuhibbûnehâ | seveceğiniz | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seveceğiniz başka bir kazanç daha var: Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih (Mekke’nin fethi). (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele! | |||||
| 9 | Kıyamet 20. Ayet (75:20:3) | تُحِبُّونَ | تحبون | tuhibbûne | siz seviyorsunuz | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 20,21. Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz. | |||||
| 10 | Fecr 20. Ayet (89:20:1) | وَتُحِبُّونَ | وتحبون | ve tuhibbûne | ve seviyorsunuz | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Malı da pek çok seviyorsunuz. | |||||