| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 174. Ayet (2:174:9) | وَيَشْتَرُونَ | ويشترون | ve yeşterûne | ve satanlar | ش ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.[47] | |||||
| 2 | Âl-i İmran 24. Ayet (3:24:15) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûn(e) | uyduruyor | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:3) | يَشْتَرُونَ | يشترون | yeşterûne | satanlar | ش ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 187. Ayet (3:187:21) | يَشْتَرُونَ | يشترون | yeşterûn(e) | satın alıyorlar | ش ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür! | |||||
| 5 | Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:17) | يَشْتَرُونَ | يشترون | yeşterûne | satmazlar | ش ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 6 | Nisâ 44. Ayet (4:44:9) | يَشْتَرُونَ | يشترون | yeşterûne | satın alıyorlar | ش ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. | |||||
| 7 | Nisâ 50. Ayet (4:50:3) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûne | uyduruyorlar | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak, Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter. | |||||
| 8 | Mâide 103. Ayet (5:103:15) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûne | uyduruyorlar | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkâr edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.[162] | |||||
| 9 | En'am 2. Ayet (6:2:14) | تَمْتَرُونَ | تمترون | temterûn(e) | kuşkulanıyorsunuz | م ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. | |||||
| 10 | En'am 24. Ayet (6:24:10) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûn(e) | uydurduruyor(lar) | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilâhları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? | |||||
| 11 | En'am 112. Ayet (6:112:23) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûn(e) | uydurdukları | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 12 | En'am 137. Ayet (6:137:20) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûn(e) | uydurdukları | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. | |||||
| 13 | En'am 138. Ayet (6:138:26) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûn(e) | iftira etmeleri | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram edilmiş hayvanlardır.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. | |||||
| 14 | A'raf 27. Ayet (7:27:24) | تَرَوْنَهُمْۜ | ترونهم | teravnehum | sizin onları göremeyeceğiniz | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. | |||||
| 15 | A'raf 53. Ayet (7:53:38) | يَفْتَرُونَ۟ | يفترون | yefterûn(e) | uyduruyor | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 16 | Enfal 48. Ayet (8:48:0) | تَرَوْنَ | ترون | teravne | sizin görmediğinizi | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve, “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok, mutlaka ben de size yardımcıyım.” demişti. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan), gerisingeriye dönüp, “Ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)[252] görüyorum. Ben Allah’tan korkarım. Allah, cezası çetin olandır” demişti. | |||||
| 17 | Yunus 30. Ayet (10:30:0) | يَفْتَرُونَ۟ | يفترون | yefterûn(e) | uyduruyor(lar) | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilâh diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. | |||||
| 18 | Yunus 59. Ayet (10:59:0) | تَفْتَرُونَ | تفترون | tefterûn(e) | iftira (mı) ediyorsunuz | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” | |||||
| 19 | Yunus 60. Ayet (10:60:0) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûne | uyduranların | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. | |||||
| 20 | Yunus 69. Ayet (10:69:0) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûne | uyduran(lar) | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.” | |||||
| 21 | Hûd 21. Ayet (11:21:9) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûn(e) | uydurdukları | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir. | |||||
| 22 | Hûd 50. Ayet (11:50:18) | مُفْتَرُونَ | مفترون | mufterûn(e) | yalan uyduranlarsınız | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. Hûd, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka sizin hiçbir ilâhınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz.” | |||||
| 23 | Yusuf 59. Ayet (12:59:11) | تَرَوْنَ | ترون | teravne | görmüyor musunuz? | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 24 | Ra'd 2. Ayet (13:2:7) | تَرَوْنَهَا | ترونها | teravnehâ | görebileceğiniz | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. | |||||
| 25 | Hicr 63. Ayet (15:63:7) | يَمْتَرُونَ | يمترون | yemterûn(e) | şüphe etmekte | م ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.” | |||||
| 26 | Nahl 56. Ayet (16:56:12) | تَفْتَرُونَ | تفترون | tefterûn(e) | uyduruyorlar | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. | |||||
| 27 | Nahl 87. Ayet (16:87:10) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûn(e) | uyduruyor(lar) | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. | |||||
| 28 | Nahl 116. Ayet (16:116:17) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûne | uyduran(lar) | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler. | |||||
| 29 | Meryem 34. Ayet (19:34:9) | يَمْتَرُونَ | يمترون | yemterûn(e) | şüphe edip ayrılığa düştükleri | م ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.[344] | |||||
| 30 | Enbiyâ 20. Ayet (21:20:5) | يَفْتُرُونَ | يفترون | yefturûn(e) | ara vermezler | ف ت ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. | |||||
| 31 | Hacc 2. Ayet (22:2:2) | تَرَوْنَهَا | ترونها | teravnehâ | onu gördüğünüz | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. | |||||
| 32 | Kasas 75. Ayet (28:75:17) | يَفْتَرُونَ۟ | يفترون | yefterûn(e) | uyduruyor(lar) | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kâfirlere), “Kesin delilinizi getirin” deriz. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. | |||||
| 33 | Ankebut 13. Ayet (29:13:11) | يَفْتَرُونَ۟ | يفترون | yefterûn(e) | uyduruyor(lar) | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir. | |||||
| 34 | Lokman 10. Ayet (31:10:5) | تَرَوْنَهَا | ترونها | teravnehâ | görebildiğiniz | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik. | |||||
| 35 | Fussilet 22. Ayet (41:22:3) | تَسْتَتِرُونَ | تستترون | testetirûne | gizleniyor | س ت ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” | |||||
| 36 | Duhân 50. Ayet (44:50:6) | تَمْتَرُونَ | تمترون | temterûn(e) | kuşkulanmış | م ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!” | |||||
| 37 | Ahkaf 28. Ayet (46:28:17) | يَفْتَرُونَ | يفترون | yefterûn(e) | uydurmuş | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. | |||||
| 38 | Tekâsür 6. Ayet (102:6:1) | لَتَرَوُنَّ | لترون | le-teravunne | mutlaka görürdünüz | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz. | |||||
| 39 | Tekâsür 7. Ayet (102:7:2) | لَتَرَوُنَّهَا | لترونها | le-teravunnehâ | onu göreceksiniz | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz. | |||||