| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 60. Ayet (3:60:5) | تَكُنْ | تكن | tekun | öyle ise olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hak Rabbindendir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 104. Ayet (3:104:1) | وَلْتَكُنْ | ولتكن | veltekun | olsun | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır. | |||||
| 3 | Nisâ 73. Ayet (4:73:9) | تَكُنْ | تكن | tekun | yokmuş gibi | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım.” | |||||
| 4 | Nisâ 97. Ayet (4:97:17) | تَكُنْ | تكن | tekun | değil miydi? | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 5 | Nisâ 105. Ayet (4:105:13) | تَكُنْ | تكن | tekun | olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. | |||||
| 6 | Nisâ 113. Ayet (4:113:27) | تَكُنْ | تكن | tekun | olmadığın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Hâlbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. | |||||
| 7 | Nisâ 119. Ayet (4:119:4) | فَلَيُبَتِّكُنَّ | فليبتكن | fe-leyubettikunne | yaracaklar | ب ت ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”[132] Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür. | |||||
| 8 | En'am 23. Ayet (6:23:3) | تَكُنْ | تكن | tekun | kalmadığı | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda onların manevraları, “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (O’na) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. | |||||
| 9 | En'am 101. Ayet (6:101:9) | تَكُنْ | تكن | tekun | yoktur | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 10 | En'am 158. Ayet (6:158:25) | تَكُنْ | تكن | tekun | etmemiş | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 11 | A'raf 205. Ayet (7:205:0) | تَكُنْ | تكن | tekun | olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. | |||||
| 12 | Enfal 73. Ayet (8:73:0) | تَكُنْ | تكن | tekun | olur | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. | |||||
| 13 | Tevbe 35. Ayet (9:35:0) | تَكْنِزُونَ | تكنزون | teknizûn(e) | yığıyor(lar) | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, “İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!” denilecek. | |||||
| 14 | Hûd 42. Ayet (11:42:18) | تَكُنْ | تكن | tekun | olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. | |||||
| 15 | Hicr 55. Ayet (15:55:5) | تَكُنْ | تكن | tekun | olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler. | |||||
| 16 | Kehf 43. Ayet (18:43:2) | تَكُنْ | تكن | tekun | olmadı | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. | |||||
| 17 | Mü'minûn 105. Ayet (23:105:2) | تَكُنْ | تكن | tekun | değil mi? | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?” der. | |||||
| 18 | Şu'arâ 136. Ayet (26:136:7) | تَكُنْ | تكن | tekun | olmasan da | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir.” | |||||
| 19 | Neml 70. Ayet (27:70:5) | تَكُنْ | تكن | tekun | olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. | |||||
| 20 | Neml 74. Ayet (27:74:5) | تُكِنُّ | تكن | tukinnu | gizlediği | ك ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. | |||||
| 21 | Kasas 69. Ayet (28:69:4) | تُكِنُّ | تكن | tukinnu | gizlediğini | ك ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. | |||||
| 22 | Lokman 16. Ayet (31:16:10) | فَتَكُنْ | فتكن | fe-tekun | ve bulunsa | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” | |||||
| 23 | Secde 23. Ayet (32:23:6) | تَكُنْ | تكن | tekun | olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık. | |||||
| 24 | Ahzab 33. Ayet (33:33:3) | بُيُوتِكُنَّ | بيوتكن | buyûtikunne | evlerinizde | ب ي ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. | |||||
| 25 | Ahzab 34. Ayet (33:34:5) | بُيُوتِكُنَّ | بيوتكن | buyûtikunne | evlerinizde | ب ي ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. | |||||
| 26 | Câsiye 31. Ayet (45:31:5) | تَكُنْ | تكن | tekun | değil mi? | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” | |||||
| 27 | Kalem 48. Ayet (68:48:5) | تَكُنْ | تكن | tekun | olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir hâlde Rabbine yakarmıştı.[555] | |||||