| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 111. Ayet (2:111:11) | تِلْكَ | تلك | tilke | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.” | |||||
| 2 | Bakara 134. Ayet (2:134:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | onlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 3 | Bakara 141. Ayet (2:141:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | İşte onlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 4 | Bakara 187. Ayet (2:187:54) | تِلْكَ | تلك | tilke | bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 5 | Bakara 196. Ayet (2:196:56) | تِلْكَ | تلك | tilke | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. | |||||
| 6 | Bakara 229. Ayet (2:229:35) | تِلْكَ | تلك | tilke | işte bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 7 | Bakara 230. Ayet (2:230:25) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | işte bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. | |||||
| 8 | Bakara 252. Ayet (2:252:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. | |||||
| 9 | Bakara 253. Ayet (2:253:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | işte o | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 10 | Âl-i İmran 108. Ayet (3:108:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | işte onlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar Allah’ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Allah, âlemlere hiç zulüm etmek istemez. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 140. Ayet (3:140:9) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | işte o | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez. | |||||
| 12 | Nisâ 13. Ayet (4:13:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 13 | En'am 83. Ayet (6:83:1) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | işte bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz.. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 14 | A'raf 101. Ayet (7:101:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | işte o | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler. | |||||
| 15 | Yunus 1. Ayet (10:1:0) | تِلْكَ | تلك | tilke | bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elif, Lâm, Râ.[266] Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir. | |||||
| 16 | Hûd 49. Ayet (11:49:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O hâlde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. | |||||
| 17 | Hûd 59. Ayet (11:59:1) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | ve işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. O’nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! | |||||
| 18 | Yusuf 1. Ayet (12:1:2) | تِلْكَ | تلك | tilke | bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elif Lâm Râ.[281] Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir.[282] | |||||
| 19 | Ra'd 1. Ayet (13:1:2) | تِلْكَ | تلك | tilke | şunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elif Lâm Mîm Râ.[287] İşte bunlar Kitab’ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar. | |||||
| 20 | Ra'd 35. Ayet (13:35:13) | تِلْكَ | تلك | tilke | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkâr edenlerin sonu ise ateştir. | |||||
| 21 | Hicr 1. Ayet (15:1:2) | تِلْكَ | تلك | tilke | şunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elif Lâm Râ.[295] Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. | |||||
| 22 | Kehf 59. Ayet (18:59:1) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | ve işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. | |||||
| 23 | Meryem 63. Ayet (19:63:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. | |||||
| 24 | Tâhâ 17. Ayet (20:17:2) | تِلْكَ | تلك | tilke | şu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” | |||||
| 25 | Enbiyâ 15. Ayet (21:15:3) | تِلْكَ | تلك | tilke | bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. | |||||
| 26 | Şu'arâ 2. Ayet (26:2:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | şunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir. | |||||
| 27 | Şu'arâ 22. Ayet (26:22:1) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | ve işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir.”[398] | |||||
| 28 | Neml 1. Ayet (27:1:2) | تِلْكَ | تلك | tilke | şunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tâ-Sîn.[404] Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın âyetleridir. | |||||
| 29 | Neml 52. Ayet (27:52:1) | فَتِلْكَ | فتلك | fe-tilke | işte şunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. | |||||
| 30 | Kasas 2. Ayet (28:2:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | şunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir. | |||||
| 31 | Kasas 58. Ayet (28:58:7) | فَتِلْكَ | فتلك | fetilke | İşte şunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz. | |||||
| 32 | Kasas 83. Ayet (28:83:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||
| 33 | Ankebut 43. Ayet (29:43:1) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | ve bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. | |||||
| 34 | Lokman 2. Ayet (31:2:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | şunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Bunlar, hikmet dolu Kitab’ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. | |||||
| 35 | Zuhruf 72. Ayet (43:72:1) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. | |||||
| 36 | Câsiye 6. Ayet (45:6:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | işte şunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? | |||||
| 37 | Necm 22. Ayet (53:22:1) | تِلْكَ | تلك | tilke | bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. | |||||
| 38 | Mücadele 4. Ayet (58:4:21) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | ve bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim (köle azat etme imkânı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar, Allah’a ve Resûlüne hakkıyla iman edesiniz, diyedir. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 39 | Haşr 21. Ayet (59:21:13) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | ve bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz. | |||||
| 40 | Talak 1. Ayet (65:1:25) | وَتِلْكَ | وتلك | ve tilke | bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. | |||||
| 41 | Nâzi'ât 12. Ayet (79:12:2) | تِلْكَ | تلك | tilke | bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür” dediler. | |||||