| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 87. Ayet (2:87:18) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelse | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 2 | Bakara 92. Ayet (2:92:2) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelmişti | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 81. Ayet (3:81:12) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | geldiğinde | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Allah peygamberlerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 183. Ayet (3:183:17) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelmişti | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?” | |||||
| 5 | Nisâ 170. Ayet (4:170:5) | جَٓاءَكُمُ | جاءكم | câekumu | size getirdi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. O hâlde, kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 6 | Nisâ 174. Ayet (4:174:5) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. | |||||
| 7 | Mâide 15. Ayet (5:15:5) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. | |||||
| 8 | Mâide 15. Ayet (5:15:19) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelmiştir | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. | |||||
| 9 | Mâide 19. Ayet (5:19:5) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 10 | Mâide 19. Ayet (5:19:22) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 11 | En'am 104. Ayet (6:104:2) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller[188] geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim. | |||||
| 12 | En'am 157. Ayet (6:157:12) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size de geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. | |||||
| 13 | A'raf 63. Ayet (7:63:3) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | gelmesine | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? | |||||
| 14 | A'raf 69. Ayet (7:69:3) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelmesine | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” | |||||
| 15 | Enfal 19. Ayet (8:19:0) | جَٓاءَكُمُ | جاءكم | câekumu | size geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. | |||||
| 16 | Tevbe 128. Ayet (9:128:0) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelmiştir | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. | |||||
| 17 | Yunus 77. Ayet (10:77:0) | جَٓاءَكُمْۜ | جاءكم | câekum | size geldiği | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ: “Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!” dedi. | |||||
| 18 | Yunus 108. Ayet (10:108:0) | جَٓاءَكُمُ | جاءكم | câekumu | size gelmiştir | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.” | |||||
| 19 | Sebe' 32. Ayet (34:32:12) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size geldikten | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, “Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. | |||||
| 20 | Fâtır 37. Ayet (35:37:19) | وَجَٓاءَكُمُ | وجاءكم | ve câekumu | ve size geldi | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” | |||||
| 21 | Mü'min 28. Ayet (40:28:16) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelmiştir | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Hâlbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.” | |||||
| 22 | Mü'min 34. Ayet (40:34:2) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelmişti | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. | |||||
| 23 | Mü'min 34. Ayet (40:34:12) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size getirdikleri | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. | |||||
| 24 | Hucurât 6. Ayet (49:6:6) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelirse | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. | |||||
| 25 | Mümtehine 1. Ayet (60:1:16) | جَٓاءَكُمْ | جاءكم | câekum | size gelen | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır. | |||||
| 26 | Mümtehine 10. Ayet (60:10:6) | جَٓاءَكُمُ | جاءكم | câekumu | size geldiği | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[539] | |||||