| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 35. Ayet (2:35:7) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennette | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” | |||||
| 2 | Bakara 82. Ayet (2:82:7) | الْجَنَّةِۚ | الجنة | l-cenne(ti) | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 3 | Bakara 111. Ayet (2:111:4) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.” | |||||
| 4 | Bakara 214. Ayet (2:214:5) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır. | |||||
| 5 | Bakara 221. Ayet (2:221:32) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler. | |||||
| 6 | Bakara 265. Ayet (2:265:12) | جَنَّةٍ | جنة | cennetin | bir bahçeye | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 7 | Bakara 266. Ayet (2:266:6) | جَنَّةٌ | جنة | cennetun | bir bahçesi | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75] | |||||
| 8 | Âl-i İmran 133. Ayet (3:133:6) | وَجَنَّةٍ | وجنة | ve cennetin | ve cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 142. Ayet (3:142:5) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? | |||||
| 10 | Âl-i İmran 185. Ayet (3:185:15) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. | |||||
| 11 | Nisâ 124. Ayet (4:124:13) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. | |||||
| 12 | Mâide 72. Ayet (5:72:28) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cenneti | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” | |||||
| 13 | A'raf 19. Ayet (7:19:6) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennette | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.” | |||||
| 14 | A'raf 22. Ayet (7:22:14) | الْجَنَّةِۜ | الجنة | l-cenne(ti) | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi. | |||||
| 15 | A'raf 27. Ayet (7:27:11) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennet- | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. | |||||
| 16 | A'raf 40. Ayet (7:40:14) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. | |||||
| 17 | A'raf 42. Ayet (7:42:12) | الْجَنَّةِۚ | الجنة | l-cenne(ti) | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar. | |||||
| 18 | A'raf 43. Ayet (7:43:32) | الْجَنَّةُ | الجنة | l-cennetu | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir. | |||||
| 19 | A'raf 44. Ayet (7:44:3) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’dettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir. | |||||
| 20 | A'raf 46. Ayet (7:46:11) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur[216], A’râf[217] üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selâm olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar. | |||||
| 21 | A'raf 49. Ayet (7:49:9) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. | |||||
| 22 | A'raf 50. Ayet (7:50:5) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler. | |||||
| 23 | A'raf 184. Ayet (7:184:0) | جِنَّةٍۜ | جنة | cinne(tin) | delilik | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır. | |||||
| 24 | Tevbe 111. Ayet (9:111:0) | الْجَنَّةَۜ | الجنة | l-cenne(te) | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır. | |||||
| 25 | Yunus 26. Ayet (10:26:0) | الْجَنَّةِۚ | الجنة | l-cenneti | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 26 | Hûd 23. Ayet (11:23:11) | الْجَنَّةِۚ | الجنة | l-cenne(ti) | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 27 | Hûd 108. Ayet (11:108:5) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedî kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. | |||||
| 28 | Hûd 119. Ayet (11:119:13) | الْجِنَّةِ | الجنة | l-cinneti | cinler- | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280] | |||||
| 29 | Ra'd 35. Ayet (13:35:2) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennetin | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkâr edenlerin sonu ise ateştir. | |||||
| 30 | Nahl 32. Ayet (16:32:9) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. | |||||
| 31 | İsrâ 91. Ayet (17:91:4) | جَنَّةٌ | جنة | cennetun | bir bahçen | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.” | |||||
| 32 | Meryem 60. Ayet (19:60:9) | الْجَنَّةَ | الجنة | l-cennete | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir. | |||||
| 33 | Meryem 63. Ayet (19:63:2) | الْجَنَّةُ | الجنة | l-cennetu | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. | |||||
| 34 | Tâhâ 117. Ayet (20:117:12) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennet- | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.” | |||||
| 35 | Tâhâ 121. Ayet (20:121:11) | الْجَنَّةِۘ | الجنة | l-cenne(ti) | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. | |||||
| 36 | Mü'minûn 25. Ayet (23:25:6) | جِنَّةٌ | جنة | cinnetun | delilik bulunan | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.” | |||||
| 37 | Mü'minûn 70. Ayet (23:70:4) | جِنَّةٌۜ | جنة | cinne(tun) | bir delilik var | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o, onlara hakkı getirdi. Hâlbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar. | |||||
| 38 | Furkan 8. Ayet (25:8:8) | جَنَّةٌ | جنة | cennetun | bir bahçesi | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Zalimler, (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. | |||||
| 39 | Furkan 15. Ayet (25:15:5) | جَنَّةُ | جنة | cennetu | cennet (mi?) | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dedilen ebedîlik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükâfat ve varılacak bir yerdir. | |||||
| 40 | Furkan 24. Ayet (25:24:2) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir. | |||||
| 41 | Şu'arâ 85. Ayet (26:85:4) | جَنَّةِ | جنة | cenneti | cennetinin | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle.” | |||||
| 42 | Şu'arâ 90. Ayet (26:90:2) | الْجَنَّةُ | الجنة | l-cennetu | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cennet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. | |||||
| 43 | Ankebut 58. Ayet (29:58:7) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennet- | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir! | |||||
| 44 | Secde 13. Ayet (32:13:14) | الْجِنَّةِ | الجنة | l-cinneti | cinlerden | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.[433] | |||||
| 45 | Sebe' 8. Ayet (34:8:7) | جِنَّةٌۜ | جنة | cinne(tun) | delilik- | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır, öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler. | |||||
| 46 | Sebe' 46. Ayet (34:46:15) | جِنَّةٍۜ | جنة | cinne(tin) | delilik | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır.” | |||||
| 47 | Yâsîn 26. Ayet (36:26:3) | الْجَنَّةَۜ | الجنة | l-cenne(te) | cennete | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 26,27. (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi. | |||||
| 48 | Yâsîn 55. Ayet (36:55:3) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennet | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler. | |||||
| 49 | Sâffât 158. Ayet (37:158:4) | الْجِنَّةِ | الجنة | l-cinneti | cinler | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler. | |||||
| 50 | Sâffât 158. Ayet (37:158:8) | الْجِنَّةُ | الجنة | l-cinnetu | cinler | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler. | |||||