"جَعَلْنَا" Analizi

Arapça Metin (Harekeli) ve benzeşen aramasında 111 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 66. Ayet (2:66:1) فَجَعَلْنَاهَا فجعلناها fece’alnâhâ ve bunu yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.[23]
2 Bakara 125. Ayet (2:125:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz kıldık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”
3 Bakara 143. Ayet (2:143:2) جَعَلْنَاكُمْ جعلناكم ce’alnâkum sizi kıldık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37]
4 Bakara 143. Ayet (2:143:14) جَعَلْنَا جعلنا ce’alne ve yap(ma)dık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37]
5 Nisâ 33. Ayet (4:33:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ kıldık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin.[114] Şüphesiz Allah her şeye şahittir.
6 Nisâ 91. Ayet (4:91:27) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ verdik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.
7 Mâide 13. Ayet (5:13:5) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.
8 Mâide 48. Ayet (5:48:26) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ belirledik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
9 En'am 6. Ayet (6:6:20) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve kılmıştık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.
10 En'am 9. Ayet (6:9:2) جَعَلْنَاهُ جعلناه ce’alnâhu onu yapsaydık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık[169] ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk.[170]
11 En'am 9. Ayet (6:9:4) لَجَعَلْنَاهُ لجعلناه lece’alnâhu yine yapardık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık[169] ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk.[170]
12 En'am 25. Ayet (6:25:5) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ fakat biz koyduk ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler.
13 En'am 107. Ayet (6:107:7) جَعَلْنَاكَ جعلناك ce’alnâke biz seni yapmadık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.
14 En'am 112. Ayet (6:112:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
15 En'am 122. Ayet (6:122:5) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve verdiğimiz ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.
16 En'am 123. Ayet (6:123:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle, her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Hâlbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar.
17 A'raf 10. Ayet (7:10:5) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve verdik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik.[214] Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!
18 A'raf 27. Ayet (7:27:26) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
19 Yunus 14. Ayet (10:14:0) جَعَلْنَاكُمْ جعلناكم ce’alnâkum sizi kıldık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.
20 Yunus 24. Ayet (10:24:0) فَجَعَلْنَاهَا فجعلناها fe-ce’alnâhâ böylece onları çeviririz ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
21 Yunus 73. Ayet (10:73:0) وَجَعَلْنَاهُمْ وجعلناهم ve ce’alnâhum ve onları yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!
22 Hûd 82. Ayet (11:82:4) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ çevirdik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
23 Ra'd 38. Ayet (13:38:6) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve verdik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.
24 Hicr 16. Ayet (15:16:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
25 Hicr 20. Ayet (15:20:1) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve var ettik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
26 Hicr 74. Ayet (15:74:1) فَجَعَلْنَا فجعلنا fe-ce’alnâ ve getirdik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
27 İsrâ 2. Ayet (17:2:4) وَجَعَلْنَاهُ وجعلناه ve ce’alnâhu ve onu yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu, “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık.
28 İsrâ 6. Ayet (17:6:9) وَجَعَلْنَاكُمْ وجعلناكم ve ce’alnâkum ve yaptık sizi ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık.
29 İsrâ 8. Ayet (17:8:8) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve yapmışızdır ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yapmışızdır.
30 İsrâ 12. Ayet (17:12:1) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve biz yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.
31 İsrâ 18. Ayet (17:18:13) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ (yerini) yaparız ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.
32 İsrâ 33. Ayet (17:33:13) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ vermişizdir ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.
33 İsrâ 45. Ayet (17:45:4) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ çekeriz ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.
34 İsrâ 46. Ayet (17:46:1) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve kılarız (koyarız) ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da (ibadete lâyık ilâh olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.[317]
35 İsrâ 60. Ayet (17:60:9) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz yapmadık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.[320]
36 Kehf 7. Ayet (18:7:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ yarattık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
37 Kehf 32. Ayet (18:32:5) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ vermiştik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.
38 Kehf 32. Ayet (18:32:12) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve bitirmiştik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.
39 Kehf 52. Ayet (18:52:11) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve biz koyduk ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Allah’ın, “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği, onların da çağıracakları, fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla!
40 Kehf 57. Ayet (18:57:14) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ koyduk ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
41 Kehf 59. Ayet (18:59:6) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve belirledik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
42 Meryem 49. Ayet (19:49:13) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
43 Meryem 50. Ayet (19:50:5) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve verdik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
44 Enbiyâ 8. Ayet (21:8:2) جَعَلْنَاهُمْ جعلناهم ce’alnâhum biz onları yapmadık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
45 Enbiyâ 15. Ayet (21:15:6) جَعَلْنَاهُمْ جعلناهم ce’alnâhum biz onları yapıncaya ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.
46 Enbiyâ 30. Ayet (21:30:11) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve yarattık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
47 Enbiyâ 31. Ayet (21:31:1) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve yarattık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.
48 Enbiyâ 31. Ayet (21:31:8) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve açtık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.
49 Enbiyâ 32. Ayet (21:32:1) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ ve yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.
50 Enbiyâ 34. Ayet (21:34:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ vermedik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar?