| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 197. Ayet (2:197:13) | جِدَالَ | جدال | cidâle | kavga etmek | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac (ayları), bilinen aylardır.[58] Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 2 | Nisâ 107. Ayet (4:107:2) | تُجَادِلْ | تجادل | tucâdil | savunma | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez. | |||||
| 3 | Nisâ 109. Ayet (4:109:4) | جَادَلْتُمْ | جادلتم | câdeltum | savundunuz | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak? | |||||
| 4 | Nisâ 109. Ayet (4:109:10) | يُجَادِلُ | يجادل | yucâdilu | savunacak | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak? | |||||
| 5 | En'am 25. Ayet (6:25:24) | يُجَادِلُونَكَ | يجادلونك | yucâdilûneke | seninle tartışırlar | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. | |||||
| 6 | En'am 121. Ayet (6:121:16) | لِيُجَادِلُوكُمْۚ | ليجادلوكم | li-yucâdilûkum | sizinle mücadele etmelerini | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.[192] | |||||
| 7 | A'raf 71. Ayet (7:71:9) | اَتُجَادِلُونَن۪ي | اتجادلونني | etucâdilûnenî | benimle mi tartışıyorsunuz? | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah’ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. | |||||
| 8 | Enfal 6. Ayet (8:6:0) | يُجَادِلُونَكَ | يجادلونك | yucâdilûneke | seninle tartışıyorlardı | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı. | |||||
| 9 | Hûd 32. Ayet (11:32:5) | جَادَلْتَنَا | جادلتنا | câdeltenâ | bizimle tartıştın | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.” | |||||
| 10 | Hûd 32. Ayet (11:32:7) | جِدَالَنَا | جدالنا | cidâlenâ | bizimle tartışmanda | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.” | |||||
| 11 | Hûd 74. Ayet (11:74:8) | يُجَادِلُنَا | يجادلنا | yucâdilunâ | bizimle tartışmaya girişti | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. | |||||
| 12 | Ra'd 13. Ayet (13:13:14) | يُجَادِلُونَ | يجادلون | yucâdilûne | tartışmaktadırlar | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır. | |||||
| 13 | Nahl 111. Ayet (16:111:5) | تُجَادِلُ | تجادل | tucâdilu | uğraşır | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. | |||||
| 14 | Nahl 125. Ayet (16:125:8) | وَجَادِلْهُمْ | وجادلهم | ve câdilhum | ve onlarla mücadele et | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir. | |||||
| 15 | Kehf 54. Ayet (18:54:14) | جَدَلًا | جدلا | cedelâ(n) | tartışmacıdır | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. | |||||
| 16 | Kehf 56. Ayet (18:56:7) | وَيُجَادِلُ | ويجادل | ve yucâdilu | ve mücadele ediyorlar | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. | |||||
| 17 | Hacc 3. Ayet (22:3:4) | يُجَادِلُ | يجادل | yucâdilu | tartışır | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı hâlde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın[371] ardına düşer. | |||||
| 18 | Hacc 8. Ayet (22:8:4) | يُجَادِلُ | يجادل | yucâdilu | tartışır | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. | |||||
| 19 | Hacc 68. Ayet (22:68:2) | جَادَلُوكَ | جادلوك | câdelûke | seninle mücadele ederlerse | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: “Allah, yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir.” | |||||
| 20 | Ankebut 46. Ayet (29:46:2) | تُجَادِلُٓوا | تجادلوا | tucâdilû | tartışmayın | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (aynı ilâhtır). Biz sadece O’na teslim olmuş kimseleriz.” | |||||
| 21 | Lokman 20. Ayet (31:20:21) | يُجَادِلُ | يجادل | yucâdilu | tartışır (durur) | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. | |||||
| 22 | Mü'min 4. Ayet (40:4:2) | يُجَادِلُ | يجادل | yucâdilu | mücadele etmez | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. | |||||
| 23 | Mü'min 5. Ayet (40:5:13) | وَجَادَلُوا | وجادلوا | ve câdelû | ve tartıştılar | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)! | |||||
| 24 | Mü'min 35. Ayet (40:35:2) | يُجَادِلُونَ | يجادلون | yucâdilûne | tartışırlar | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. | |||||
| 25 | Mü'min 56. Ayet (40:56:3) | يُجَادِلُونَ | يجادلون | yucâdilûne | tartışan(lar) | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 26 | Mü'min 69. Ayet (40:69:5) | يُجَادِلُونَ | يجادلون | yucâdilûne | tartışan(ları) | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? | |||||
| 27 | Şûrâ 35. Ayet (42:35:3) | يُجَادِلُونَ | يجادلون | yucâdilûne | tartışanlar | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, böyle yapar ki, âyetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. | |||||
| 28 | Zuhruf 58. Ayet (43:58:10) | جَدَلًاۜ | جدلا | cedelâ(en) | tartışmak | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. | |||||
| 29 | Mücadele 1. Ayet (58:1:6) | تُجَادِلُكَ | تجادلك | tucâdiluke | seninle tartışan | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||