| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Mürselât 18. Ayet (77:18:3) | بِالْمُجْرِم۪ينَ | بالمجرمين | bil-mucrimîn(e) | suçlulara | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz suçlulara işte böyle yaparız. | |||||
| 2 | Sâffât 34. Ayet (37:34:4) | بِالْمُجْرِم۪ينَ | بالمجرمين | bilmucrimîn(e) | suçlulara | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte biz suçlulara böyle yaparız. | |||||
| 3 | Hûd 22. Ayet (11:22:2) | جَرَمَ | جرم | cerame | şüphe | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. | |||||
| 4 | Nahl 23. Ayet (16:23:2) | جَرَمَ | جرم | cerame | gizli kalmaz | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez. | |||||
| 5 | Nahl 62. Ayet (16:62:12) | جَرَمَ | جرم | cerame | şüphe | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. | |||||
| 6 | Nahl 109. Ayet (16:109:2) | جَرَمَ | جرم | cerame | şüphe | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. | |||||
| 7 | Mü'min 43. Ayet (40:43:2) | جَرَمَ | جرم | cerame | şüphe | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.” | |||||
| 8 | Sebe' 25. Ayet (34:25:5) | اَجْرَمْنَا | اجرمنا | ecramnâ | bizim işlediğimiz suç- | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız.” | |||||
| 9 | En'am 124. Ayet (6:124:21) | اَجْرَمُوا | اجرموا | ecramû | suç işleyen(lere) | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara bir âyet geldiği zaman, “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. | |||||
| 10 | Rum 47. Ayet (30:47:13) | اَجْرَمُواۜ | اجرموا | ecramû | suç işleyen(ler) | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. | |||||
| 11 | Mutaffifîn 29. Ayet (83:29:3) | اَجْرَمُوا | اجرموا | ecramû | suç işleyen(ler) | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı. | |||||
| 12 | Hûd 35. Ayet (11:35:8) | اِجْرَام۪ي | اجرامي | icrâmî | suçum | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.” | |||||
| 13 | Kalem 35. Ayet (68:35:3) | كَالْمُجْرِم۪ينَۜ | كالمجرمين | kel-mucrimîn(e) | suçlular gibi | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız? | |||||
| 14 | En'am 55. Ayet (6:55:6) | الْمُجْرِم۪ينَ۟ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçluların | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. | |||||
| 15 | En'am 147. Ayet (6:147:13) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçlu | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan O’nun azabı geri çevrilmez.” | |||||
| 16 | A'raf 40. Ayet (7:40:23) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçluları | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. | |||||
| 17 | A'raf 84. Ayet (7:84:8) | الْمُجْرِم۪ينَ۟ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçluların | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.”[221] Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu. | |||||
| 18 | Yunus 13. Ayet (10:13:0) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 19 | Yusuf 110. Ayet (12:110:19) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez. | |||||
| 20 | Hicr 12. Ayet (15:12:5) | الْمُجْرِم۪ينَۙ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçluların | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.[296] | |||||
| 21 | Furkan 31. Ayet (25:31:7) | الْمُجْرِم۪ينَۜ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçlular- | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. | |||||
| 22 | Şu'arâ 200. Ayet (26:200:5) | الْمُجْرِم۪ينَۜ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçluların | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk.[402] | |||||
| 23 | Neml 69. Ayet (27:69:9) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçluların | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.” | |||||
| 24 | Ahkaf 25. Ayet (46:25:14) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suç işleyen | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 25 | Müddessir 41. Ayet (74:41:2) | الْمُجْرِم۪ينَۙ | المجرمين | l-mucrimîn(e) | suçluların | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 40,41,42. Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?” | |||||
| 26 | İbrahim 49. Ayet (14:49:2) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîne | suçluları | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. | |||||
| 27 | Kehf 49. Ayet (18:49:4) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîne | suçluların | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. | |||||
| 28 | Meryem 86. Ayet (19:86:2) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîne | suçluları da | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 85,86. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün! | |||||
| 29 | Tâhâ 102. Ayet (20:102:6) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîne | suçluları | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün günahkârları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. | |||||
| 30 | Secde 22. Ayet (32:22:12) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîne | suçlular- | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. | |||||
| 31 | Zuhruf 74. Ayet (43:74:2) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîne | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. | |||||
| 32 | Kamer 47. Ayet (54:47:2) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîne | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. | |||||
| 33 | Meâric 11. Ayet (70:11:3) | الْمُجْرِمُ | المجرم | l-mucrimu | suçlu olan | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12,13,14. Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. | |||||
| 34 | Enfal 8. Ayet (8:8:0) | الْمُجْرِمُونَۚ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi. | |||||
| 35 | Yunus 17. Ayet (10:17:0) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık, Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. | |||||
| 36 | Yunus 50. Ayet (10:50:0) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Söyleyin bakalım, O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.) | |||||
| 37 | Yunus 82. Ayet (10:82:0) | الْمُجْرِمُونَ۟ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.” | |||||
| 38 | Şu'arâ 99. Ayet (26:99:4) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlulardan | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.” | |||||
| 39 | Kasas 78. Ayet (28:78:28) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlulara | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 40 | Rum 12. Ayet (30:12:5) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. | |||||
| 41 | Yâsîn 59. Ayet (36:59:4) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Allah, şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!” | |||||
| 42 | Rahman 43. Ayet (55:43:6) | الْمُجْرِمُونَۢ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçluların | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. | |||||
| 43 | Kehf 53. Ayet (18:53:2) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûne | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. | |||||
| 44 | Rum 55. Ayet (30:55:5) | الْمُجْرِمُونَۙ | المجرمون | l-mucrimûne | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı. | |||||
| 45 | Secde 12. Ayet (32:12:4) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûne | suçluları | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen! | |||||
| 46 | Rahman 41. Ayet (55:41:2) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûne | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. | |||||
| 47 | Kasas 17. Ayet (28:17:9) | لِلْمُجْرِم۪ينَ | للمجرمين | lil-mucrimîn(e) | suçlulara | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. | |||||
| 48 | Furkan 22. Ayet (25:22:7) | لِلْمُجْرِم۪ينَ | للمجرمين | lil-mucrimîne | suçlulara | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”[391] diyecekler. | |||||
| 49 | Tâhâ 74. Ayet (20:74:5) | مُجْرِمًا | مجرما | mucrimen | suçlu olarak | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar. | |||||
| 50 | En'am 123. Ayet (6:123:7) | مُجْرِم۪يهَا | مجرميها | mucrimîhâ | (oranın) suçluları | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Hâlbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar. | |||||