"ج ع ل" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 346 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Nahl 124. Ayet (16:124:2) جُعِلَ جعل cu’ile (farz) kılındı ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
2 Ankebut 67. Ayet (29:67:4) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ (Mekke'yi) kıldık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
3 Meryem 10. Ayet (19:10:3) اجْعَلْ اجعل c’al (öyle ise) ver ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Zekeriyya, “Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver”, dedi. Allah da, “Senin işaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi.
4 İsrâ 18. Ayet (17:18:13) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ (yerini) yaparız ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.
5 İbrahim 37. Ayet (14:37:16) فَاجْعَلْ فاجعل fec’al artık kıl ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.”
6 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:21) فَنَجْعَلْ فنجعل fe-nec’al atalım (kılalım) ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]
7 Yusuf 15. Ayet (12:15:6) يَجْعَلُوهُ يجعلوه yec’alûhu atmaya ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.
8 Enfal 37. Ayet (8:37:0) فَيَجْعَلَهُ فيجعله fe-yec’alehu atsın ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
9 A'raf 190. Ayet (7:190:0) جَعَلَا جعلا ce’alâ başladılar ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de, Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O’na ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
10 Mâide 48. Ayet (5:48:26) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ belirledik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
11 Hacc 67. Ayet (22:67:3) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ belirledik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.
12 Mü'minûn 94. Ayet (23:94:3) تَجْعَلْن۪ي تجعلني tec’alnî beni bırakma ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) 93,94. De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma.”
13 İbrahim 40. Ayet (14:40:2) اجْعَلْن۪ي اجعلني c’alnî beni kıl ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.”
14 Yusuf 55. Ayet (12:55:2) اجْعَلْن۪ي اجعلني -c’alnî beni tayin et ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi.
15 A'raf 150. Ayet (7:150:0) تَجْعَلْن۪ي تجعلني tec’alnî beni tutma ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) “Ey anam oğlu” dedi, “Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.”
16 Tevbe 19. Ayet (9:19:0) اَجَعَلْتُمْ اجعلتم ece’altum bir mi tuttunuz? ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zâlim topluluğu doğru yola erdirmez.
17 Nûr 63. Ayet (24:63:2) تَجْعَلُوا تجعلوا tec’alû bir tutmayın ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
18 Haşr 10. Ayet (59:10:14) تَجْعَلْ تجعل tec’al bırakma ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”[534]
19 Sebe' 33. Ayet (34:33:23) وَجَعَلْنَا وجعلنا ve ce’alnâ biz de geçirdik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.
20 Enbiyâ 70. Ayet (21:70:4) فَجَعَلْنَاهُمُ فجعلناهم fece’alnâhumu biz de kendilerini uğrattık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.
21 Sebe' 19. Ayet (34:19:8) فَجَعَلْنَاهُمْ فجعلناهم fe-ce’alnâhum biz de onları çevirdik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
22 Sâffât 98. Ayet (37:98:4) فَجَعَلْنَاهُمُ فجعلناهم fe-ce’alnâhumu biz de onları kıldık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.
23 Bakara 125. Ayet (2:125:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz kıldık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”
24 Hacc 34. Ayet (22:34:3) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz koyduk ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!
25 Enbiyâ 15. Ayet (21:15:6) جَعَلْنَاهُمْ جعلناهم ce’alnâhum biz onları yapıncaya ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.
26 Enbiyâ 8. Ayet (21:8:2) جَعَلْنَاهُمْ جعلناهم ce’alnâhum biz onları yapmadık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
27 Fussilet 44. Ayet (41:44:2) جَعَلْنَاهُ جعلناه ce’alnâhu biz onu yapsaydık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”
28 Şûrâ 52. Ayet (42:52:15) جَعَلْنَاهُ جعلناه ce’alnâhu biz onu yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.
29 En'am 107. Ayet (6:107:7) جَعَلْنَاكَ جعلناك ce’alnâke biz seni yapmadık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.
30 Furkan 31. Ayet (25:31:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz var ettik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.
31 Beled 8. Ayet (90:8:2) نَجْعَلْ نجعل nec’al biz vermedik- ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) 8,9,10. Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?
32 Kalem 35. Ayet (68:35:1) اَفَنَجْعَلُ افنجعل efe-nec’alu biz yapar mıyız? ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?
33 İsrâ 60. Ayet (17:60:9) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz yapmadık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.[320]
34 Müddessir 31. Ayet (74:31:2) جَعَلْنَٓا جعلنا ce’alnâ biz yapmadık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.
35 En'am 112. Ayet (6:112:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
36 A'raf 27. Ayet (7:27:26) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
37 Hicr 16. Ayet (15:16:2) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ biz yaptık ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
38 A'raf 47. Ayet (7:47:10) تَجْعَلْنَا تجعلنا tec’alnâ bizi bulundurma ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler.
39 Yunus 85. Ayet (10:85:0) تَجْعَلْنَا تجعلنا tec’alnâ bizi kılma ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!”
40 Bakara 128. Ayet (2:128:2) وَاجْعَلْنَا واجعلنا ve-c’alnâ bizi yap ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”
41 Mümtehine 5. Ayet (60:5:3) تَجْعَلْنَا تجعلنا tec’alnâ bizi yapma ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Rabbimiz! Bizi, inkâr edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”
42 Yunus 24. Ayet (10:24:0) فَجَعَلْنَاهَا فجعلناها fe-ce’alnâhâ böylece onları çeviririz ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
43 Ra'd 16. Ayet (13:16:30) جَعَلُوا جعلوا ce’alû buldular da ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.”
44 Enfal 10. Ayet (8:10:0) جَعَلَهُ جعله ce’alehu bunu yapmadı ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
45 İsrâ 45. Ayet (17:45:4) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ çekeriz ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.
46 Hûd 82. Ayet (11:82:4) جَعَلْنَا جعلنا ce’alnâ çevirdik ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
47 Fîl 2. Ayet (105:2:2) يَجْعَلْ يجعل yec’al çıkarmadı mı? ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
48 Mâide 6. Ayet (5:6:51) لِيَجْعَلَ ليجعل li-yec’ale çıkarmak ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
49 En'am 125. Ayet (6:125:22) يَجْعَلُ يجعل yec’alu çökertir ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.
50 Kaf 26. Ayet (50:26:2) جَعَلَ جعل ce’ale edindi ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah ile beraber, başka bir ilâh edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!”