| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 249. Ayet (2:249:31) | جَاوَزَهُ | جاوزه | câvezehu | (ırmağı) geçince | ج و ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.” | |||||
| 2 | A'raf 138. Ayet (7:138:1) | وَجَاوَزْنَا | وجاوزنا | ve câveznâ | ve geçirdik | ج و ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilâhları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilâh yapsana” dediler. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz.” | |||||
| 3 | Yunus 90. Ayet (10:90:0) | وَجَاوَزْنَا | وجاوزنا | ve câveznâ | ve geçirdik | ج و ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. | |||||
| 4 | Kehf 62. Ayet (18:62:2) | جَاوَزَا | جاوزا | câvezâ | orayı geçip gittiklerinde | ج و ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi. | |||||
| 5 | Ahkaf 16. Ayet (46:16:8) | وَنَتَجَاوَزُ | ونتجاوز | ve netecâvezu | ve geçeriz | ج و ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir. | |||||