| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 133. Ayet (2:133:5) | حَضَرَ | حضر | hadara | geldiği | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 2 | Bakara 180. Ayet (2:180:4) | حَضَرَ | حضر | hadara | geldiği | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.[49] | |||||
| 3 | Bakara 196. Ayet (2:196:64) | حَاضِرِي | حاضري | hâdiri | hazır | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. | |||||
| 4 | Bakara 282. Ayet (2:282:101) | حَاضِرَةً | حاضرة | hâdiraten | peşin | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80] | |||||
| 5 | Âl-i İmran 30. Ayet (3:30:9) | مُحْضَرًاۚۛ | محضرا | muhdaran | hazır | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah, sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah, kullarını çok esirgeyicidir. | |||||
| 6 | Nisâ 8. Ayet (4:8:2) | حَضَرَ | حضر | hadara | hazır bulunursa | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. | |||||
| 7 | Nisâ 18. Ayet (4:18:8) | حَضَرَ | حضر | hadara | gelip çattığı | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 8 | Nisâ 128. Ayet (4:128:18) | وَاُحْضِرَتِ | واحضرت | ve uhdirati | ve hazırdır | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. | |||||
| 9 | Mâide 106. Ayet (5:106:8) | حَضَرَ | حضر | hadara | geldiği | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 10 | A'raf 163. Ayet (7:163:0) | حَاضِرَةَ | حاضرة | hâdirate | kıyısında | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının[233] durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.[234] | |||||
| 11 | Kehf 49. Ayet (18:49:24) | حَاضِرًاۜ | حاضرا | hâdirâ(an) | hazır | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. | |||||
| 12 | Meryem 68. Ayet (19:68:5) | لَنُحْضِرَنَّهُمْ | لنحضرنهم | lenuhdirannehum | onları bulunduracağız | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. | |||||
| 13 | Mü'minûn 98. Ayet (23:98:5) | يَحْضُرُونِ | يحضرون | yahdurûn(i) | yanıma uğramalarından | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” | |||||
| 14 | Kasas 61. Ayet (28:61:17) | الْمُحْضَر۪ينَ | المحضرين | l-muhdarîn(e) | getirilecekler- | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 15 | Rum 16. Ayet (30:16:11) | مُحْضَرُونَ | محضرون | muhdarûn(e) | getirilirler | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır. | |||||
| 16 | Sebe' 38. Ayet (34:38:9) | مُحْضَرُونَ | محضرون | muhdarûn(e) | getirileceklerdir | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya, işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. | |||||
| 17 | Yâsîn 32. Ayet (36:32:6) | مُحْضَرُونَ۟ | محضرون | muhdarûne | getirileceklerdir | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır. | |||||
| 18 | Yâsîn 53. Ayet (36:53:10) | مُحْضَرُونَ | محضرون | muhdarûn(e) | getirilirler | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. | |||||
| 19 | Yâsîn 75. Ayet (36:75:7) | مُحْضَرُونَ | محضرون | muhdarûn(e) | hazırlanmış | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler. | |||||
| 20 | Sâffât 57. Ayet (37:57:6) | الْمُحْضَر۪ينَ | المحضرين | l-muhdarîn(e) | (oraya) getirilenlerden | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.” | |||||
| 21 | Sâffât 127. Ayet (37:127:3) | لَمُحْضَرُونَۙ | لمحضرون | le-muhdarûn(e) | (azaba) getirileceklerdir | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. | |||||
| 22 | Sâffât 158. Ayet (37:158:10) | لَمُحْضَرُونَۙ | لمحضرون | le-muhdarûn(e) | (yüce divana) getirileceklerini | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler. | |||||
| 23 | Ahkaf 29. Ayet (46:29:10) | حَضَرُوهُ | حضروه | hadarûhu | ona geldikleri | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince[492] birbirlerine, “Susun!” dediler. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. | |||||
| 24 | Kamer 28. Ayet (54:28:8) | مُحْتَضَرٌ | محتضر | muhtedar(un) | hazır bulunsun (suyunu alsın) | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.” | |||||
| 25 | Tekvîr 14. Ayet (81:14:4) | اَحْضَرَتْۜ | احضرت | ahdarat | yapıp getirdiğini | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir. | |||||