| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 248. Ayet (2:248:21) | تَحْمِلُهُ | تحمله | tahmiluhu | taşıdığı | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir.[68] Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin, Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır.” | |||||
| 2 | Bakara 286. Ayet (2:286:22) | تَحْمِلْ | تحمل | tahmil | yük yükleme | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 3 | Bakara 286. Ayet (2:286:26) | حَمَلْتَهُ | حملته | hameltehu | yüklediğin | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 4 | Bakara 286. Ayet (2:286:33) | تُحَمِّلْنَا | تحملنا | tuhammilnâ | bize yükleme | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 5 | Nisâ 112. Ayet (4:112:11) | احْتَمَلَ | احتمل | htemele | yüklenmiş olur | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur. | |||||
| 6 | En'am 31. Ayet (6:31:20) | يَحْمِلُونَ | يحملون | yahmilûne | yüklenecekler | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler. Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! | |||||
| 7 | En'am 142. Ayet (6:142:3) | حَمُولَةً | حمولة | hamûleten | (kimi) yük taşır | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine O, hayvanlardan da irili ufaklı var edendir.[198] Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. | |||||
| 8 | En'am 146. Ayet (6:146:16) | حَمَلَتْ | حملت | hamelet | taşıdıkları | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.[201] Biz elbette doğru söyleyenleriz. | |||||
| 9 | A'raf 176. Ayet (7:176:0) | تَحْمِلْ | تحمل | tahmil | varsan | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. | |||||
| 10 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | حَمَلَتْ | حملت | hamelet | (eşi) yüklendi | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 11 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | حَمْلًا | حملا | hamlen | bir yük | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 12 | Tevbe 92. Ayet (9:92:0) | لِتَحْمِلَهُمْ | لتحملهم | li-tahmilehum | binek için | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. | |||||
| 13 | Tevbe 92. Ayet (9:92:0) | اَحْمِلُكُمْ | احملكم | ahmilukum | sizi bindirecek | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. | |||||
| 14 | Hûd 40. Ayet (11:40:8) | احْمِلْ | احمل | -hmil | bindir | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274] | |||||
| 15 | Yusuf 36. Ayet (12:36:15) | اَحْمِلُ | احمل | ahmilu | taşıyorum | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. Diğeri, “Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. | |||||
| 16 | Yusuf 72. Ayet (12:72:8) | حِمْلُ | حمل | himlu | yükü (mükafat) var | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler. | |||||
| 17 | Ra'd 8. Ayet (13:8:4) | تَحْمِلُ | تحمل | tahmilu | yüklendiğini | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir. | |||||
| 18 | Ra'd 17. Ayet (13:17:8) | فَاحْتَمَلَ | فاحتمل | fahtemele | ve taşıdı | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir. | |||||
| 19 | Nahl 7. Ayet (16:7:1) | وَتَحْمِلُ | وتحمل | ve tahmilu | ve taşırlar | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir. | |||||
| 20 | Nahl 25. Ayet (16:25:1) | لِيَحْمِلُٓوا | ليحملوا | li-yahmilû | yüklenmeleri için | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür. | |||||
| 21 | İsrâ 3. Ayet (17:3:3) | حَمَلْنَا | حملنا | hamelnâ | taşıdığımız | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu. | |||||
| 22 | İsrâ 70. Ayet (17:70:5) | وَحَمَلْنَاهُمْ | وحملناهم | ve hamelnâhum | ve onları taşıdık | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. | |||||
| 23 | Meryem 22. Ayet (19:22:1) | فَحَمَلَتْهُ | فحملته | fehamelethu | ona gebe kaldı | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. | |||||
| 24 | Meryem 27. Ayet (19:27:4) | تَحْمِلُهُۜ | تحمله | tahmiluh(u) | taşıyarak | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” | |||||
| 25 | Meryem 58. Ayet (19:58:12) | حَمَلْنَا | حملنا | hamelnâ | taşıdıklarımız | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. | |||||
| 26 | Tâhâ 87. Ayet (20:87:7) | حُمِّلْنَٓا | حملنا | hummilnâ | bize yükletilmişti | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.” | |||||
| 27 | Tâhâ 100. Ayet (20:100:5) | يَحْمِلُ | يحمل | yahmilu | yüklenecektir | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. | |||||
| 28 | Tâhâ 101. Ayet (20:101:7) | حِمْلًاۙ | حملا | himlâ(n) | bir yüktür | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sûra üfürüleceği gün[361], bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! | |||||
| 29 | Tâhâ 111. Ayet (20:111:8) | حَمَلَ | حمل | hamele | yüklenen | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır. | |||||
| 30 | Hacc 2. Ayet (22:2:11) | حَمْلٍ | حمل | hamlin | (yük) gebe | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. | |||||
| 31 | Hacc 2. Ayet (22:2:12) | حَمْلَهَا | حملها | hamlehâ | yükünü | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. | |||||
| 32 | Mü'minûn 22. Ayet (23:22:4) | تُحْمَلُونَ۟ | تحملون | tuhmelûn(e) | taşınırsınız | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. | |||||
| 33 | Nûr 54. Ayet (24:54:11) | حُمِّلَ | حمل | hummile | kendisine yükletilen | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 34 | Nûr 54. Ayet (24:54:14) | حُمِّلْتُمْۜ | حملتم | hummiltum | size yükletilen | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 35 | Ankebut 12. Ayet (29:12:8) | وَلْنَحْمِلْ | ولنحمل | vel-nahmil | ve biz taşırız | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. | |||||
| 36 | Ankebut 12. Ayet (29:12:12) | بِحَامِل۪ينَ | بحاملين | bi-hâmilîne | taşıyacak | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. | |||||
| 37 | Ankebut 13. Ayet (29:13:1) | وَلَيَحْمِلُنَّ | وليحملن | ve le-yahmilunne | ve onlar taşıyacaklar | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir. | |||||
| 38 | Ankebut 60. Ayet (29:60:5) | تَحْمِلُ | تحمل | tahmilu | taşıyamaz | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 39 | Lokman 14. Ayet (31:14:4) | حَمَلَتْهُ | حملته | hamelethu | onu taşımıştır | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur.[430] (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.” | |||||
| 40 | Ahzab 58. Ayet (33:58:9) | احْتَمَلُوا | احتملوا | -htemelû | yüklenmişlerdir | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. | |||||
| 41 | Ahzab 72. Ayet (33:72:10) | يَحْمِلْنَهَا | يحملنها | yahmilnehâ | onu yüklenmekten | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.[443] | |||||
| 42 | Ahzab 72. Ayet (33:72:13) | وَحَمَلَهَا | وحملها | ve hamelehâ | ve onu yüklendi | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.[443] | |||||
| 43 | Fâtır 11. Ayet (35:11:12) | تَحْمِلُ | تحمل | tahmilu | gebe kalamaz | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 44 | Fâtır 18. Ayet (35:18:10) | حِمْلِهَا | حملها | himlihâ | onu taşımak için | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır. | |||||
| 45 | Fâtır 18. Ayet (35:18:12) | يُحْمَلْ | يحمل | yuhmel | taşınmaz | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır. | |||||
| 46 | Yâsîn 41. Ayet (36:41:4) | حَمَلْنَا | حملنا | hamelnâ | taşımamızdır | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. | |||||
| 47 | Mü'min 7. Ayet (40:7:2) | يَحْمِلُونَ | يحملون | yahmilûne | taşıyan(lar) | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.” | |||||
| 48 | Mü'min 80. Ayet (40:80:12) | تُحْمَلُونَۜ | تحملون | tuhmelûn(e) | taşınırsınız | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. | |||||
| 49 | Fussilet 47. Ayet (41:47:12) | تَحْمِلُ | تحمل | tahmilu | gebe kalmaz | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.” | |||||
| 50 | Ahkaf 15. Ayet (46:15:5) | حَمَلَتْهُ | حملته | hamelethu | onu taşıdı | ح م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” | |||||