| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 182. Ayet (2:182:2) | خَافَ | خاف | ḣâfe | korkar da | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2 | Bakara 229. Ayet (2:229:18) | يَخَافَٓا | يخافا | yeḣâfâ | korkarlarsa | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 175. Ayet (3:175:7) | تَخَافُوهُمْ | تخافوهم | teḣâfûhum | onlardan korkmayın | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O şeytan[102] sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz, benden korkun. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 175. Ayet (3:175:8) | وَخَافُونِ | وخافون | ve ḣâfûni | benden korkun | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O şeytan[102] sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz, benden korkun. | |||||
| 5 | Nisâ 9. Ayet (4:9:9) | خَافُوا | خافوا | ḣâfû | çekinsinler | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. | |||||
| 6 | Nisâ 34. Ayet (4:34:23) | تَخَافُونَ | تخافون | teḣâfûne | korktuğunuz | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.[115] Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı[116] korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.[117] Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür. | |||||
| 7 | Nisâ 128. Ayet (4:128:3) | خَافَتْ | خافت | ḣâfet | korkarsa | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. | |||||
| 8 | Mâide 23. Ayet (5:23:5) | يَخَافُونَ | يخافون | yeḣâfûne | korkanlar(dan) | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.” | |||||
| 9 | Mâide 28. Ayet (5:28:13) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkarım | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” | |||||
| 10 | Mâide 54. Ayet (5:54:27) | يَخَافُونَ | يخافون | yeḣâfûne | korkmazlar | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 11 | Mâide 94. Ayet (5:94:16) | يَخَافُهُ | يخافه | yeḣâfuhu | kendisinden korktuğunu | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği hâlde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse, ona elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 12 | Mâide 108. Ayet (5:108:9) | يَخَافُٓوا | يخافوا | yeḣâfû | korkmalarına | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (usul), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez. | |||||
| 13 | En'am 15. Ayet (6:15:3) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkarım | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım.” | |||||
| 14 | En'am 51. Ayet (6:51:4) | يَخَافُونَ | يخافون | yeḣâfûne | korkan(ları) | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar. | |||||
| 15 | En'am 80. Ayet (6:80:10) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | ben korkmam | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” | |||||
| 16 | En'am 81. Ayet (6:81:2) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | ben korkarım | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin.” | |||||
| 17 | En'am 81. Ayet (6:81:6) | تَخَافُونَ | تخافون | teḣâfûne | korkmuyorsunuz da | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin.” | |||||
| 18 | A'raf 59. Ayet (7:59:17) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkuyorum | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. | |||||
| 19 | Enfal 26. Ayet (8:26:0) | تَخَافُونَ | تخافون | teḣâfûne | korkuyordunuz | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.[247] Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. | |||||
| 20 | Enfal 48. Ayet (8:48:0) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkarım | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve, “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok, mutlaka ben de size yardımcıyım.” demişti. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan), gerisingeriye dönüp, “Ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)[252] görüyorum. Ben Allah’tan korkarım. Allah, cezası çetin olandır” demişti. | |||||
| 21 | Enfal 58. Ayet (8:58:0) | تَخَافَنَّ | تخافن | teḣâfenne | korkarsan | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez. | |||||
| 22 | Yunus 15. Ayet (10:15:0) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkarım | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.” | |||||
| 23 | Hûd 3. Ayet (11:3:21) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkarım | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. | |||||
| 24 | Hûd 26. Ayet (11:26:7) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkuyorum | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum.” | |||||
| 25 | Hûd 84. Ayet (11:84:23) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkuyorum | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.” | |||||
| 26 | Hûd 103. Ayet (11:103:6) | خَافَ | خاف | ḣâfe | korkan | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278] | |||||
| 27 | Yusuf 13. Ayet (12:13:7) | وَاَخَافُ | واخاف | ve eḣâfu | ve korkarım | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babaları, “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum.” | |||||
| 28 | Ra'd 21. Ayet (13:21:11) | وَيَخَافُونَ | ويخافون | ve yeḣâfûne | ve korkarlar | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. | |||||
| 29 | İbrahim 14. Ayet (14:14:7) | خَافَ | خاف | ḣâfe | korkan | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir.” | |||||
| 30 | İbrahim 14. Ayet (14:14:9) | وَخَافَ | وخاف | ve ḣâfe | ve korkan içindir | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir.” | |||||
| 31 | Nahl 50. Ayet (16:50:1) | يَخَافُونَ | يخافون | yeḣâfûne | korkarlar | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerlerinde hâkim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. | |||||
| 32 | İsrâ 57. Ayet (17:57:12) | وَيَخَافُونَ | ويخافون | ve yeḣâfûne | ve korkarlar | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yalvardıkları bu varlıklar, “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. O’nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. | |||||
| 33 | İsrâ 110. Ayet (17:110:17) | تُخَافِتْ | تخافت | tuḣâfit | pek de gizleme | خ ف ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur.” Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut. | |||||
| 34 | Meryem 45. Ayet (19:45:4) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkuyorum | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum.” | |||||
| 35 | Tâhâ 45. Ayet (20:45:4) | نَخَافُ | نخاف | neḣâfu | korkuyoruz | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ ve Hârûn, şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz.” | |||||
| 36 | Tâhâ 46. Ayet (20:46:3) | تَخَافَٓا | تخافا | teḣâfâ | korkmayın | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm.” | |||||
| 37 | Tâhâ 77. Ayet (20:77:15) | تَخَافُ | تخاف | teḣâfu | korkma | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya, “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik. | |||||
| 38 | Tâhâ 103. Ayet (20:103:1) | يَتَخَافَتُونَ | يتخافتون | yeteḣâfetûne | gizli gizli derler | خ ف ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 103,104. Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. | |||||
| 39 | Tâhâ 112. Ayet (20:112:8) | يَخَافُ | يخاف | yeḣâfu | korkmaz | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan. | |||||
| 40 | Nûr 37. Ayet (24:37:14) | يَخَافُونَ | يخافون | yeḣâfûne | onlar korkarlar | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. | |||||
| 41 | Nûr 50. Ayet (24:50:7) | يَخَافُونَ | يخافون | yeḣâfûne | korkuyorlar mı? | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir. | |||||
| 42 | Şu'arâ 12. Ayet (26:12:4) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkuyorum | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.” | |||||
| 43 | Şu'arâ 14. Ayet (26:14:4) | فَاَخَافُ | فاخاف | fe-eḣâfu | korkuyorum | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım.” | |||||
| 44 | Şu'arâ 135. Ayet (26:135:2) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkuyorum | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.” | |||||
| 45 | Neml 10. Ayet (27:10:18) | يَخَافُ | يخاف | yeḣâfu | korkmaz(lar) | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.” | |||||
| 46 | Kasas 7. Ayet (28:7:14) | تَخَاف۪ي | تخافي | teḣâfî | korkma | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. | |||||
| 47 | Kasas 33. Ayet (28:33:7) | فَاَخَافُ | فاخاف | fe-eḣâfu | korkuyorum | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum.” | |||||
| 48 | Kasas 34. Ayet (28:34:12) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkuyorum | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” | |||||
| 49 | Rum 28. Ayet (30:28:20) | تَخَافُونَهُمْ | تخافونهم | teḣâfûnehum | onlardan çekindiğiniz | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 50 | Zümer 13. Ayet (39:13:3) | اَخَافُ | اخاف | eḣâfu | korkarım | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım.” | |||||