| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 95. Ayet (2:95:5) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | yapıp sunduğu işlerden | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:20) | دُمْتَ | دمت | dumte | sürekli | د و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96] | |||||
| 3 | Âl-i İmran 182. Ayet (3:182:3) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | yapıp öne sürdürdüğünün | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır.” Allah, kullara asla zulmedici değildir. | |||||
| 4 | Nisâ 62. Ayet (4:62:6) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | yaptıkları (kötülükler) | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur? | |||||
| 5 | Mâide 80. Ayet (5:80:9) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | (yapıp) gönderdiği | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan birçoğunun inkâr edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedî kalıcıdırlar. | |||||
| 6 | Mâide 96. Ayet (5:96:14) | دُمْتُمْ | دمتم | dumtum | olduğunuz sürece | د و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helâl kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 7 | Mâide 117. Ayet (5:117:17) | دُمْتُ | دمت | dumtu | olduğum sürece | د و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin.” | |||||
| 8 | Enfal 51. Ayet (8:51:0) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | yapıp öne sürdüğü işler | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey kâfirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir. | |||||
| 9 | Yusuf 48. Ayet (12:48:10) | قَدَّمْتُمْ | قدمتم | kaddemtum | önceden (biriktirdiklerinizi) | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.” | |||||
| 10 | Kehf 57. Ayet (18:57:11) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | öne sürdüğü | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329] | |||||
| 11 | Meryem 31. Ayet (19:31:10) | دُمْتُ | دمت | dumtu | olduğum sürece | د و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.” | |||||
| 12 | Hacc 10. Ayet (22:10:3) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | önceden yaptıkları | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ona), “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir.) | |||||
| 13 | Hacc 40. Ayet (22:40:18) | لَهُدِّمَتْ | لهدمت | le-huddimet | yıkılırdı | ه د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 14 | Kasas 47. Ayet (28:47:6) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | yaptıkları (günahları) | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. | |||||
| 15 | Rum 36. Ayet (30:36:11) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | öne sürdüklerinden | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. | |||||
| 16 | Sâd 60. Ayet (38:60:8) | قَدَّمْتُمُوهُ | قدمتموه | kaddemtumûhu | bunu önümüze getirdiniz | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O grup da, “Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!” der. | |||||
| 17 | Şûrâ 48. Ayet (42:48:23) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | öne sürdüğü işlerden | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür. | |||||
| 18 | Kaf 28. Ayet (50:28:6) | قَدَّمْتُ | قدمت | kaddemtu | önceden yaptım | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım.” | |||||
| 19 | Haşr 18. Ayet (59:18:10) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | gönderdiğine | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 20 | Cum'a 7. Ayet (62:7:5) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | öne sürdükleri | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama onlar, daha evvel yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah, zalimleri hakkıyla bilir. | |||||
| 21 | Nebe' 40. Ayet (78:40:9) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | öne sürdüğü | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık. | |||||
| 22 | İnfitâr 5. Ayet (82:5:4) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | öne sürmüştür | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek. | |||||
| 23 | Fecr 24. Ayet (89:24:4) | قَدَّمْتُ | قدمت | kaddemtu | (iyi işler) gönderseydim | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım” der. | |||||