"د خ ل" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 126 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 58. Ayet (2:58:3) ادْخُلُوا ادخلوا -dḣulû girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik.
2 Bakara 58. Ayet (2:58:11) وَادْخُلُوا وادخلوا ve-dḣulû girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik.
3 Bakara 111. Ayet (2:111:3) يَدْخُلَ يدخل yedḣule asla giremez د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.”
4 Bakara 114. Ayet (2:114:19) يَدْخُلُوهَٓا يدخلوها yedḣulûhâ girmeleri د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.
5 Bakara 208. Ayet (2:208:5) ادْخُلُوا ادخلوا dḣulû girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
6 Bakara 214. Ayet (2:214:4) تَدْخُلُوا تدخلوا tedḣulû gireceksiniz د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.
7 Âl-i İmran 37. Ayet (3:37:11) دَخَلَ دخل deḣale girdiğinde د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı[88] da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
8 Âl-i İmran 97. Ayet (3:97:7) دَخَلَهُ دخله deḣalehu ona girse د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim[97] vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır.)
9 Âl-i İmran 142. Ayet (3:142:4) تَدْخُلُوا تدخلوا tedḣulû gireceğinizi د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
10 Âl-i İmran 185. Ayet (3:185:14) وَاُدْخِلَ وادخل ve udḣile ve sokulursa د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
11 Âl-i İmran 192. Ayet (3:192:4) تُدْخِلِ تدخل tudḣili sokarsan د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.”
12 Âl-i İmran 195. Ayet (3:195:30) وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ ولادخلنهم ve le-udḣilennehum ve onları sokacağım د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.”
13 Nisâ 13. Ayet (4:13:8) يُدْخِلْهُ يدخله yudḣilhu (Allah onu) sokar د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.
14 Nisâ 14. Ayet (4:14:7) يُدْخِلْهُ يدخله yudḣilhu (Allah onu) sokar د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
15 Nisâ 23. Ayet (4:23:27) دَخَلْتُمْ دخلتم deḣaltum evlerinizde bulunan د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.[113] Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
16 Nisâ 23. Ayet (4:23:32) دَخَلْتُمْ دخلتم deḣaltum birleşmeniz د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.[113] Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
17 Nisâ 31. Ayet (4:31:10) وَنُدْخِلْكُمْ وندخلكم ve nudḣilkum ve sizi sokarız د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.
18 Nisâ 31. Ayet (4:31:11) مُدْخَلًا مدخلا mudḣalen bir yere د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.
19 Nisâ 57. Ayet (4:57:5) سَنُدْخِلُهُمْ سندخلهم senudḣiluhum sokacağız د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.
20 Nisâ 57. Ayet (4:57:18) وَنُدْخِلُهُمْ وندخلهم ve nudḣiluhum ve onları sokacağız د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.
21 Nisâ 122. Ayet (4:122:5) سَنُدْخِلُهُمْ سندخلهم senudḣiluhum sokacağız د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan?
22 Nisâ 124. Ayet (4:124:12) يَدْخُلُونَ يدخلون yedḣulûne girerler د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
23 Nisâ 154. Ayet (4:154:7) ادْخُلُوا ادخلوا -dḣulû girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara, “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Yine onlara, “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.
24 Nisâ 175. Ayet (4:175:7) فَسَيُدْخِلُهُمْ فسيدخلهم fe-seyudḣiluhum sokacaktır د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah), kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir.
25 Mâide 12. Ayet (5:12:31) وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ ولادخلنكم ve leudḣilennekum ve sizi sokarım د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”
26 Mâide 21. Ayet (5:21:3) ادْخُلُوا ادخلوا -dḣulû girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.”[148]
27 Mâide 22. Ayet (5:22:10) نَدْخُلَهَا ندخلها nedḣulehâ oraya girmeyiz د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, biz de gireriz.”
28 Mâide 22. Ayet (5:22:18) دَاخِلُونَ داخلون dâḣilûn(e) gireriz د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, biz de gireriz.”
29 Mâide 23. Ayet (5:23:9) ادْخُلُوا ادخلوا dḣulû girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.”
30 Mâide 23. Ayet (5:23:13) دَخَلْتُمُوهُ دخلتموه deḣaltumûhu girerseniz د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.”
31 Mâide 24. Ayet (5:24:6) نَدْخُلَهَٓا ندخلها nedḣulehâ oraya girmeyiz د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.”
32 Mâide 61. Ayet (5:61:6) دَخَلُوا دخلوا deḣalû girmişlerdir د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları hâlde, size geldiklerinde “İnandık” dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.
33 Mâide 65. Ayet (5:65:10) وَلَاَدْخَلْنَاهُمْ ولادخلناهم ve le-edḣalnâhum ve onları sokardık د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.
34 Mâide 84. Ayet (5:84:12) يُدْخِلَنَا يدخلنا yudḣilenâ bizi katmasını د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?”
35 A'raf 38. Ayet (7:38:2) ادْخُلُوا ادخلوا -dḣulû girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah, der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.”
36 A'raf 38. Ayet (7:38:15) دَخَلَتْ دخلت deḣalet girdiğinde د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah, der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.”
37 A'raf 40. Ayet (7:40:13) يَدْخُلُونَ يدخلون yedḣulûne onlar giremeyeceklerdir د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.
38 A'raf 46. Ayet (7:46:16) يَدْخُلُوهَا يدخلوها yedḣulûhâ cennete girmemiş د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur[216], A’râf[217] üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selâm olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.
39 A'raf 49. Ayet (7:49:8) اُدْخُلُوا ادخلوا udḣulû girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz” derler.
40 A'raf 151. Ayet (7:151:0) وَاَدْخِلْنَا وادخلنا ve edḣilnâ ve bizi sok د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Mûsâ), “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin” dedi.
41 A'raf 161. Ayet (7:161:0) وَادْخُلُوا وادخلوا ve-dḣulû ve girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete[231] yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)’ deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz.”
42 Tevbe 57. Ayet (9:57:0) مُدَّخَلًا مدخلا muddeḣalen sokulacak bir delik د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşarak oraya kaçarlardı.
43 Tevbe 99. Ayet (9:99:0) سَيُدْخِلُهُمُ سيدخلهم seyudḣiluhumu onları sokacaktır د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
44 Yusuf 36. Ayet (12:36:1) وَدَخَلَ ودخل ve deḣale ve girdi د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. Diğeri, “Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi.
45 Yusuf 58. Ayet (12:58:4) فَدَخَلُوا فدخلوا fe-deḣalû girdiler د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yûsuf onları tanıdı, onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı.
46 Yusuf 67. Ayet (12:67:5) تَدْخُلُوا تدخلوا tedḣulû girmeyin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da, “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim.[285] Tevekkül edenler de yalnız O’na tevekkül etsinler” dedi.
47 Yusuf 67. Ayet (12:67:9) وَادْخُلُوا وادخلوا vedḣulû (fakat) girin د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da, “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim.[285] Tevekkül edenler de yalnız O’na tevekkül etsinler” dedi.
48 Yusuf 68. Ayet (12:68:2) دَخَلُوا دخلوا deḣalû girdiler د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
49 Yusuf 69. Ayet (12:69:2) دَخَلُوا دخلوا deḣalû girince د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde; o, kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim, artık onların yaptıklarına üzülme” dedi.
50 Yusuf 88. Ayet (12:88:2) دَخَلُوا دخلوا deḣalû girdiklerinde د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde, “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.