| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 200 | Kalem 43. Ayet (68:43:7) | يُدْعَوْنَ | يدعون | yud’avne | da'vet edilirlerdi | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 42,43. Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı. | |||||
| 201 | Meâric 17. Ayet (70:17:1) | تَدْعُوا | تدعوا | ted’û | çağırır | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır. | |||||
| 202 | Nûh 5. Ayet (71:5:4) | دَعَوْتُ | دعوت | de’avtu | da'vet ettim | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim.” | |||||
| 203 | Nûh 6. Ayet (71:6:3) | دُعَٓاء۪ٓي | دعاءي | du’â-î | benim da'vetim | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı.” | |||||
| 204 | Nûh 7. Ayet (71:7:3) | دَعَوْتُهُمْ | دعوتهم | de’avtuhum | onları da'vet ettimse | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.” | |||||
| 205 | Nûh 8. Ayet (71:8:3) | دَعَوْتُهُمْ | دعوتهم | de’avtuhum | onları da'vet ettim | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra ben onları açık açık davet ettim.” | |||||
| 206 | Cin 18. Ayet (72:18:5) | تَدْعُوا | تدعوا | ted’û | yalvarmayın | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz mescitler, Allah’ındır. O hâlde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.” | |||||
| 207 | Cin 19. Ayet (72:19:6) | يَدْعُوهُ | يدعوه | yed’ûhu | O'na yalvarınca | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ın kulu (Muhammed), O’na ibadet etmek için kalktığında cinler nerede ise (Kur’an’ı dinlemek için kalabalıktan) onun etrafında birbirlerine geçiyorlardı. | |||||
| 208 | Cin 20. Ayet (72:20:3) | اَدْعُوا | ادعوا | ed’û | ben yalvarırım | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O’na hiç kimseyi ortak koşmam.” | |||||
| 209 | İnşikâk 11. Ayet (84:11:2) | يَدْعُو | يدعو | yed’û | o çağıracak | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12. “Helâk!” diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir. | |||||
| 210 | Alak 17. Ayet (96:17:1) | فَلْيَدْعُ | فليدع | fel-yed’u | o zaman çağırsın | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haydi, taraftarlarını çağırsın. | |||||
| 211 | Alak 18. Ayet (96:18:1) | سَنَدْعُ | سندع | sened’u | biz de çağıracağız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de zebânileri çağıracağız. | |||||