"د ع و" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 212 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 23. Ayet (2:23:13) وَادْعُوا وادعوا ved’û ve çağırın د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).
2 Bakara 61. Ayet (2:61:10) فَادْعُ فادع fed’u du'a et د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
3 Bakara 68. Ayet (2:68:2) ادْعُ ادع ud’u du'a et د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.”
4 Bakara 69. Ayet (2:69:2) ادْعُ ادع d’u du'a et د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi.
5 Bakara 70. Ayet (2:70:2) ادْعُ ادع d’u du'a et د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler.
6 Bakara 171. Ayet (2:171:11) دُعَٓاءً دعاء du’âen çağırmadan د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkâr edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.
7 Bakara 186. Ayet (2:186:8) دَعْوَةَ دعوة da’vete du'asına د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
8 Bakara 186. Ayet (2:186:9) الدَّاعِ الداع ddâ’i du'a edenin د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
9 Bakara 186. Ayet (2:186:11) دَعَانِۙ دعان de’ân(i) bana du'a ettiği د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
10 Bakara 221. Ayet (2:221:26) يَدْعُونَ يدعون yed’ûne çağırıyorlar د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.
11 Bakara 221. Ayet (2:221:30) يَدْعُٓوا يدعوا yed’û çağırıyor د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.
12 Bakara 260. Ayet (2:260:32) ادْعُهُنَّ ادعهن -d’uhunne onları (kendine) çağır د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
13 Bakara 282. Ayet (2:282:78) دُعُواۜ دعوا du’û çağrıldıkları د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80]
14 Âl-i İmran 23. Ayet (3:23:9) يُدْعَوْنَ يدعون yud’avne çağırılıyorlar da د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.
15 Âl-i İmran 38. Ayet (3:38:2) دَعَا دعا de’â du'a etti د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi.
16 Âl-i İmran 38. Ayet (3:38:15) الدُّعَٓاءِ الدعاء ddu’â/(i) du'ayı د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi.
17 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:12) نَدْعُ ندع ned’u çağıralım د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]
18 Âl-i İmran 104. Ayet (3:104:4) يَدْعُونَ يدعون yed’ûne çağıran د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
19 Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:8) يَدْعُوكُمْ يدعوكم yed’ûkum sizi çağırırken د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101]
20 Nisâ 117. Ayet (4:117:2) يَدْعُونَ يدعون yed’ûne çağırıyorlar د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar.[131] Hâlbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar.
21 Nisâ 117. Ayet (4:117:8) يَدْعُونَ يدعون yed’ûne ve çağırıyorlar د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar.[131] Hâlbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar.
22 En'am 40. Ayet (6:40:12) تَدْعُونَۚ تدعون ted’ûne yalvarırsınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın).
23 En'am 41. Ayet (6:41:3) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvarırsınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.”
24 En'am 41. Ayet (6:41:6) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne istediğiniz د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.”
25 En'am 52. Ayet (6:52:4) يَدْعُونَ يدعون yed’ûne yalvaranları د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176]
26 En'am 56. Ayet (6:56:7) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınıza د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.”
27 En'am 63. Ayet (6:63:8) تَدْعُونَهُ تدعونه ted’ûnehu O'na yakardığınızda د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?”
28 En'am 71. Ayet (6:71:2) اَنَدْعُوا اندعوا ened’û mi yalvaralım? د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları hâlde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu.”
29 En'am 71. Ayet (6:71:26) يَدْعُونَهُٓ يدعونه yed’ûnehu çağırdıkları د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları hâlde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu.”
30 En'am 108. Ayet (6:108:4) يَدْعُونَ يدعون yed’ûne yalvardıklarına د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
31 A'raf 5. Ayet (7:5:3) دَعْوٰيهُمْ دعويهم da’vâhum yalvarıları د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Azabımız kendilerine geldiğinde, “(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.
32 A'raf 29. Ayet (7:29:10) وَادْعُوهُ وادعوه ved’ûhu ve O'na yalvarın د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. Dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
33 A'raf 37. Ayet (7:37:25) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvarmış د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
34 A'raf 55. Ayet (7:55:1) اُدْعُوا ادعوا ud’û du'a edin د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.
35 A'raf 56. Ayet (7:56:7) وَادْعُوهُ وادعوه ved’ûhu O'na du'a edin د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.
36 A'raf 134. Ayet (7:134:8) ادْعُ ادع -d’u du'a et د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler.
37 A'raf 180. Ayet (7:180:0) فَادْعُوهُ فادعوه fe-d’ûhu o halde O'na du'a edin د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
38 A'raf 189. Ayet (7:189:0) دَعَوَا دعوا de’ava ikisi beraber du'a ettiler د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239]
39 A'raf 193. Ayet (7:193:0) تَدْعُوهُمْ تدعوهم ted’ûhum onları çağırsanız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız).
40 A'raf 193. Ayet (7:193:0) اَدَعَوْتُمُوهُمْ ادعوتموهم ede’avtumûhum onları çağırmanız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız).
41 A'raf 194. Ayet (7:194:0) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).
42 A'raf 194. Ayet (7:194:0) فَادْعُوهُمْ فادعوهم fe-d’ûhum çağırın onları da د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).
43 A'raf 195. Ayet (7:195:0) ادْعُوا ادعوا d’û çağırın د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!”
44 A'raf 197. Ayet (7:197:0) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.
45 A'raf 198. Ayet (7:198:0) تَدْعُوهُمْ تدعوهم ted’ûhum onları çağırsanız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler.
46 Enfal 24. Ayet (8:24:0) دَعَاكُمْ دعاكم de’âkum sizi çağırdığı د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.
47 Yunus 10. Ayet (10:10:0) دَعْوٰيهُمْ دعويهم da’vâhum onların duaları د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların oradaki duaları, “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”, aralarındaki esenlik dilekleri, “selâm”; dualarının sonu ise, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir.
48 Yunus 10. Ayet (10:10:0) دَعْوٰيهُمْ دعويهم da’vâhum dualarının د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların oradaki duaları, “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”, aralarındaki esenlik dilekleri, “selâm”; dualarının sonu ise, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir.
49 Yunus 12. Ayet (10:12:0) دَعَانَا دعانا de’ânâ bize dua eder د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
50 Yunus 12. Ayet (10:12:0) يَدْعُنَٓا يدعنا yed’unâ bize dua etmemiş د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.