| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 63. Ayet (2:63:7) | خُذُوا | خذوا | ḣużû | tutun | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. | |||||
| 2 | Bakara 93. Ayet (2:93:7) | خُذُوا | خذوا | ḣużû | tutun | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||
| 3 | Bakara 125. Ayet (2:125:7) | وَاتَّخِذُوا | واتخذوا | vetteḣiżû | siz de edinin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” | |||||
| 4 | Bakara 229. Ayet (2:229:12) | تَأْخُذُوا | تأخذوا | te/ḣużû | geri almanız | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 5 | Bakara 231. Ayet (2:231:22) | تَتَّخِذُٓوا | تتخذوا | tetteḣiżû | edinmeyin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 80. Ayet (3:80:4) | تَتَّخِذُوا | تتخذوا | tetteḣiżû | edinin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi? | |||||
| 7 | Âl-i İmran 118. Ayet (3:118:6) | تَتَّخِذُوا | تتخذوا | tetteḣiżû | edinmeyin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. | |||||
| 8 | Âl-i İmran 195. Ayet (3:195:22) | وَاُو۫ذُوا | واوذوا | veûżû | ve işkence edilenler | أ ذ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.” | |||||
| 9 | Nisâ 20. Ayet (4:20:11) | تَأْخُذُوا | تأخذوا | te/ḣużû | geri almayın | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?[112] | |||||
| 10 | Nisâ 71. Ayet (4:71:5) | خُذُوا | خذوا | ḣużû | alın | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler hâlinde, yahut topluca savaşa gidin. | |||||
| 11 | Nisâ 89. Ayet (4:89:9) | تَتَّخِذُوا | تتخذوا | tetteḣiżû | o halde edinmeyin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı. | |||||
| 12 | Nisâ 89. Ayet (4:89:24) | تَتَّخِذُوا | تتخذوا | tetteḣiżû | ve tutmayın | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı. | |||||
| 13 | Nisâ 102. Ayet (4:102:11) | وَلْيَأْخُذُٓوا | وليأخذوا | vel-ye/ḣużû | ve (yanlarına) alsınlar | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 14 | Nisâ 102. Ayet (4:102:25) | وَلْيَأْخُذُوا | وليأخذوا | vel-ye/ḣużû | ve alsınlar | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 15 | Nisâ 102. Ayet (4:102:55) | وَخُذُوا | وخذوا | ve ḣużû | ama alın | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 16 | Nisâ 144. Ayet (4:144:6) | تَتَّخِذُوا | تتخذوا | tetteḣiżû | edinmeyin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? | |||||
| 17 | Nisâ 150. Ayet (4:150:19) | يَتَّخِذُوا | يتخذوا | yetteḣiżû | tutmak | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 18 | Nisâ 153. Ayet (4:153:24) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | tutmuşlardı | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. | |||||
| 19 | Mâide 51. Ayet (5:51:6) | تَتَّخِذُوا | تتخذوا | tetteḣiżû | edinmeyin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.[152] | |||||
| 20 | Mâide 57. Ayet (5:57:6) | تَتَّخِذُوا | تتخذوا | tetteḣiżû | edinmeyin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 21 | Mâide 57. Ayet (5:57:8) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | edinen(leri) | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 22 | Mâide 95. Ayet (5:95:22) | ذَوَا | ذوا | żevâ | iki kişinin | ذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 23 | Mâide 106. Ayet (5:106:14) | ذَوَا | ذوا | żevâ | kişi | ذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 24 | En'am 34. Ayet (6:34:10) | وَاُو۫ذُوا | واوذوا | ve ûżû | ve eziyet edilmelerine | أ ذ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. | |||||
| 25 | En'am 70. Ayet (6:70:3) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | yerine koyan(ları) | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 26 | A'raf 30. Ayet (7:30:8) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | tuttular | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık lâyık oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. | |||||
| 27 | A'raf 31. Ayet (7:31:4) | خُذُوا | خذوا | ḣużû | alın | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. | |||||
| 28 | A'raf 51. Ayet (7:51:2) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | yerine koydular | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.[218] | |||||
| 29 | A'raf 145. Ayet (7:145:16) | يَأْخُذُوا | يأخذوا | ye/ḣużû | tutsunlar | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim.” | |||||
| 30 | A'raf 152. Ayet (7:152:0) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | (tanrı diye) benimseyenlere | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Buzağıyı ilâh edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab, dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. | |||||
| 31 | A'raf 171. Ayet (7:171:0) | خُذُوا | خذوا | ḣużû | tutun | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. | |||||
| 32 | Tevbe 16. Ayet (9:16:0) | يَتَّخِذُوا | يتخذوا | yetteḣiżû | edinmeyen(leri) | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa; Allah içinizden, Allah’tan, Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 33 | Tevbe 23. Ayet (9:23:0) | تَتَّخِذُٓوا | تتخذوا | tetteḣiżû | edinmeyin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 34 | Tevbe 31. Ayet (9:31:0) | اِتَّخَذُٓوا | اتخذوا | itteḣażû | edindiler | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. | |||||
| 35 | Tevbe 107. Ayet (9:107:0) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | edinenler var | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.[261] | |||||
| 36 | Nahl 51. Ayet (16:51:4) | تَتَّخِذُٓوا | تتخذوا | tetteḣiżû | edinmeyin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “İki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun.” | |||||
| 37 | Nahl 94. Ayet (16:94:2) | تَتَّخِذُٓوا | تتخذوا | tetteḣiżû | yapmayın | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. | |||||
| 38 | İsrâ 2. Ayet (17:2:9) | تَتَّخِذُوا | تتخذوا | tetteḣiżû | edinmeyin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu, “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık. | |||||
| 39 | Kehf 15. Ayet (18:15:3) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | edindiler | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 14,15. Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. | |||||
| 40 | Kehf 56. Ayet (18:56:14) | وَاتَّخَذُٓوا | واتخذوا | ve tteḣażû | ve edindiler | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. | |||||
| 41 | Kehf 102. Ayet (18:102:5) | يَتَّخِذُوا | يتخذوا | yetteḣiżû | kendilerine edineceklerini | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. | |||||
| 42 | Kehf 106. Ayet (18:106:6) | وَاتَّخَذُٓوا | واتخذوا | vetteḣażû | ve edinmeleri | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle. İnkâr etmeleri, âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. | |||||
| 43 | Meryem 81. Ayet (19:81:1) | وَاتَّخَذُوا | واتخذوا | ve tteḣażû | ve edindiler | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah’tan başka ilâhlar edindiler. | |||||
| 44 | Enbiyâ 21. Ayet (21:21:2) | اتَّخَذُٓوا | اتخذوا | tteḣażû | edindiler mi? | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa yerden, ölüleri diriltebilecek birtakım ilâhlar mı edindiler? | |||||
| 45 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:2) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | mı edindiler? | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 46 | Furkan 3. Ayet (25:3:1) | وَاتَّخَذُوا | واتخذوا | ve-tteḣażû | ve edindiler | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnkâr edenler), Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler. | |||||
| 47 | Furkan 30. Ayet (25:30:7) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | bıraktılar | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi. | |||||
| 48 | Ankebut 41. Ayet (29:41:3) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | edinen(lerin) | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi! | |||||
| 49 | Ahzab 53. Ayet (33:53:55) | تُؤْذُوا | تؤذوا | tu/żû | incitmeniz | أ ذ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 50 | Ahzab 61. Ayet (33:61:5) | اُخِذُوا | اخذوا | uḣiżû | yakalanırlar | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. | |||||