| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 550 | Hûd 7. Ayet (11:7:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. | |||||
| 551 | Hûd 7. Ayet (11:7:25) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. | |||||
| 552 | Hûd 11. Ayet (11:11:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 553 | Hûd 12. Ayet (11:12:22) | نَذ۪يرٌۜ | نذير | neżîr(un) | bir uyarıcısın | ن ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. | |||||
| 554 | Hûd 16. Ayet (11:16:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerdir | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. | |||||
| 555 | Hûd 18. Ayet (11:18:15) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. | |||||
| 556 | Hûd 19. Ayet (11:19:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | onlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. | |||||
| 557 | Hûd 21. Ayet (11:21:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerdir | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir. | |||||
| 558 | Hûd 23. Ayet (11:23:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 559 | Hûd 25. Ayet (11:25:8) | نَذ۪يرٌ | نذير | neżîrun | bir uyarıcıyım | ن ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” | |||||
| 560 | Hûd 27. Ayet (11:27:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. | |||||
| 561 | Hûd 27. Ayet (11:27:16) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | olandan | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. | |||||
| 562 | Hûd 29. Ayet (11:29:15) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.” | |||||
| 563 | Hûd 31. Ayet (11:31:16) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. | |||||
| 564 | Hûd 37. Ayet (11:37:8) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.” | |||||
| 565 | Hûd 51. Ayet (11:51:11) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” | |||||
| 566 | Hûd 58. Ayet (11:58:6) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Helâk emrimiz gelince, Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık. | |||||
| 567 | Hûd 66. Ayet (11:66:6) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helâktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 568 | Hûd 67. Ayet (11:67:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. | |||||
| 569 | Hûd 94. Ayet (11:94:6) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Azap) emrimiz gelince, Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. | |||||
| 570 | Hûd 94. Ayet (11:94:12) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Azap) emrimiz gelince, Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. | |||||
| 571 | Hûd 106. Ayet (11:106:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. | |||||
| 572 | Hûd 108. Ayet (11:108:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedî kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. | |||||
| 573 | Hûd 113. Ayet (11:113:4) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez. | |||||
| 574 | Hûd 116. Ayet (11:116:20) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. | |||||
| 575 | Hûd 121. Ayet (11:121:2) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.” | |||||
| 576 | Yusuf 32. Ayet (12:32:3) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.” | |||||
| 577 | Yusuf 41. Ayet (12:41:18) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir.” | |||||
| 578 | Yusuf 42. Ayet (12:42:2) | لِلَّذ۪ي | للذي | lilleżî | kişiye | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, “Efendinin yanında beni an”, dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o, birkaç yıl daha zindanda kaldı. | |||||
| 579 | Yusuf 45. Ayet (12:45:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve, “Ben size onun yorumunu haber veririm, hemen beni (zindana) gönderin” dedi. | |||||
| 580 | Yusuf 57. Ayet (12:57:4) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette ki, ahiret mükâfatı, inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. | |||||
| 581 | Yusuf 76. Ayet (12:76:31) | ذ۪ي | ذي | żî | sahibinin | ذُو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. | |||||
| 582 | Yusuf 109. Ayet (12:109:20) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 583 | Yusuf 109. Ayet (12:109:26) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 584 | Yusuf 111. Ayet (12:111:14) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | kimsenin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. | |||||
| 585 | Ra'd 2. Ayet (13:2:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | odur ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. | |||||
| 586 | Ra'd 3. Ayet (13:3:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır.[289] O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. | |||||
| 587 | Ra'd 5. Ayet (13:5:13) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerdir | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 588 | Ra'd 7. Ayet (13:7:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. | |||||
| 589 | Ra'd 12. Ayet (13:12:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. | |||||
| 590 | Ra'd 14. Ayet (13:14:4) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | kimseler ise | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek dua ancak O’nadır. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı hâlde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar.[291] | |||||
| 591 | Ra'd 18. Ayet (13:18:1) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | için vardır | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır! | |||||
| 592 | Ra'd 18. Ayet (13:18:5) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimseler ise | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır! | |||||
| 593 | Ra'd 20. Ayet (13:20:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. | |||||
| 594 | Ra'd 21. Ayet (13:21:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve onlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. | |||||
| 595 | Ra'd 22. Ayet (13:22:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve onlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. | |||||
| 596 | Ra'd 25. Ayet (13:25:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. | |||||
| 597 | Ra'd 27. Ayet (13:27:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.” | |||||
| 598 | Ra'd 28. Ayet (13:28:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | onlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. | |||||
| 599 | Ra'd 29. Ayet (13:29:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. | |||||