"ذ۪ي" Analizi

Arapça Metin (Harekeli) ve benzeşen aramasında 1382 sonuç bulundu.
800 - 850 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
800 Nûr 62. Ayet (24:62:21) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
801 Nûr 63. Ayet (24:63:12) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
802 Nûr 63. Ayet (24:63:17) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
803 Furkan 1. Ayet (25:1:2) الَّذ۪ي الذي lleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir.
804 Furkan 1. Ayet (25:1:9) نَذ۪يرًاۙ نذيرا neżîrâ(n) uyarıcı ن ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir.
805 Furkan 2. Ayet (25:2:1) اَلَّذ۪ي الذي elleżî öyle ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.
806 Furkan 4. Ayet (25:4:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, “Bu Kur’an, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
807 Furkan 6. Ayet (25:6:3) الَّذ۪ي الذي lleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
808 Furkan 7. Ayet (25:7:16) نَذ۪يرًاۙ نذيرا neżîrâ(n) uyarıcı ن ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!”
809 Furkan 21. Ayet (25:21:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
810 Furkan 32. Ayet (25:32:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz, Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.[392]
811 Furkan 34. Ayet (25:34:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne olanlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.
812 Furkan 36. Ayet (25:36:5) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.
813 Furkan 41. Ayet (25:41:8) الَّذ۪ي الذي lleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 41,42. Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
814 Furkan 47. Ayet (25:47:2) الَّذ۪ي الذي lleżî ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.
815 Furkan 51. Ayet (25:51:7) نَذ۪يرًاۘ نذيرا neżîrâ(n) bir uyarıcı ن ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.
816 Furkan 53. Ayet (25:53:2) الَّذ۪ي الذي lleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
817 Furkan 54. Ayet (25:54:2) الَّذ۪ي الذي lleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
818 Furkan 56. Ayet (25:56:5) وَنَذ۪يرًا ونذيرا ve neżîrâ(n) ve uyarıcı ن ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
819 Furkan 58. Ayet (25:58:4) الَّذ۪ي الذي lleżî öyle ki o ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!
820 Furkan 59. Ayet (25:59:1) اَلَّذ۪ي الذي elleżî O ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a[394] kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!
821 Furkan 61. Ayet (25:61:2) الَّذ۪ي الذي lleżî O ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
822 Furkan 62. Ayet (25:62:2) الَّذ۪ي الذي lleżî ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.
823 Furkan 63. Ayet (25:63:3) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne öyle kimselerdir ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.
824 Furkan 64. Ayet (25:64:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
825 Furkan 65. Ayet (25:65:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!”
826 Furkan 67. Ayet (25:67:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
827 Furkan 68. Ayet (25:68:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve onlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
828 Furkan 72. Ayet (25:72:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne onlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
829 Furkan 73. Ayet (25:73:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve onlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
830 Furkan 74. Ayet (25:74:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve onlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir.
831 Şu'arâ 49. Ayet (26:49:10) الَّذ۪ي الذي lleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi.
832 Şu'arâ 78. Ayet (26:78:1) اَلَّذ۪ي الذي elleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.”
833 Şu'arâ 79. Ayet (26:79:1) وَالَّذ۪ي والذي velleżî ve ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “O, bana yediren ve içirendir.”
834 Şu'arâ 81. Ayet (26:81:1) وَالَّذ۪ي والذي velleżî O'dur ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır.”
835 Şu'arâ 115. Ayet (26:115:4) نَذ۪يرٌ نذير neżîrun bir uyarıcı(dan) ن ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
836 Şu'arâ 152. Ayet (26:152:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne kimselerin ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 151,152. “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.”
837 Şu'arâ 184. Ayet (26:184:2) الَّذ۪ي الذي lleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının.”
838 Şu'arâ 218. Ayet (26:218:1) اَلَّذ۪ي الذي elleżî ki O ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 217,218,219. Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.
839 Şu'arâ 227. Ayet (26:227:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.
840 Şu'arâ 227. Ayet (26:227:15) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseler ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.
841 Neml 3. Ayet (27:3:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
842 Neml 4. Ayet (27:4:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselerin ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.
843 Neml 5. Ayet (27:5:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne öyle kimselerdir ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
844 Neml 15. Ayet (27:15:9) الَّذ۪ي الذي lleżî ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler.
845 Neml 25. Ayet (27:25:4) الَّذ۪ي الذي lleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)”
846 Neml 40. Ayet (27:40:2) الَّذ۪ي الذي lleżî bulunan ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”
847 Neml 41. Ayet (27:41:10) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimselerden ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, “Tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi.
848 Neml 53. Ayet (27:53:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne kimseleri ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık.
849 Neml 59. Ayet (27:59:7) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Selâm onun seçtiği kullarına.” Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?