| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 900 | Rum 41. Ayet (30:41:10) | لِيُذ۪يقَهُمْ | ليذيقهم | li-yużîkahum | onlara taddırıyor | ذ و ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.[427] | |||||
| 901 | Rum 41. Ayet (30:41:12) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.[427] | |||||
| 902 | Rum 42. Ayet (30:42:9) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi. | |||||
| 903 | Rum 45. Ayet (30:45:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu hazırlığı Allah’ın; iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükâfatlandırması için yaparlar. Şüphesiz O, inkâr edenleri sevmez. | |||||
| 904 | Rum 46. Ayet (30:46:7) | وَلِيُذ۪يقَكُمْ | وليذيقكم | ve li-yużîkakum | size tattırması için | ذ و ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüzgârları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, O’nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. | |||||
| 905 | Rum 47. Ayet (30:47:12) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler- | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. | |||||
| 906 | Rum 48. Ayet (30:48:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. | |||||
| 907 | Rum 54. Ayet (30:54:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir. | |||||
| 908 | Rum 56. Ayet (30:56:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun, siz, Allah’ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.” | |||||
| 909 | Rum 57. Ayet (30:57:4) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. | |||||
| 910 | Rum 58. Ayet (30:58:14) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir âyet getirsen, inkâr edenler mutlaka, “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. | |||||
| 911 | Rum 59. Ayet (30:59:6) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. | |||||
| 912 | Rum 60. Ayet (30:60:8) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. | |||||
| 913 | Lokman 4. Ayet (31:4:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 914 | Lokman 8. Ayet (31:8:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedî kalacakları Naîm cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 915 | Lokman 11. Ayet (31:11:7) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi, Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 916 | Secde 3. Ayet (32:3:14) | نَذ۪يرٍ | نذير | neżîrin | uyarıcı | ن ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. | |||||
| 917 | Secde 4. Ayet (32:4:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a[432] kurulandır. Sizin için O’ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? | |||||
| 918 | Secde 11. Ayet (32:11:5) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” | |||||
| 919 | Secde 15. Ayet (32:15:4) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | o kimseler ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. | |||||
| 920 | Secde 19. Ayet (32:19:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükâfat olarak Me’vâ cennetleri vardır. | |||||
| 921 | Secde 20. Ayet (32:20:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. | |||||
| 922 | Secde 20. Ayet (32:20:18) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. | |||||
| 923 | Secde 21. Ayet (32:21:1) | وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ | ولنذيقنهم | ve lenużîkannehum | mutlaka onlara taddıracağız | ذ و ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. | |||||
| 924 | Secde 29. Ayet (32:29:6) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Fetih (Kıyamet) günü, inkâr edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır.” | |||||
| 925 | Ahzab 9. Ayet (33:9:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.[437] | |||||
| 926 | Ahzab 12. Ayet (33:12:4) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve bulunanlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resûlü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. | |||||
| 927 | Ahzab 17. Ayet (33:17:4) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | kimse ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. | |||||
| 928 | Ahzab 19. Ayet (33:19:11) | كَالَّذ۪ي | كالذي | kelleżî | gibi | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 18,19. Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 929 | Ahzab 25. Ayet (33:25:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, inkâr edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 930 | Ahzab 26. Ayet (33:26:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. | |||||
| 931 | Ahzab 32. Ayet (33:32:14) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | bulunan | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. | |||||
| 932 | Ahzab 38. Ayet (33:38:14) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür. | |||||
| 933 | Ahzab 39. Ayet (33:39:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap görücü olarak yeter. | |||||
| 934 | Ahzab 41. Ayet (33:41:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. | |||||
| 935 | Ahzab 43. Ayet (33:43:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | (Allah) ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü’minlere çok merhamet edendir. | |||||
| 936 | Ahzab 45. Ayet (33:45:8) | وَنَذ۪يرًاۙ | ونذيرا | ve neżîrâ(n) | ve uyarıcı | ن ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 45,46. Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. | |||||
| 937 | Ahzab 49. Ayet (33:49:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a[440] verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. | |||||
| 938 | Ahzab 53. Ayet (33:53:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 939 | Ahzab 56. Ayet (33:56:9) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.[441] Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin. | |||||
| 940 | Ahzab 57. Ayet (33:57:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah ve Resûlünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lânet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.[442] | |||||
| 941 | Ahzab 58. Ayet (33:58:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. | |||||
| 942 | Ahzab 60. Ayet (33:60:5) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. | |||||
| 943 | Ahzab 62. Ayet (33:62:4) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. | |||||
| 944 | Ahzab 69. Ayet (33:69:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ, Allah katında itibarlı bir kimse idi. | |||||
| 945 | Ahzab 69. Ayet (33:69:7) | كَالَّذ۪ينَ | كالذين | kelleżîne | kimseler gibi | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ, Allah katında itibarlı bir kimse idi. | |||||
| 946 | Ahzab 70. Ayet (33:70:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 70,71. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. | |||||
| 947 | Sebe' 1. Ayet (34:1:3) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | öyle ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 948 | Sebe' 3. Ayet (34:3:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.” | |||||
| 949 | Sebe' 4. Ayet (34:4:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. | |||||