Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 292 sonuç bulundu.
50 - 100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Kelime aramasında en sağlıklı sonuç, Harekesiz veya Kök araması ile alınmaktadır.
| Sırası |
Geçtiği Yer |
Arapça |
Harekesiz |
Okunuşu |
Anlamı |
Kökü |
| 50 |
En'am 138. Ayet (6:138:17) |
يَذْكُرُونَ |
يذكرون |
yeżkurûne |
anılmayan |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram edilmiş hayvanlardır.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. |
| 51 |
En'am 139. Ayet (6:139:8) |
لِذُكُورِنَا |
لذكورنا |
li-żukûrinâ |
erkeklerimize aittir |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Karılarımıza ise haramdır.” Eğer ölü olursa, o vakit onda hepsi ortaktırlar. Allah, onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir.[195] Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. |
| 52 |
En'am 143. Ayet (6:143:10) |
آٰلذَّكَرَيْنِ |
الذكرين |
âżżekerayni |
iki erkeği mi? |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.” |
| 53 |
En'am 144. Ayet (6:144:8) |
آٰلذَّكَرَيْنِ |
الذكرين |
âżżekerayni |
iki erkeği mi? |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.[199] |
| 54 |
En'am 152. Ayet (6:152:35) |
تَذَكَّرُونَۙ |
تذكرون |
teżekkerûn(e) |
öğüt alırsınız |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. |
| 55 |
A'raf 2. Ayet (7:2:12) |
وَذِكْرٰى |
وذكرى |
ve żikrâ |
ve öğüt (vermen) |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Bu, sana, kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.[211] |
| 56 |
A'raf 3. Ayet (7:3:14) |
تَذَكَّرُونَ |
تذكرون |
teżekkerûn(e) |
öğüt alıyorsunuz |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! |
| 57 |
A'raf 26. Ayet (7:26:20) |
يَذَّكَّرُونَ |
يذكرون |
yeżżekkerûn(e) |
düşünüp öğüt alırlar |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). |
| 58 |
A'raf 57. Ayet (7:57:29) |
تَذَكَّرُونَ |
تذكرون |
teżekkerûn(e) |
ibret alırsınız |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz. |
| 59 |
A'raf 63. Ayet (7:63:4) |
ذِكْرٌ |
ذكر |
żikrun |
bir Zikir |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? |
| 60 |
A'raf 69. Ayet (7:69:4) |
ذِكْرٌ |
ذكر |
żikrun |
bir Zikir |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
“Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” |
| 61 |
A'raf 69. Ayet (7:69:11) |
وَاذْكُرُٓوا |
واذكروا |
veżkurû |
düşünün ki |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
“Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” |
| 62 |
A'raf 69. Ayet (7:69:23) |
فَاذْكُرُٓوا |
فاذكروا |
fe-żkurû |
hatırlayın ki |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
“Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” |
| 63 |
A'raf 74. Ayet (7:74:1) |
وَاذْكُرُٓوا |
واذكروا |
veżkurû |
düşünün ki |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
“Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” |
| 64 |
A'raf 74. Ayet (7:74:18) |
فَاذْكُرُٓوا |
فاذكروا |
fe-żkurû |
artık hatırlayın |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
“Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” |
| 65 |
A'raf 86. Ayet (7:86:15) |
وَاذْكُرُٓوا |
واذكروا |
veżkurû |
ve düşünün |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
“Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?” |
| 66 |
A'raf 130. Ayet (7:130:10) |
يَذَّكَّرُونَ |
يذكرون |
yeżżekkerûn(e) |
öğüt alırlar |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. |
| 67 |
A'raf 165. Ayet (7:165:0) |
ذُكِّرُوا |
ذكروا |
żukkirû |
hatırlatılan |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık. |
| 68 |
A'raf 171. Ayet (7:171:0) |
وَاذْكُرُوا |
واذكروا |
veżkurû |
ve hatırlayın |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. |
| 69 |
A'raf 201. Ayet (7:201:0) |
تَذَكَّرُوا |
تذكروا |
teżekkerû |
düşünürler |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. |
| 70 |
A'raf 205. Ayet (7:205:0) |
وَاذْكُرْ |
واذكر |
veżkur |
ve hatırla |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. |
| 71 |
Enfal 2. Ayet (8:2:0) |
ذُكِرَ |
ذكر |
żukira |
anıldığı |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.[241] |
| 72 |
Enfal 26. Ayet (8:26:0) |
وَاذْكُرُٓوا |
واذكروا |
veżkurû |
düşünün ki |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.[247] Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. |
| 73 |
Enfal 45. Ayet (8:45:0) |
وَاذْكُرُوا |
واذكروا |
veżkurû |
ve anın |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. |
| 74 |
Enfal 57. Ayet (8:57:0) |
يَذَّكَّرُونَ |
يذكرون |
yeżżekkerûn(e) |
ibret alsınlar |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. |
| 75 |
Tevbe 126. Ayet (9:126:0) |
يَذَّكَّرُونَ |
يذكرون |
yeżżekkerûn(e) |
öğüt almıyorlar |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belâya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar. |
| 76 |
Yunus 3. Ayet (10:3:0) |
تَذَكَّرُونَ |
تذكرون |
teżekkerûn(e) |
Düşünüp öğüt almaz mısınız? |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a[267] kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz? |
| 77 |
Yunus 71. Ayet (10:71:0) |
وَتَذْك۪ير۪ي |
وتذكيري |
ve teżkîrî |
ve size hatırlatmam |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin! |
| 78 |
Hûd 24. Ayet (11:24:11) |
تَذَكَّرُونَ۟ |
تذكرون |
teżekkerûn(e) |
İbret almıyor musunuz? |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? |
| 79 |
Hûd 30. Ayet (11:30:10) |
تَذَكَّرُونَ |
تذكرون |
teżekkerûn(e) |
düşünmüyor musunuz? |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
“Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” |
| 80 |
Hûd 114. Ayet (11:114:13) |
ذِكْرٰى |
ذكرى |
żikrâ |
bir öğüttür |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.[279] |
| 81 |
Hûd 114. Ayet (11:114:14) |
لِلذَّاكِر۪ينَۚ |
للذاكرين |
li-żżâkirîn(e) |
ibret alanlara |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.[279] |
| 82 |
Hûd 120. Ayet (11:120:16) |
وَذِكْرٰى |
وذكرى |
ve żikrâ |
ve bir uyarı |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
(Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. |
| 83 |
Yusuf 42. Ayet (12:42:7) |
اذْكُرْن۪ي |
اذكرني |
-żkurnî |
beni an |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Yûsuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, “Efendinin yanında beni an”, dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o, birkaç yıl daha zindanda kaldı. |
| 84 |
Yusuf 42. Ayet (12:42:12) |
ذِكْرَ |
ذكر |
żikra |
söylemeyi |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Yûsuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, “Efendinin yanında beni an”, dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o, birkaç yıl daha zindanda kaldı. |
| 85 |
Yusuf 45. Ayet (12:45:5) |
وَادَّكَرَ |
وادكر |
veddekera |
hatırladı |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve, “Ben size onun yorumunu haber veririm, hemen beni (zindana) gönderin” dedi. |
| 86 |
Yusuf 85. Ayet (12:85:4) |
تَذْكُرُ |
تذكر |
teżkuru |
anıyorsun |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Oğulları, “Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler. |
| 87 |
Yusuf 104. Ayet (12:104:9) |
ذِكْرٌ |
ذكر |
żikrun |
bir öğüttür |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Hâlbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. |
| 88 |
Ra'd 19. Ayet (13:19:13) |
يَتَذَكَّرُ |
يتذكر |
yeteżekkeru |
öğüt alır |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. |
| 89 |
Ra'd 28. Ayet (13:28:5) |
بِذِكْرِ |
بذكر |
bi-żikri |
anmakla |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. |
| 90 |
Ra'd 28. Ayet (13:28:8) |
بِذِكْرِ |
بذكر |
bi-żikri |
anmakla |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. |
| 91 |
İbrahim 5. Ayet (14:5:12) |
وَذَكِّرْهُمْ |
وذكرهم |
ve żekkirhum |
ve onlara hatırlatması için |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. |
| 92 |
İbrahim 6. Ayet (14:6:5) |
اذْكُرُوا |
اذكروا |
żkurû |
hatırlayın |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Hani Mûsâ kavmine, “Allah’ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. |
| 93 |
İbrahim 25. Ayet (14:25:12) |
يَتَذَكَّرُونَ |
يتذكرون |
yeteżekkerûn(e) |
öğüt alırlar (diye) |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. |
| 94 |
İbrahim 52. Ayet (14:52:11) |
وَلِيَذَّكَّرَ |
وليذكر |
ve li-yeżżekkera |
ve öğüt alsınlar diye |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir. |
| 95 |
Hicr 6. Ayet (15:6:7) |
الذِّكْرُ |
الذكر |
żżikru |
Zikir (Kitap) |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” |
| 96 |
Hicr 9. Ayet (15:9:4) |
الذِّكْرَ |
الذكر |
żżikra |
O Zikri (Kitap)ı |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. |
| 97 |
Nahl 13. Ayet (16:13:13) |
يَذَّكَّرُونَ |
يذكرون |
yeżżekkerûn(e) |
öğüt alan |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. |
| 98 |
Nahl 17. Ayet (16:17:7) |
تَذَكَّرُونَ |
تذكرون |
teżekkerûn(e) |
düşünmüyor musunuz? |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? |
| 99 |
Nahl 43. Ayet (16:43:11) |
الذِّكْرِ |
الذكر |
żżikri |
zikir |
ذ ك ر |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.[304] |
|
|
|
|
|
|
|