| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 127. Ayet (2:127:8) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbi'imiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı. | |||||
| 2 | Bakara 128. Ayet (2:128:1) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.” | |||||
| 3 | Bakara 129. Ayet (2:129:1) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” | |||||
| 4 | Bakara 139. Ayet (2:139:6) | رَبُّنَا | ربنا | rabbunâ | bizim de Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 5 | Bakara 200. Ayet (2:200:15) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.[60] | |||||
| 6 | Bakara 201. Ayet (2:201:4) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. | |||||
| 7 | Bakara 250. Ayet (2:250:6) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.” | |||||
| 8 | Bakara 285. Ayet (2:285:25) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 9 | Bakara 286. Ayet (2:286:13) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 10 | Bakara 286. Ayet (2:286:20) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 11 | Bakara 286. Ayet (2:286:31) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 12 | Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:41) | رَبِّنَاۚ | ربنا | rabbinâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 8. Ayet (3:8:1) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” | |||||
| 14 | Âl-i İmran 9. Ayet (3:9:1) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez.” | |||||
| 15 | Âl-i İmran 16. Ayet (3:16:3) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 16,17. (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. | |||||
| 16 | Âl-i İmran 53. Ayet (3:53:1) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz.” | |||||
| 17 | Âl-i İmran 147. Ayet (3:147:7) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. | |||||
| 18 | Âl-i İmran 191. Ayet (3:191:13) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz (derler) | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler. | |||||
| 19 | Âl-i İmran 192. Ayet (3:192:1) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.” | |||||
| 20 | Âl-i İmran 193. Ayet (3:193:1) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” | |||||
| 21 | Âl-i İmran 193. Ayet (3:193:11) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” | |||||
| 22 | Âl-i İmran 194. Ayet (3:194:1) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va’dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va’dinden dönmezsin.” | |||||
| 23 | Nisâ 75. Ayet (4:75:15) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? | |||||
| 24 | Nisâ 77. Ayet (4:77:28) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” | |||||
| 25 | Mâide 83. Ayet (5:83:17) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed’in ümmeti) ile[156] beraber yaz” derler. | |||||
| 26 | Mâide 84. Ayet (5:84:13) | رَبُّنَا | ربنا | rabbunâ | Rabbimizin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” | |||||
| 27 | Mâide 114. Ayet (5:114:6) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa, “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. | |||||
| 28 | En'am 23. Ayet (6:23:9) | رَبِّنَا | ربنا | rabbinâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda onların manevraları, “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (O’na) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. | |||||
| 29 | En'am 27. Ayet (6:27:14) | رَبِّنَا | ربنا | rabbinâ | Rabbimizin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşin karşısında durdurulup da, “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hâllerini) bir görsen! | |||||
| 30 | En'am 30. Ayet (6:30:13) | وَرَبِّنَاۜ | وربنا | ve rabbinâ | Rabbimiz hakkı için | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hâllerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş” diyecekler. (Allah), “Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek. | |||||
| 31 | En'am 128. Ayet (6:128:15) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 32 | A'raf 23. Ayet (7:23:2) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” | |||||
| 33 | A'raf 38. Ayet (7:38:27) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah, der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.” | |||||
| 34 | A'raf 43. Ayet (7:43:27) | رَبِّنَا | ربنا | rabbinâ | Rabbimizin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir. | |||||
| 35 | A'raf 44. Ayet (7:44:11) | رَبُّنَا | ربنا | rabbunâ | Rabbimizin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’dettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir. | |||||
| 36 | A'raf 47. Ayet (7:47:8) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. | |||||
| 37 | A'raf 53. Ayet (7:53:16) | رَبِّنَا | ربنا | rabbinâ | Rabbimizin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 38 | A'raf 89. Ayet (7:89:25) | رَبُّنَاۜ | ربنا | rabbunâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” | |||||
| 39 | A'raf 89. Ayet (7:89:27) | رَبُّنَا | ربنا | rabbunâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” | |||||
| 40 | A'raf 89. Ayet (7:89:34) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” | |||||
| 41 | A'raf 125. Ayet (7:125:4) | رَبِّنَا | ربنا | rabbinâ | Rabbimize | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz.” | |||||
| 42 | A'raf 126. Ayet (7:126:8) | رَبِّنَا | ربنا | rabbinâ | Rabbimizin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.” | |||||
| 43 | A'raf 126. Ayet (7:126:11) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.” | |||||
| 44 | A'raf 149. Ayet (7:149:0) | رَبُّنَا | ربنا | rabbunâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. | |||||
| 45 | Yunus 85. Ayet (10:85:0) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” | |||||
| 46 | Yunus 88. Ayet (10:88:0) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.” | |||||
| 47 | Yunus 88. Ayet (10:88:0) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.” | |||||
| 48 | Yunus 88. Ayet (10:88:0) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.” | |||||
| 49 | İbrahim 37. Ayet (14:37:1) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” | |||||
| 50 | İbrahim 37. Ayet (14:37:13) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” | |||||