| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1000 | Duhân 12. Ayet (44:12:1) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar, “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler. | |||||
| 1001 | Duhân 20. Ayet (44:20:3) | بِرَبّ۪ي | بربي | bi-rabbî | benim Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım.” | |||||
| 1002 | Duhân 20. Ayet (44:20:4) | وَرَبِّكُمْ | وربكم | ve rabbikum | ve sizin Rabbiniz olana | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım.” | |||||
| 1003 | Duhân 22. Ayet (44:22:2) | رَبَّهُٓ | ربه | rabbehu | Rabbine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra Mûsâ, Rabbine, “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. | |||||
| 1004 | Duhân 57. Ayet (44:57:3) | رَبِّكَۜ | ربك | rabbik(e) | Rabbi- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 1005 | Câsiye 11. Ayet (45:11:6) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. | |||||
| 1006 | Câsiye 15. Ayet (45:15:10) | رَبِّكُمْ | ربكم | rabbikum | Rabbinize | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim salih bir amel işlerse, kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. | |||||
| 1007 | Câsiye 17. Ayet (45:17:16) | رَبَّكَ | ربك | rabbeke | Rabbin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 1008 | Câsiye 30. Ayet (45:30:7) | رَبُّهُمْ | ربهم | rabbuhum | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. | |||||
| 1009 | Câsiye 36. Ayet (45:36:3) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbi | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. | |||||
| 1010 | Câsiye 36. Ayet (45:36:5) | وَرَبِّ | ورب | ve rabbi | ve Rabbi | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. | |||||
| 1011 | Câsiye 36. Ayet (45:36:7) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbi | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. | |||||
| 1012 | Ahkaf 12. Ayet (46:12:11) | عَرَبِيًّا | عربيا | ‘arabiyyen | Arap | ع ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. | |||||
| 1013 | Ahkaf 13. Ayet (46:13:4) | رَبُّنَا | ربنا | rabbuna | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de. | |||||
| 1014 | Ahkaf 15. Ayet (46:15:19) | اَرْبَع۪ينَ | اربعين | erba’îne | kırk | ر ب ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” | |||||
| 1015 | Ahkaf 15. Ayet (46:15:22) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” | |||||
| 1016 | Ahkaf 25. Ayet (46:25:5) | رَبِّهَا | ربها | rabbihâ | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 1017 | Ahkaf 28. Ayet (46:28:8) | قُرْبَانًا | قربانا | kurbânen | yakınlık sağlamak için | ق ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. | |||||
| 1018 | Ahkaf 34. Ayet (46:34:12) | وَرَبِّنَاۜ | وربنا | ve rabbinâ | Rabbimiz hakkı için | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün, “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. Allah, “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. | |||||
| 1019 | Muhammed 2. Ayet (47:2:13) | رَبِّهِمْۙ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. | |||||
| 1020 | Muhammed 3. Ayet (47:3:13) | رَبِّهِمْۜ | ربهم | rabbihim | Rablerinden | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. | |||||
| 1021 | Muhammed 3. Ayet (47:3:15) | يَضْرِبُ | يضرب | yadribu | anlatır | ض ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. | |||||
| 1022 | Muhammed 4. Ayet (47:4:5) | فَضَرْبَ | فضرب | fe-darbe | vurun | ض ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 1023 | Muhammed 4. Ayet (47:4:19) | الْحَرْبُ | الحرب | l-harbu | harb | ح ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 1024 | Muhammed 14. Ayet (47:14:6) | رَبِّه۪ | ربه | rabbihi | Rabbi- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? | |||||
| 1025 | Muhammed 15. Ayet (47:15:22) | لِلشَّارِب۪ينَۚ | للشاربين | li-şşâribîne | içenlere | ش ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? | |||||
| 1026 | Muhammed 15. Ayet (47:15:34) | رَبِّهِمْۜ | ربهم | rabbihim | Rableri- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? | |||||
| 1027 | Muhammed 27. Ayet (47:27:5) | يَضْرِبُونَ | يضربون | yadribûne | vurarak | ض ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken hâlleri nasıl olacak? | |||||
| 1028 | Kaf 16. Ayet (50:16:10) | اَقْرَبُ | اقرب | akrabu | daha yakınız | ق ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız. | |||||
| 1029 | Kaf 27. Ayet (50:27:3) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.” | |||||
| 1030 | Kaf 39. Ayet (50:39:7) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbini | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.[503] | |||||
| 1031 | Zâriyât 16. Ayet (51:16:4) | رَبُّهُمْۜ | ربهم | rabbuhum | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 15,16. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. | |||||
| 1032 | Zâriyât 23. Ayet (51:23:1) | فَوَرَبِّ | فورب | fe-verabbi | Rabbine andolsun ki | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va’dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir. | |||||
| 1033 | Zâriyât 27. Ayet (51:27:1) | فَقَرَّبَهُٓ | فقربه | fe-karrabehu | onu yaklaştırdı | ق ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu önlerine koydu. “Yemez misiniz?” dedi. | |||||
| 1034 | Zâriyât 30. Ayet (51:30:4) | رَبُّكِۜ | ربك | rabbuk(i) | Rabbin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 1035 | Zâriyât 34. Ayet (51:34:3) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 32,33,34. Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik.” | |||||
| 1036 | Zâriyât 44. Ayet (51:44:4) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti. | |||||
| 1037 | Tûr 7. Ayet (52:7:3) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 1038 | Tûr 18. Ayet (52:18:4) | رَبُّهُمْۚ | ربهم | rabbuhum | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. | |||||
| 1039 | Tûr 18. Ayet (52:18:6) | رَبُّهُمْ | ربهم | rabbuhum | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. | |||||
| 1040 | Tûr 19. Ayet (52:19:2) | وَاشْرَبُوا | واشربوا | ve-şrabû | ve için | ش ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 19,20. Onlara, “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. | |||||
| 1041 | Tûr 29. Ayet (52:29:5) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) O hâlde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli. | |||||
| 1042 | Tûr 30. Ayet (52:30:4) | نَتَرَبَّصُ | نتربص | neterabbesu | gözetliyoruz | ر ب ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onlar, “O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? | |||||
| 1043 | Tûr 31. Ayet (52:31:2) | تَرَبَّصُوا | تربصوا | terabbesû | gözetleyin | ر ب ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.” | |||||
| 1044 | Tûr 31. Ayet (52:31:6) | الْمُتَرَبِّص۪ينَۜ | المتربصين | l-muterabbisîn(e) | gözetleyenlerdenim | ر ب ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.” | |||||
| 1045 | Tûr 37. Ayet (52:37:4) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hâkim olan kendileri midir? | |||||
| 1046 | Tûr 48. Ayet (52:48:3) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. | |||||
| 1047 | Tûr 48. Ayet (52:48:8) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbini | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. | |||||
| 1048 | Necm 18. Ayet (53:18:5) | رَبِّهِ | ربه | rabbihi | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. | |||||
| 1049 | Necm 23. Ayet (53:23:24) | رَبِّهِمُ | ربهم | rabbihimu | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir. | |||||