| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 236. Ayet (2:236:11) | تَفْرِضُوا | تفرضوا | tefridû | belirlemeden | ف ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a[66] verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 15. Ayet (3:15:19) | وَرِضْوَانٌ | ورضوان | ve ridvânun | ve rızası | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 162. Ayet (3:162:3) | رِضْوَانَ | رضوان | ridvâna | rızasına | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir! | |||||
| 4 | Âl-i İmran 174. Ayet (3:174:10) | رِضْوَانَ | رضوان | ridvâna | rızasına | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 5 | Nisâ 16. Ayet (4:16:8) | فَاَعْرِضُوا | فاعرضوا | fe-a’ridû | artık vazgeçin | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa, onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir. | |||||
| 6 | Nisâ 135. Ayet (4:135:32) | تُعْرِضُوا | تعرضوا | tu’ridû | doğruyu söylemezseniz | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 7 | Mâide 2. Ayet (5:2:24) | وَرِضْوَانًاۜ | ورضوانا | ve ridvânâ(en) | ve rızasını | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine[140], haram aya[141], hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. | |||||
| 8 | Mâide 16. Ayet (5:16:6) | رِضْوَانَهُ | رضوانه | ridvânehu | rızasına | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onunla rızası peşinde olanları selâmet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. | |||||
| 9 | Mâide 119. Ayet (5:119:20) | وَرَضُوا | ورضوا | ve radû | onlar da razı olmuşlardır | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 10 | Tevbe 21. Ayet (9:21:0) | وَرِضْوَانٍ | ورضوان | ve ridvânin | ve rızasıyla | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. | |||||
| 11 | Tevbe 58. Ayet (9:58:0) | رَضُوا | رضوا | radû | hoşlanırlar | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar. | |||||
| 12 | Tevbe 59. Ayet (9:59:0) | رَضُوا | رضوا | radû | razı olsalardı | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup, “Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (O’nun ihsanını ister)iz” deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu. | |||||
| 13 | Tevbe 72. Ayet (9:72:0) | وَرِضْوَانٌ | ورضوان | ve ridvânun | ve razı olması | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 14 | Tevbe 87. Ayet (9:87:0) | رَضُوا | رضوا | radû | razı oldular | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar. | |||||
| 15 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | رَضُوا | رضوا | radû | onlar razı oldular | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 16 | Tevbe 95. Ayet (9:95:0) | لِتُعْرِضُوا | لتعرضوا | li-tu’ridû | vazgeçmeniz için | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir. | |||||
| 17 | Tevbe 95. Ayet (9:95:0) | فَاَعْرِضُوا | فاعرضوا | fe-a’ridû | vazgeçin | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir. | |||||
| 18 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | لِتَرْضَوْا | لترضوا | li-terdav | razı olmanız için | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 19 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | تَرْضَوْا | ترضوا | terdav | siz razı olsanız bile | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 20 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | وَرَضُوا | ورضوا | ve radû | onlar da razı olmuşlardır | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 21 | Tevbe 109. Ayet (9:109:0) | وَرِضْوَانٍ | ورضوان | ve ridvânin | ve rıza | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Binasını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve O’nun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. | |||||
| 22 | Yunus 7. Ayet (10:7:0) | وَرَضُوا | ورضوا | ve radû | ve razı olan(lar) | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 7,8. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir. | |||||
| 23 | Kehf 48. Ayet (18:48:1) | وَعُرِضُوا | وعرضوا | ve ’uridû | ve hepsi sunulmuşlardır | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, “Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir. | |||||
| 24 | Kasas 55. Ayet (28:55:4) | اَعْرَضُوا | اعرضوا | a’radû | yüz çevirirler | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selâm olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz” derler. | |||||
| 25 | Sebe' 16. Ayet (34:16:1) | فَاَعْرَضُوا | فاعرضوا | fe-a’radû | ama yüz çevirdiler | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim[444] selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. | |||||
| 26 | Fussilet 13. Ayet (41:13:2) | اَعْرَضُوا | اعرضوا | a’radû | yüz çevirirlerse | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım.” | |||||
| 27 | Şûrâ 48. Ayet (42:48:2) | اَعْرَضُوا | اعرضوا | a’radû | yüz çevirirlerse | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür. | |||||
| 28 | Muhammed 28. Ayet (47:28:8) | رِضْوَانَهُ | رضوانه | ridvânehu | O'nu razı edecek şeylerden | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O’nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 29 | Fetih 29. Ayet (48:29:18) | وَرِضْوَانًاۘ | ورضوانا | ve ridvânâ(en) | ve rızasını | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 30 | Kamer 2. Ayet (54:2:4) | يُعْرِضُوا | يعرضوا | yu’ridû | yüz çevirirler | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. | |||||
| 31 | Hadîd 18. Ayet (57:18:4) | وَاَقْرَضُوا | واقرضوا | ve akradû | ve borç verenler | ق ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır. | |||||
| 32 | Hadîd 20. Ayet (57:20:33) | وَرِضْوَانٌۜ | ورضوان | ve ridvân(un) | ve rıza | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir. | |||||
| 33 | Hadîd 27. Ayet (57:27:26) | رِضْوَانِ | رضوان | ridvâni | rızasını | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir. | |||||
| 34 | Mücadele 22. Ayet (58:22:41) | وَرَضُوا | ورضوا | ve radû | onlar da razı olmuşlardır | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 35 | Haşr 8. Ayet (59:8:12) | وَرِضْوَانًا | ورضوانا | ve ridvânen | ve rızasını | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. | |||||
| 36 | Teğabun 17. Ayet (64:17:2) | تُقْرِضُوا | تقرضوا | tukridû | borç verirseniz | ق ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). | |||||
| 37 | Müzzemmil 20. Ayet (73:20:57) | وَاَقْرِضُوا | واقرضوا | ve akridû | ve borç verin | ق ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O hâlde, Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükâfat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 38 | Beyyine 8. Ayet (98:8:16) | وَرَضُوا | ورضوا | ve radû | onlar da razı olmuşlardır | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur. | |||||