| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 500 | Tâhâ 105. Ayet (20:105:6) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) hâlini soruyorlar. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak.” | |||||
| 501 | Tâhâ 114. Ayet (20:114:15) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de. | |||||
| 502 | Tâhâ 121. Ayet (20:121:14) | رَبَّهُ | ربه | rabbehu | Rabbine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. | |||||
| 503 | Tâhâ 122. Ayet (20:122:3) | رَبُّهُ | ربه | rabbuhu | Rabbi | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. | |||||
| 504 | Tâhâ 125. Ayet (20:125:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum hâlde, niçin beni kör olarak haşrettin?” | |||||
| 505 | Tâhâ 127. Ayet (20:127:8) | رَبِّه۪ۜ | ربه | rabbih(i) | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. | |||||
| 506 | Tâhâ 129. Ayet (20:129:5) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı. | |||||
| 507 | Tâhâ 130. Ayet (20:130:7) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbini | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın. | |||||
| 508 | Tâhâ 131. Ayet (20:131:16) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. | |||||
| 509 | Tâhâ 133. Ayet (20:133:6) | رَبِّه۪ۜ | ربه | rabbih(i) | Rabbin- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanmayanlar, “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? | |||||
| 510 | Tâhâ 134. Ayet (20:134:8) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi. | |||||
| 511 | Enbiyâ 2. Ayet (21:2:6) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerin- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” | |||||
| 512 | Enbiyâ 4. Ayet (21:4:2) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 513 | Enbiyâ 22. Ayet (21:22:10) | رَبِّ | رب | rabbi | sahibi | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir. | |||||
| 514 | Enbiyâ 42. Ayet (21:42:12) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler. | |||||
| 515 | Enbiyâ 46. Ayet (21:46:6) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. | |||||
| 516 | Enbiyâ 49. Ayet (21:49:3) | رَبَّهُمْ | ربهم | rabbehum | Rablerinden | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. | |||||
| 517 | Enbiyâ 56. Ayet (21:56:3) | رَبُّكُمْ | ربكم | rabbukum | Rabbiniz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.” | |||||
| 518 | Enbiyâ 56. Ayet (21:56:4) | رَبُّ | رب | rabbu | Rabbidir | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.” | |||||
| 519 | Enbiyâ 83. Ayet (21:83:4) | رَبَّهُٓ | ربه | rabbehu | Rabbine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine, “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. | |||||
| 520 | Enbiyâ 89. Ayet (21:89:4) | رَبَّهُ | ربه | rabbehu | Rabbine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. | |||||
| 521 | Enbiyâ 89. Ayet (21:89:5) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. | |||||
| 522 | Enbiyâ 92. Ayet (21:92:7) | رَبُّكُمْ | ربكم | rabbukum | sizin Rabbiniz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu (İslâm), tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin. | |||||
| 523 | Enbiyâ 112. Ayet (21:112:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Peygamber), “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi. | |||||
| 524 | Enbiyâ 112. Ayet (21:112:5) | وَرَبُّنَا | وربنا | ve rabbunâ | ve Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Peygamber), “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi. | |||||
| 525 | Hacc 1. Ayet (22:1:5) | رَبَّكُمْۚ | ربكم | rabbekum | Rabbinizden | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. | |||||
| 526 | Hacc 19. Ayet (22:19:5) | رَبِّهِمْۘ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. | |||||
| 527 | Hacc 30. Ayet (22:30:10) | رَبِّه۪ۜ | ربه | rabbih(i) | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında[376] bütün hayvanlar size helâl kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının. | |||||
| 528 | Hacc 40. Ayet (22:40:10) | رَبُّنَا | ربنا | rabbuna | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 529 | Hacc 47. Ayet (22:47:10) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir. | |||||
| 530 | Hacc 54. Ayet (22:54:8) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbi- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir. | |||||
| 531 | Hacc 67. Ayet (22:67:13) | رَبِّكَۜ | ربك | rabbik(e) | Rabbine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. | |||||
| 532 | Hacc 77. Ayet (22:77:8) | رَبَّكُمْ | ربكم | rabbekum | Rabbinize | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 533 | Mü'minûn 26. Ayet (23:26:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Nûh), “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. | |||||
| 534 | Mü'minûn 29. Ayet (23:29:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen, konuk edenlerin en hayırlısısın.” | |||||
| 535 | Mü'minûn 39. Ayet (23:39:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamber, “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. | |||||
| 536 | Mü'minûn 52. Ayet (23:52:7) | رَبُّكُمْ | ربكم | rabbukum | sizin Rabbinizim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu (İslâm), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 537 | Mü'minûn 57. Ayet (23:57:6) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerinin azametinden korkup titreyenler, | |||||
| 538 | Mü'minûn 58. Ayet (23:58:4) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerinin âyetlerine inananlar, | |||||
| 539 | Mü'minûn 59. Ayet (23:59:3) | بِرَبِّهِمْ | بربهم | bi-rabbihim | Rablerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerine ortak koşmayanlar, | |||||
| 540 | Mü'minûn 60. Ayet (23:60:9) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin huzuruna | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler, | |||||
| 541 | Mü'minûn 72. Ayet (23:72:5) | رَبِّكَ | ربك | rabbike | Rabbinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. | |||||
| 542 | Mü'minûn 76. Ayet (23:76:6) | لِرَبِّهِمْ | لربهم | li-rabbihim | Rabblerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar. | |||||
| 543 | Mü'minûn 86. Ayet (23:86:3) | رَبُّ | رب | rabbu | Rabbi | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” | |||||
| 544 | Mü'minûn 86. Ayet (23:86:6) | وَرَبُّ | ورب | ve rabbu | ve Rabbi | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” | |||||
| 545 | Mü'minûn 93. Ayet (23:93:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 93,94. De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma.” | |||||
| 546 | Mü'minûn 94. Ayet (23:94:1) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 93,94. De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma.” | |||||
| 547 | Mü'minûn 97. Ayet (23:97:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım.” | |||||
| 548 | Mü'minûn 98. Ayet (23:98:3) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” | |||||
| 549 | Mü'minûn 99. Ayet (23:99:7) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 99,100. Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. | |||||