| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 87. Ayet (2:87:8) | بِالرُّسُلِ | بالرسل | bi-rrusul(i) | peygamberler | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 2 | Bakara 87. Ayet (2:87:19) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir peygamber | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 3 | Bakara 98. Ayet (2:98:6) | وَرُسُلِه۪ | ورسله | ve rusulihi | ve resullerine | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır. | |||||
| 4 | Bakara 101. Ayet (2:101:3) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar. | |||||
| 5 | Bakara 108. Ayet (2:108:5) | رَسُولَكُمْ | رسولكم | rasûlekum | rasulunüzden | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur. | |||||
| 6 | Bakara 119. Ayet (2:119:2) | اَرْسَلْنَاكَ | ارسلناك | erselnâke | seni gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. | |||||
| 7 | Bakara 129. Ayet (2:129:4) | رَسُولًا | رسولا | rasûlen | bir elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” | |||||
| 8 | Bakara 143. Ayet (2:143:10) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | rasulün (de) | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37] | |||||
| 9 | Bakara 143. Ayet (2:143:23) | الرَّسُولَ | الرسول | rrasûle | Elçi'ye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37] | |||||
| 10 | Bakara 151. Ayet (2:151:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdiğimiz | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. | |||||
| 11 | Bakara 151. Ayet (2:151:4) | رَسُولًا | رسولا | rasûlen | bir Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. | |||||
| 12 | Bakara 214. Ayet (2:214:19) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | peygamber | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır. | |||||
| 13 | Bakara 252. Ayet (2:252:9) | الْمُرْسَل۪ينَ | المرسلين | l-murselîn(e) | gönderilenlerdensin | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. | |||||
| 14 | Bakara 253. Ayet (2:253:2) | الرُّسُلُ | الرسل | -rrusulu | elçiler ki | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 15 | Bakara 279. Ayet (2:279:8) | وَرَسُولِه۪ۚ | ورسوله | ve rasûlih(i) | ve Elçisi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur. | |||||
| 16 | Bakara 285. Ayet (2:285:2) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | Resul | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 17 | Bakara 285. Ayet (2:285:14) | وَرُسُلِه۪ۜ | ورسله | ve rusulihi | ve peygamberlerine | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 18 | Bakara 285. Ayet (2:285:20) | رُسُلِه۪۠ | رسله | rusulih(i) | O'nun elçileri- | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 19 | Âl-i İmran 32. Ayet (3:32:4) | وَالرَّسُولَۚ | والرسول | ve-rrasûl(e) | ve Elçiye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:1) | وَرَسُولًا | ورسولا | ve rasûlen | ve bir elçi (şöyle diyen) | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 21 | Âl-i İmran 53. Ayet (3:53:6) | الرَّسُولَ | الرسول | rrasûle | elçiye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz.” | |||||
| 22 | Âl-i İmran 81. Ayet (3:81:13) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir peygamber | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Allah peygamberlerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. | |||||
| 23 | Âl-i İmran 86. Ayet (3:86:10) | الرَّسُولَ | الرسول | -rrasûle | Resul'ün | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez. | |||||
| 24 | Âl-i İmran 101. Ayet (3:101:9) | رَسُولُهُۜ | رسوله | rasûluh(u) | O'nun Elçisi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir. | |||||
| 25 | Âl-i İmran 132. Ayet (3:132:3) | وَالرَّسُولَ | والرسول | ve-rrasûle | ve Elçiye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. | |||||
| 26 | Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:4) | رَسُولٌۚ | رسول | rasûlun | bir elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. | |||||
| 27 | Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:9) | الرُّسُلُۜ | الرسل | rrusul(u) | elçiler | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. | |||||
| 28 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:7) | وَالرَّسُولُ | والرسول | ve-rrasûlu | ve Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 29 | Âl-i İmran 164. Ayet (3:164:9) | رَسُولًا | رسولا | rasûlen | bir elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. | |||||
| 30 | Âl-i İmran 172. Ayet (3:172:4) | وَالرَّسُولِ | والرسول | ve-rrasûli | ve Elçinin | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 31 | Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:25) | رُسُلِه۪ | رسله | rusulihi | elçileri- | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 32 | Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:30) | وَرُسُلِه۪ۚ | ورسله | ve rusulih(i) | ve elçilerine | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 33 | Âl-i İmran 183. Ayet (3:183:9) | لِرَسُولٍ | لرسول | li-rasûlin | hiçbir elçiye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?” | |||||
| 34 | Âl-i İmran 183. Ayet (3:183:18) | رُسُلٌ | رسل | rusulun | elçiler | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?” | |||||
| 35 | Âl-i İmran 184. Ayet (3:184:5) | رُسُلٌ | رسل | rusulun | peygamberler de | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.[103] | |||||
| 36 | Âl-i İmran 194. Ayet (3:194:6) | رُسُلِكَ | رسلك | rusulike | elçilerine | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va’dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va’dinden dönmezsin.” | |||||
| 37 | Nisâ 13. Ayet (4:13:7) | وَرَسُولَهُ | ورسوله | ve rasûlehu | ve Elçisine | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 38 | Nisâ 14. Ayet (4:14:4) | وَرَسُولَهُ | ورسوله | ve rasûlehu | ve Elçisi'ne | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 39 | Nisâ 42. Ayet (4:42:6) | الرَّسُولَ | الرسول | rrasûle | Elçi'ye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. | |||||
| 40 | Nisâ 59. Ayet (4:59:8) | الرَّسُولَ | الرسول | rrasûle | Elçiye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. | |||||
| 41 | Nisâ 59. Ayet (4:59:19) | وَالرَّسُولِ | والرسول | ve-rrasûli | ve Elçiye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. | |||||
| 42 | Nisâ 61. Ayet (4:61:10) | الرَّسُولِ | الرسول | rrasûli | Elçiye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. | |||||
| 43 | Nisâ 64. Ayet (4:64:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz göndermedik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. | |||||
| 44 | Nisâ 64. Ayet (4:64:4) | رَسُولٍ | رسول | rasûlin | elçiyi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. | |||||
| 45 | Nisâ 64. Ayet (4:64:19) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. | |||||
| 46 | Nisâ 69. Ayet (4:69:4) | وَالرَّسُولَ | والرسول | ve-rrasûle | ve Elçi'ye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır. | |||||
| 47 | Nisâ 79. Ayet (4:79:13) | وَاَرْسَلْنَاكَ | وارسلناك | ve erselnâke | ve seni gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 48 | Nisâ 79. Ayet (4:79:15) | رَسُولًاۜ | رسولا | rasûlâ(en) | elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 49 | Nisâ 80. Ayet (4:80:3) | الرَّسُولَ | الرسول | rrasûle | Elçi'ye | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. | |||||
| 50 | Nisâ 80. Ayet (4:80:10) | اَرْسَلْنَاكَ | ارسلناك | erselnâke | biz seni göndermedik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. | |||||