| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 32. Ayet (2:32:2) | سُبْحَانَكَ | سبحانك | subhâneke | Seni tesbih ederiz | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. | |||||
| 2 | Bakara 116. Ayet (2:116:5) | سُبْحَانَهُۜ | سبحانه | subhâneh(u) | O yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, çocuk edindi” dediler.[33] O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Hepsi O’na boyun eğmiştir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 191. Ayet (3:191:18) | سُبْحَانَكَ | سبحانك | subhâneke | sen yücesin | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler. | |||||
| 4 | Nisâ 171. Ayet (4:171:40) | سُبْحَانَهُٓ | سبحانه | subhânehu | O yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin.[136] Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. | |||||
| 5 | Mâide 116. Ayet (5:116:18) | سُبْحَانَكَ | سبحانك | subhâneke | sen yücesin | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilâh edinin, dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin.” | |||||
| 6 | En'am 100. Ayet (6:100:12) | سُبْحَانَهُ | سبحانه | subhânehu | O münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 7 | A'raf 143. Ayet (7:143:36) | سُبْحَانَكَ | سبحانك | subhâneke | Sen yücesin | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince[228] onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi. | |||||
| 8 | Tevbe 31. Ayet (9:31:0) | سُبْحَانَهُ | سبحانه | subhânehu | O münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. | |||||
| 9 | Yunus 10. Ayet (10:10:0) | سُبْحَانَكَ | سبحانك | subhâneke | senin şanın pek yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların oradaki duaları, “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”, aralarındaki esenlik dilekleri, “selâm”; dualarının sonu ise, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. | |||||
| 10 | Yunus 18. Ayet (10:18:0) | سُبْحَانَهُ | سبحانه | subhânehu | O münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”. | |||||
| 11 | Yunus 68. Ayet (10:68:0) | سُبْحَانَهُۜ | سبحانه | subhâneh(u) | O bundan münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bir çocuk edindi” dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? | |||||
| 12 | Yusuf 108. Ayet (12:108:12) | وَسُبْحَانَ | وسبحان | ve subhâna | ve şanı yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ın şanı yücedir. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” | |||||
| 13 | Nahl 1. Ayet (16:1:6) | سُبْحَانَهُ | سبحانه | subhânehu | (Allah) uzaktır | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 14 | Nahl 57. Ayet (16:57:4) | سُبْحَانَهُۙ | سبحانه | subhânehu | şanı yüce olan | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O, bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini. | |||||
| 15 | İsrâ 1. Ayet (17:1:1) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâne | eksiklikten uzaktır | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.[309] | |||||
| 16 | İsrâ 43. Ayet (17:43:1) | سُبْحَانَهُ | سبحانه | subhânehu | (haşa) münezzehtir O | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, her türlü eksiklikten uzaktır, onların söylediklerinin ötesindedir, yücedir. | |||||
| 17 | İsrâ 93. Ayet (17:93:20) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâne | şanı yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.” | |||||
| 18 | İsrâ 108. Ayet (17:108:2) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâne | şanı yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler. | |||||
| 19 | Meryem 35. Ayet (19:35:8) | سُبْحَانَهُۜ | سبحانه | subhâneh(u) | O'nun şanı yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir. | |||||
| 20 | Enbiyâ 22. Ayet (21:22:8) | فَسُبْحَانَ | فسبحان | fe-subhâna | yüce(münezzeh)dir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir. | |||||
| 21 | Enbiyâ 26. Ayet (21:26:5) | سُبْحَانَهُۜ | سبحانه | subhâneh(u) | O münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Böyle iken) “Rahmân, çocuk edindi” dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. | |||||
| 22 | Enbiyâ 87. Ayet (21:87:19) | سُبْحَانَكَۗ | سبحانك | subhâneke | senin şanın yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zünnûn’u da hatırla.[369] Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. | |||||
| 23 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:21) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâna | münezehtir (uzaktır) | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 24 | Nûr 16. Ayet (24:16:11) | سُبْحَانَكَ | سبحانك | subhâneke | Seni tenzih ederiz | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu iftirayı işittiğiniz vakit, “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu, çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya! | |||||
| 25 | Furkan 18. Ayet (25:18:2) | سُبْحَانَكَ | سبحانك | subhâneke | senin şanın yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. | |||||
| 26 | Neml 8. Ayet (27:8:11) | وَسُبْحَانَ | وسبحان | ve subhâna | eksikliklerden münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır.” | |||||
| 27 | Kasas 68. Ayet (28:68:10) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâna | münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. | |||||
| 28 | Rum 17. Ayet (30:17:1) | فَسُبْحَانَ | فسبحان | fe-subhâna | öyle ise tesbih edin | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah’ı tespih edin.[423] | |||||
| 29 | Rum 40. Ayet (30:40:19) | سُبْحَانَهُ | سبحانه | subhânehu | O münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Allah’a koştuğunuz ortaklardan, bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir. | |||||
| 30 | Sebe' 41. Ayet (34:41:2) | سُبْحَانَكَ | سبحانك | subhâneke | sen yücesin | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.” | |||||
| 31 | Yâsîn 36. Ayet (36:36:1) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâne | ne yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. | |||||
| 32 | Yâsîn 83. Ayet (36:83:1) | فَسُبْحَانَ | فسبحان | fe-subhâne | yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 33 | Sâffât 159. Ayet (37:159:1) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâna | (münezzehtir) yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 34 | Sâffât 180. Ayet (37:180:1) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâne | yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 35 | Zümer 4. Ayet (39:4:12) | سُبْحَانَهُۜ | سبحانه | subhâneh(u) | O (bundan münezzehtir) yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O, bundan uzaktır, yücedir. O, bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. | |||||
| 36 | Zümer 67. Ayet (39:67:14) | سُبْحَانَهُ | سبحانه | subhânehu | O münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir. | |||||
| 37 | Zuhruf 13. Ayet (43:13:12) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâne | şanı yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 38 | Zuhruf 82. Ayet (43:82:1) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâne | münezzehtir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın da Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden uzaktır. | |||||
| 39 | Tûr 43. Ayet (52:43:6) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâna | şanı yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 40 | Haşr 23. Ayet (59:23:16) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâne | yücedir | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 41 | Kalem 29. Ayet (68:29:2) | سُبْحَانَ | سبحان | subhâne | tesbih ederiz | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz” dediler. | |||||