| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 108. Ayet (2:108:18) | السَّب۪يلِ | السبيل | ssebîl(i) | yolu | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur. | |||||
| 2 | Bakara 154. Ayet (2:154:6) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolu- | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.[41] | |||||
| 3 | Bakara 177. Ayet (2:177:28) | السَّب۪يلِ | السبيل | ssebîli | yolda kalmışlara | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. | |||||
| 4 | Bakara 190. Ayet (2:190:3) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin.[55] Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. | |||||
| 5 | Bakara 195. Ayet (2:195:3) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. | |||||
| 6 | Bakara 215. Ayet (2:215:14) | السَّب۪يلِۜ | السبيل | ssebîl(i) | ve yolda kalmış(lar) | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” | |||||
| 7 | Bakara 217. Ayet (2:217:13) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolu- | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 8 | Bakara 218. Ayet (2:218:8) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 9 | Bakara 244. Ayet (2:244:3) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. | |||||
| 10 | Bakara 246. Ayet (2:246:20) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolu- | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 11 | Bakara 246. Ayet (2:246:37) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 12 | Bakara 261. Ayet (2:261:6) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 13 | Bakara 262. Ayet (2:262:5) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. | |||||
| 14 | Bakara 273. Ayet (2:273:5) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 13. Ayet (3:13:11) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.[85] | |||||
| 16 | Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:30) | سَب۪يلٌۚ | سبيل | sebîlun | bir yol (sorumluluk) | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96] | |||||
| 17 | Âl-i İmran 97. Ayet (3:97:18) | سَب۪يلًاۜ | سبيلا | sebîlâ(en) | yoluna | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim[97] vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır.) | |||||
| 18 | Âl-i İmran 99. Ayet (3:99:8) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolu- | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 19 | Âl-i İmran 146. Ayet (3:146:13) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 157. Ayet (3:157:4) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. | |||||
| 21 | Âl-i İmran 167. Ayet (3:167:9) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. | |||||
| 22 | Âl-i İmran 169. Ayet (3:169:6) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. | |||||
| 23 | Âl-i İmran 195. Ayet (3:195:24) | سَب۪يل۪ي | سبيلي | sebîlî | benim yolumda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.” | |||||
| 24 | Nisâ 15. Ayet (4:15:22) | سَب۪يلًا | سبيلا | sebîlâ(n) | bir yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).[110] | |||||
| 25 | Nisâ 22. Ayet (4:22:17) | سَب۪يلًا۟ | سبيلا | sebîlâ(n) | bir yoldur | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur. | |||||
| 26 | Nisâ 34. Ayet (4:34:35) | سَب۪يلًاۜ | سبيلا | sebîlâ(en) | başka bir yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.[115] Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı[116] korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.[117] Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür. | |||||
| 27 | Nisâ 36. Ayet (4:36:21) | السَّب۪يلِۙ | السبيل | ssebîli | yolcuya | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. | |||||
| 28 | Nisâ 43. Ayet (4:43:18) | سَب۪يلٍ | سبيل | sebîlin | yoldan | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 29 | Nisâ 44. Ayet (4:44:14) | السَّب۪يلَۜ | السبيل | ssebîl(e) | yolu | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. | |||||
| 30 | Nisâ 51. Ayet (4:51:20) | سَب۪يلًا | سبيلا | sebîlâ(n) | yolda(dırlar) | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğût”a[121] inanıyorlar. İnkâr edenler için de, “Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. | |||||
| 31 | Nisâ 74. Ayet (4:74:3) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 32 | Nisâ 74. Ayet (4:74:13) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 33 | Nisâ 75. Ayet (4:75:6) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? | |||||
| 34 | Nisâ 76. Ayet (4:76:5) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût[125] yolunda savaşırlar. O hâlde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. | |||||
| 35 | Nisâ 76. Ayet (4:76:11) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût[125] yolunda savaşırlar. O hâlde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. | |||||
| 36 | Nisâ 84. Ayet (4:84:3) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | س ب ل | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah inkâr edenlerin gücünü kırar. Allah’ın gücü daha üstündür, cezası daha şiddetlidir. | |||||
| 37 | Nisâ 88. Ayet (4:88:22) | سَب۪يلًا | سبيلا | sebîlâ(n) | bir yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. | |||||
| 38 | Nisâ 89. Ayet (4:89:15) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı. | |||||
| 39 | Nisâ 90. Ayet (4:90:36) | سَب۪يلًا | سبيلا | sebîlâ(n) | bir yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. | |||||
| 40 | Nisâ 94. Ayet (4:94:8) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 41 | Nisâ 95. Ayet (4:95:11) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 95,96. Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 42 | Nisâ 98. Ayet (4:98:12) | سَب۪يلًا | سبيلا | sebîlâ(n) | yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan[128], çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır. | |||||
| 43 | Nisâ 100. Ayet (4:100:4) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 44 | Nisâ 115. Ayet (4:115:12) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolundan | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir. | |||||
| 45 | Nisâ 137. Ayet (4:137:20) | سَب۪يلًاۜ | سبيلا | sebîlâ(n) | (doğru) yola | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||
| 46 | Nisâ 141. Ayet (4:141:36) | سَب۪يلًا۟ | سبيلا | sebîlâ(n) | bir yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 47 | Nisâ 143. Ayet (4:143:16) | سَب۪يلًا | سبيلا | sebîlâ(n) | bir (çıkar) yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kâfirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. | |||||
| 48 | Nisâ 150. Ayet (4:150:22) | سَب۪يلًاۙ | سبيلا | sebîlâ(n) | bir yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 49 | Nisâ 160. Ayet (4:160:12) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yolundan | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 160,161. Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık. | |||||
| 50 | Nisâ 167. Ayet (4:167:6) | سَب۪يلِ | سبيل | sebîli | yol- | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. | |||||