| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 164. Ayet (2:164:37) | الْمُسَخَّرِ | المسخر | l-museḣḣari | emre hazır bekleyen | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. | |||||
| 2 | Bakara 212. Ayet (2:212:6) | وَيَسْخَرُونَ | ويسخرون | ve yesḣarûne | ve alay ederler | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. | |||||
| 3 | En'am 10. Ayet (6:10:8) | سَخِرُوا | سخروا | saḣirû | alay edenleri | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti. | |||||
| 4 | A'raf 54. Ayet (7:54:23) | مُسَخَّرَاتٍ | مسخرات | musaḣḣarâtin | boyun eğmiş vaziyette | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a[219] kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. | |||||
| 5 | Tevbe 79. Ayet (9:79:0) | فَيَسْخَرُونَ | فيسخرون | fe-yesḣarûne | alay edenler | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 6 | Tevbe 79. Ayet (9:79:0) | سَخِرَ | سخر | seḣira | alay etmiştir | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 7 | Hûd 38. Ayet (11:38:9) | سَخِرُوا | سخروا | seḣirû | alay ediyorlardı | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” | |||||
| 8 | Hûd 38. Ayet (11:38:13) | تَسْخَرُوا | تسخروا | tesḣarû | alay ederseniz | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” | |||||
| 9 | Hûd 38. Ayet (11:38:16) | نَسْخَرُ | نسخر | nesḣaru | alay edeceğiz | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” | |||||
| 10 | Hûd 38. Ayet (11:38:19) | تَسْخَرُونَۜ | تسخرون | tesḣarûn(e) | sizin alay ettiğiniz | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” | |||||
| 11 | Ra'd 2. Ayet (13:2:12) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve saḣḣara | ve boyun eğdirdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. | |||||
| 12 | İbrahim 32. Ayet (14:32:16) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve seḣḣara | ve emrinize verdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. | |||||
| 13 | İbrahim 32. Ayet (14:32:23) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve seḣḣara | ve emrinize verdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. | |||||
| 14 | İbrahim 33. Ayet (14:33:1) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve seḣḣara | ve emrinize verdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. | |||||
| 15 | İbrahim 33. Ayet (14:33:6) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve seḣḣara | ve emrinize verdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. | |||||
| 16 | Nahl 12. Ayet (16:12:1) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve saḣḣara | hizmetinize verdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. | |||||
| 17 | Nahl 12. Ayet (16:12:8) | مُسَخَّرَاتٌ | مسخرات | musaḣḣarâtun | boyun eğdirilmiştir | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. | |||||
| 18 | Nahl 14. Ayet (16:14:3) | سَخَّرَ | سخر | saḣḣara | hizmetinize veren | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O’nun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. | |||||
| 19 | Nahl 79. Ayet (16:79:5) | مُسَخَّرَاتٍ | مسخرات | museḣḣarâtin | O'nun emrine boyun eğdirilmiş | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. | |||||
| 20 | Enbiyâ 41. Ayet (21:41:8) | سَخِرُوا | سخروا | seḣirû | alay eden(leri) | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. | |||||
| 21 | Enbiyâ 79. Ayet (21:79:7) | وَسَخَّرْنَا | وسخرنا | ve saḣḣarnâ | ve boyun eğdirdik | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Dâvûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.[368] | |||||
| 22 | Hacc 36. Ayet (22:36:24) | سَخَّرْنَاهَا | سخرناها | seḣḣarnâhâ | onları boyun eğdirdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. | |||||
| 23 | Hacc 37. Ayet (22:37:12) | سَخَّرَهَا | سخرها | seḣḣarahâ | onları boyun eğdirdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele. | |||||
| 24 | Hacc 65. Ayet (22:65:5) | سَخَّرَ | سخر | seḣḣara | buyruğunuza verdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||
| 25 | Mü'minûn 110. Ayet (23:110:2) | سِخْرِيًّا | سخريا | siḣriyyen | alaya | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz. | |||||
| 26 | Ankebut 61. Ayet (29:61:7) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve seḣḣara | ve (kim) boyun eğdirdi? | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? | |||||
| 27 | Lokman 20. Ayet (31:20:5) | سَخَّرَ | سخر | saḣḣara | boyun eğdirdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. | |||||
| 28 | Lokman 29. Ayet (31:29:13) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve seḣḣara | ve emrine boyun eğdirmiştir | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. | |||||
| 29 | Fâtır 13. Ayet (35:13:9) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve seḣḣara | ve buyruğu altına almıştır | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu, Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. | |||||
| 30 | Sâffât 12. Ayet (37:12:3) | وَيَسْخَرُونَۖ | ويسخرون | ve yesḣarûn(e) | onlar ise alay ediyorlar | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, sen (onların hâline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar. | |||||
| 31 | Sâffât 14. Ayet (37:14:4) | يَسْتَسْخِرُونَۖ | يستسخرون | yestesḣirûn(e) | alay ederler | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. | |||||
| 32 | Sâd 18. Ayet (38:18:2) | سَخَّرْنَا | سخرنا | seḣḣarnâ | boyun eğdirmiştik | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 18,19. Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. | |||||
| 33 | Sâd 36. Ayet (38:36:1) | فَسَخَّرْنَا | فسخرنا | fe-seḣḣarnâ | biz boyun eğdirdik | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Rüzgâr, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. | |||||
| 34 | Sâd 63. Ayet (38:63:2) | سِخْرِيًّا | سخريا | siḣriyyen | alay konusu | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” | |||||
| 35 | Zümer 5. Ayet (39:5:13) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve saḣḣara | ve buyruğu altına almıştır | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 36 | Zuhruf 13. Ayet (43:13:14) | سَخَّرَ | سخر | saḣḣara | hizmetimize verenin | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 37 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:20) | سُخْرِيًّاۜ | سخريا | suḣriyyâ(en) | hizmetçi, çalışan | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 38 | Câsiye 12. Ayet (45:12:3) | سَخَّرَ | سخر | seḣḣara | boyun eğdirdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, O’nun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. | |||||
| 39 | Câsiye 13. Ayet (45:13:1) | وَسَخَّرَ | وسخر | ve seḣḣara | ve boyun eğdirdi | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. | |||||
| 40 | Hucurât 11. Ayet (49:11:6) | يَسْخَرْ | يسخر | yesḣar | alay etmesin | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. | |||||
| 41 | Hâkka 7. Ayet (69:7:1) | سَخَّرَهَا | سخرها | seḣḣarahâ | onu saldı | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş hâlde görürdün. | |||||