"سل" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 515 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 57. Ayet (2:57:7) وَالسَّلْوٰىۜ والسلوى ve-sselvâ ve bıldırcın س ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
2 Bakara 71. Ayet (2:71:13) مُسَلَّمَةٌ مسلمة musellemetun kusursuz س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
3 Bakara 87. Ayet (2:87:8) بِالرُّسُلِ بالرسل bi-rrusul(i) peygamberler ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?
4 Bakara 98. Ayet (2:98:6) وَرُسُلِه۪ ورسله ve rusulihi ve resullerine ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır.
5 Bakara 102. Ayet (2:102:7) سُلَيْمٰنَۚ سليمن suleymân(e) Süleyman'ın سُلَيْمَان
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
6 Bakara 102. Ayet (2:102:10) سُلَيْمٰنُ سليمن suleymânu Süleyman سُلَيْمَان
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
7 Bakara 112. Ayet (2:112:3) اَسْلَمَ اسلم esleme teslim ederse س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”[30] derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
8 Bakara 119. Ayet (2:119:2) اَرْسَلْنَاكَ ارسلناك erselnâke seni gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
9 Bakara 128. Ayet (2:128:3) مُسْلِمَيْنِ مسلمين muslimeyni teslim olanlardan س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”
10 Bakara 128. Ayet (2:128:8) مُسْلِمَةً مسلمة muslimeten teslim olan س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”
11 Bakara 131. Ayet (2:131:5) اَسْلِمْۙ اسلم eslim İslam ol (teslim ol) س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde, “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.
12 Bakara 131. Ayet (2:131:7) اَسْلَمْتُ اسلمت eslemtu teslim oldum س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde, “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.
13 Bakara 132. Ayet (2:132:17) مُسْلِمُونَۜ مسلمون muslimûn(e) müslümanlar olmaktan س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi.
14 Bakara 133. Ayet (2:133:27) مُسْلِمُونَ مسلمون muslimûn(e) teslim olanlarız س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?
15 Bakara 136. Ayet (2:136:31) مُسْلِمُونَ مسلمون muslimûn(e) teslim olanlarız س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”
16 Bakara 151. Ayet (2:151:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ gönderdiğimiz ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.
17 Bakara 205. Ayet (2:205:10) وَالنَّسْلَۜ والنسل ve-nnesl(e) ve nesli ن س ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
18 Bakara 208. Ayet (2:208:7) السِّلْمِ السلم -ssilmi islama (veya barışa) س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
19 Bakara 211. Ayet (2:211:1) سَلْ سل sel sor س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır.
20 Bakara 233. Ayet (2:233:53) سَلَّمْتُمْ سلمتم sellemtum verdikten س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını i-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.
21 Bakara 252. Ayet (2:252:9) الْمُرْسَل۪ينَ المرسلين l-murselîn(e) gönderilenlerdensin ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.
22 Bakara 253. Ayet (2:253:2) الرُّسُلُ الرسل -rrusulu elçiler ki ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69]
23 Bakara 275. Ayet (2:275:34) سَلَفَۜ سلف selefe geçmişte س ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.
24 Bakara 285. Ayet (2:285:14) وَرُسُلِه۪ۜ ورسله ve rusulihi ve peygamberlerine ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”
25 Bakara 285. Ayet (2:285:20) رُسُلِه۪۠ رسله rusulih(i) O'nun elçileri- ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”
26 Âl-i İmran 19. Ayet (3:19:5) الْاِسْلَامُ۠ الاسلام l-islâm(u) İslamdır س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.
27 Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:4) اَسْلَمْتُ اسلمت eslemtu ben teslim ettim س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
28 Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:14) ءَاَسْلَمْتُمْۜ ءاسلمتم e-eslemtum Siz de İslam (teslim) oldunuz mu? س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
29 Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:16) اَسْلَمُوا اسلموا eslemû İslam olurlarsa س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
30 Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:20) مُسْلِمُونَ مسلمون muslimûn(e) müslümanlarız س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler.
31 Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:32) مُسْلِمُونَ مسلمون muslimûn(e) müslümanlarız س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93]
32 Âl-i İmran 67. Ayet (3:67:10) مُسْلِمًاۜ مسلما muslimen bir müslüman س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.[94]
33 Âl-i İmran 80. Ayet (3:80:13) مُسْلِمُونَ۟ مسلمون muslimûn(e) müslümanlar س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi?
34 Âl-i İmran 83. Ayet (3:83:6) اَسْلَمَ اسلم esleme teslim olmuştur س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O’na boyun eğmişken ve O’na döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar?
35 Âl-i İmran 84. Ayet (3:84:29) مُسْلِمُونَ مسلمون muslimûn(e) teslim olanlarız س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.”
36 Âl-i İmran 85. Ayet (3:85:4) الْاِسْلَامِ الاسلام l-islâmi İslam'dan س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
37 Âl-i İmran 102. Ayet (3:102:13) مُسْلِمُونَ مسلمون muslimûn(e) müslümanlar olmak س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.
38 Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:9) الرُّسُلُۜ الرسل rrusul(u) elçiler ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.
39 Âl-i İmran 151. Ayet (3:151:14) سُلْطَانًاۚ سلطانا sultânâ(en) hiçbir güç س ل ط
Diyanet İşleri (Yeni) Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı; inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.
40 Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:25) رُسُلِه۪ رسله rusulihi elçileri- ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.
41 Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:30) وَرُسُلِه۪ۚ ورسله ve rusulih(i) ve elçilerine ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.
42 Âl-i İmran 183. Ayet (3:183:18) رُسُلٌ رسل rusulun elçiler ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
43 Âl-i İmran 184. Ayet (3:184:5) رُسُلٌ رسل rusulun peygamberler de ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.[103]
44 Âl-i İmran 194. Ayet (3:194:6) رُسُلِكَ رسلك rusulike elçilerine ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va’dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va’dinden dönmezsin.”
45 Nisâ 22. Ayet (4:22:11) سَلَفَۜ سلف selef(e) geçmişte س ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.
46 Nisâ 23. Ayet (4:23:49) سَلَفَۜ سلف selef(e) geçmişte س ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.[113] Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
47 Nisâ 43. Ayet (4:43:20) تَغْتَسِلُواۜ تغتسلوا taġtesilû yıkanıncaya غ س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
48 Nisâ 64. Ayet (4:64:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ biz göndermedik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.
49 Nisâ 65. Ayet (4:65:18) وَيُسَلِّمُوا ويسلموا ve yusellimû ve teslim olmadıkça س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.
50 Nisâ 65. Ayet (4:65:19) تَسْل۪يمًا تسليما teslîmâ(n) tam bir teslimiyetle س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.