"سواء" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 27 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 6. Ayet (2:6:4) سَوَٓاءٌ سواء sevâun eşittir س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10]
2 Bakara 108. Ayet (2:108:17) سَوَٓاءَ سواء sevâe dümdüz س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur.
3 Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:8) سَوَٓاءٍ سواء sevâ-in eşit olan س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93]
4 Âl-i İmran 113. Ayet (3:113:2) سَوَٓاءًۜ سواء sevâ/(en) aynı س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.[98]
5 Nisâ 89. Ayet (4:89:7) سَوَٓاءً سواء sevâ-â(en) eşit س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.
6 Mâide 12. Ayet (5:12:44) سَوَٓاءَ سواء sevâe düz س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”
7 Mâide 60. Ayet (5:60:26) سَوَٓاءِ سواء sevâ-i düz س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lânetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”
8 Mâide 77. Ayet (5:77:23) سَوَٓاءِ سواء sevâ-i doğrusu- س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın.”
9 A'raf 193. Ayet (7:193:0) سَوَٓاءٌ سواء sevâun birdir س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız).
10 Enfal 58. Ayet (8:58:0) سَوَٓاءٍۜ سواء seva/(in) aynı şekilde س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.
11 Ra'd 10. Ayet (13:10:1) سَوَٓاءٌ سواء sevâun birdir س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.
12 İbrahim 21. Ayet (14:21:26) سَوَٓاءٌ سواء sevâun artık birdir س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler.
13 Nahl 71. Ayet (16:71:19) سَوَٓاءٌۜ سواء sevâ/(un) eşit olacak şekilde س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
14 Enbiyâ 109. Ayet (21:109:6) سَوَٓاءٍۜ سواء sevâ/(in) eşit biçimde س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse, de ki: “(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum.”
15 Hacc 25. Ayet (22:25:13) سَوَٓاءًۨ سواء sevâen(i) eşit (ibadet yeri) س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.
16 Şu'arâ 136. Ayet (26:136:2) سَوَٓاءٌ سواء sevâun aynıdır س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir.”
17 Kasas 22. Ayet (28:22:10) سَوَٓاءَ سواء sevâe doğru س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde, “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi.
18 Rum 28. Ayet (30:28:19) سَوَٓاءٌ سواء sevâun eşit olan س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
19 Yâsîn 10. Ayet (36:10:1) وَسَوَٓاءٌ وسواء ve sevâun birdir س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
20 Sâffât 55. Ayet (37:55:4) سَوَٓاءِ سواء sevâ-i ortasında س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.
21 Sâd 22. Ayet (38:22:22) سَوَٓاءِ سواء sevâi ortasına (adalete) س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, “Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler.
22 Fussilet 10. Ayet (41:10:14) سَوَٓاءً سواء sevâen eşit olarak س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
23 Duhân 47. Ayet (44:47:4) سَوَٓاءِ سواء sevâi ortasına س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin.”
24 Câsiye 21. Ayet (45:21:12) سَوَٓاءً سواء sevâen bir olacak (öyle mi?) س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
25 Tûr 16. Ayet (52:16:6) سَوَٓاءٌ سواء sevâun birdir س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.”
26 Mümtehine 1. Ayet (60:1:48) سَوَٓاءَ سواء sevâe doğru س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır.
27 Münafikun 6. Ayet (63:6:1) سَوَٓاءٌ سواء sevâun eşittir س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.