| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | A'raf 71. Ayet (7:71:20) | سُلْطَانٍۜ | سلطان | sultân(in) | delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah’ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. | |||||
| 2 | Yunus 68. Ayet (10:68:0) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | deliliniz | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bir çocuk edindi” dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? | |||||
| 3 | Hûd 96. Ayet (11:96:5) | وَسُلْطَانٍ | وسلطان | ve sultânin | ve bir belgeyle | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi. | |||||
| 4 | Yusuf 40. Ayet (12:40:15) | سُلْطَانٍۜ | سلطان | sultân(in) | delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 5 | İbrahim 10. Ayet (14:10:32) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Hâlbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. | |||||
| 6 | İbrahim 11. Ayet (14:11:22) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” | |||||
| 7 | İbrahim 22. Ayet (14:22:18) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | bir güc(üm) | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” | |||||
| 8 | Kehf 15. Ayet (18:15:10) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 14,15. Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. | |||||
| 9 | Mü'minûn 45. Ayet (23:45:7) | وَسُلْطَانٍ | وسلطان | ve sultânin | ve bir delille | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 45,46. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. | |||||
| 10 | Neml 21. Ayet (27:21:8) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.” | |||||
| 11 | Sebe' 21. Ayet (34:21:6) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | zorlayıcı bir gücü | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. | |||||
| 12 | Sâffât 30. Ayet (37:30:6) | سُلْطَانٍۚ | سلطان | sultân(in) | gücümüz | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hâkimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.” | |||||
| 13 | Mü'min 23. Ayet (40:23:5) | وَسُلْطَانٍ | وسلطان | ve sultânin | ve bir yetki ile | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a[473] gönderdik. Onlar ise; “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. | |||||
| 14 | Mü'min 35. Ayet (40:35:7) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. | |||||
| 15 | Mü'min 56. Ayet (40:56:8) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | (hiçbir) delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 16 | Duhân 19. Ayet (44:19:8) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum.” | |||||
| 17 | Zâriyât 38. Ayet (51:38:7) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil ile | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik. | |||||
| 18 | Tûr 38. Ayet (52:38:8) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilâhî vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin! | |||||
| 19 | Necm 23. Ayet (53:23:13) | سُلْطَانٍۜ | سلطان | sultân(in) | güç | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir. | |||||
| 20 | Rahman 33. Ayet (55:33:17) | بِسُلْطَانٍۚ | بسلطان | bi-sultân(in) | kudretle | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. | |||||