| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Hûd 54. Ayet (11:54:7) | بِسُٓوءٍۜ | بسوء | bisû/(in) | fena | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 54,55. Biz sadece şunu söyleriz: “Seni, ilâhlarımızdan biri fena çarpmış.” Hûd, dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın.” | |||||
| 2 | Yusuf 51. Ayet (12:51:16) | سُٓوءٍۜ | سوء | sû/(in) | kötülüğünü | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 3 | Nahl 28. Ayet (16:28:12) | سُٓوءٍۜ | سوء | sû/(in) | kötülük | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.” | |||||